beyoğlu rapsodisi

1 /
man on the moon man on the moon
romanın büyük bir bölümü beyoğlu sokaklarında geçer.mekanlar tanıdık gelir okudukça.polisiye bi roman pek diyemeyiz aslında.son 100 sayfada olaylar dallanıp budaklanıyor iyice.
all of nothing all of nothing
ahmet ümitin en iyi polise romanlarından biri.hergün önünden geçtiğimiz ama hiç umursamadığımız beyoğlu yapılarının tarihini aralara koyarak okuyucuya sunmaktadır bu kitabında.ayrıca çok akıcı bir dile sahip olan bu kitapta betimlemelerde çok güzel olmuştur hele rus kadını betimlemek için seçilen kelimeler tam anlamıyla müthiştir.üç okul arkadaşın iş güç sahibi olduktan sonra içlerinden birinin beyoğlunda işlenen cinayetleri konu alan bir sergi açmaya karar vermesiyle olaylar ceryan etmeye başlar.kitabın sonuda okuyucuyu tatmin edici bir özelliğe sahiptir..
kör kuyu kör kuyu
bir polisiye romandan çok "yeni başlayanlar için beyoğlu" tadında bir gezi rehberdir. yazarın canı beyoğlunu anlatmak istemiş ama polisiye roman yazarı sıfatını taşıdığı için araya polisiye namına bir şeyler sokuşturmaya çalışmış; bunda da son derece başarısız olmuştur. üstelik agatha christie'nin, baş yapıtı sayılabilecek romanı roger ackroyd cinayeti'ndeki üstün zeka ürünü kurgusunu, noktası virgülüne dokunmadan aynen kopyalayıp yapıştırmıştır. az buçuk polisiye roman okumuşluğu bulanan ve roger ackroyd cinayetini okumuş olan herkesin durumu çakacağını bildiği için, romanın sonuna roger ackroyd cinayeti'nden bir kaç satırı alıntı olarak koyup "ben aslında o romana atıfta bulundum" kurnazlığıyla durumu kurtarmaya çalışmıştır.
hexagram hexagram
ahmet ümit'in hatalarla dolu kitabı. bir polisiye roman okuyucusunun en merak ettiği ve en çok dikkat çektiği yer neresidir? tabiki de hikayenin sonudur. merak etmeyin lan, sonunu söyleyip romanı piç edip embesillik yapmaya niyetim yok. amma velakin hatayı söylemesem de olmaz. katilin tabancayı baş parmağıyla çekmesi beni dumura uğrattığı gibi yarmıştır. ulan o katil tabancayı baş parmakla çekse kendini vurur, karşısındakini değil.

kitabı okuyanlar ve dikkat etmemiş eşsiz bünyeler, vurulma anının yazılarına dikkatle okuyun.

o değil de hadi ahmet ümit'in gözünden kaçtı, bir şey oldu, cart curt oldu, neyse ne işte mına koyim. yayınevi'nin nasıl gözünden kaçmış. her önünüze gelen kitabı cart diye basıyor musunuz?

edit: kitabın 14. basımında düzeltilmiş. why georgia ya teşekkürler.
kunduz kunduz
son derece başarılı bir ahmet ümit polisiye romanı. okurla son derece başarılı bir iletişim kuruyor ve çokca şaşırtıyor. okuduğum en güzel kitap. etkileyici.
evrenin sonundaki babil balıgı evrenin sonundaki babil balıgı
ahmet ümit romanı.yazarın tarzını da aşağı yukarı yansıtan kitap.sürükleyicidir,kabuldür iyidir hoştur da sonu beni tatmin etmemekle birlikte hayal kırıklığına uğratmayı geçmiş,kederlere boğmuştur.
------spoiler-----
kitabı okumayanların/okuyacak olanların/bu da neyimiş sözlüğe bir bakayım bilgi dolayım diye düşünenlerin vb kitap okuma zevklerinin içine etmemek adına katile o herif diyeceğim.klasik bir kesiş cümlesi olduğunu bilmeme rağmen iddaa ediyorum ki hatta yetinmiyor ısrar da ediyorum ki okurken katilin o herif olduğu aklıma gelmişti.ama bir an kadar kısa süre içinde katil o herif çıkarsa çok ayıp eder yazar,hatta
yok devenin bale pabucu
diyerek def etmiştim aklımdan geçenleri..nitekim katil o herif çıktı.
ayıp oldu.
olmadı be ahmet ümit.öss çalışmam gereken saatlerimi vermiştim senin için.
****"hiç yağışıyomuu sağa"
----spoiler----
baydüdük baydüdük
kurgusu itibariyle çok derin bulmadığım ancak dili, akıcılığı, -beyoğlu'nu ayrıntılı bilmemden kaynaklı- olayları kafamda daha iyi canlandırabildiğim roman. galatasaray lisesi'nde okumuş üç arkadaşlar orta yaşlarında, varlıklı lümpen olmuşlardır artık, kendilerinin yaşadığı olayları dillendiriyor kitap. final bölümü dışında birçok bölümün keyifli olduğu beyoğlu rapsodisi okunulası bir kitap sayılır...
tatalu tatalu
ahmet ümit romana fon olarak beyoğlunu seçmeseydi, bu kadar akıcı olmazdı dedirten kitap. devamlı sunduğu beyoğlu manzaraları, herkesin beyninde karanlık duran "gece yarısında beyoğlu" noktalarını aydınlatıyor, beyoğlu elitinin ve düşmüşlerinin hayatlarını birleştiriyor. ve bir adamın, saygınlığının bekası uğruna neler yapabileceği romanın sürpriz sonuyla suratınıza buzlu su gibi çarpılıyor. zengin bir adamın bitmek bilmez şımarıklığıyla ölümsüz olma tutkusu, yine zengin bir adamın mutlu ailesi ve çok sevdiği özürlü oğlu, bu iki zengin adamın maddi yönden sürekli destekledikleri orta halli can arkadaş.

bu ülkede bir kadın konusu iyi sattırır, bir de beyoğlu.

benziyorlar da.
red cancer red cancer
doğan kitaptan çıkmıştır 385 sayfa ve 33 bölümden oluşur.ilk sayfasından itibaren okuyucuyu içine alır.müthiş beyoğlu tasvirleri vardır.sonu ise oldukça şaşırtıcıdır ama kitabın kurgusu düşünüldüğünde son kısım mantıksız olmuştur.
pell in pell in
beyoğluna daha farklı bir gözle bakmanızı sağlayan, katilin en son tahmin edeceğiniz kişi çıkaran, sonunu okuduğunuzda kitapla ilgili kafanızda kurduklarınızın tamamını silen, ahmet ümit'in en başarılı kitabı.
1 /