bilge karasu

2 /
jethro tull jethro tull
kılavuz romanına araç olmak, farkında olmadan yönlendirilmek, oyun içinde yaşamak gibi kavramları ele alan yazar. kurgulama yeteneği takdir edilesi yazardır aynı zamanda.
sleeping with ghosts sleeping with ghosts
"sanki başkalarının varlığı, uzaktan da olsa kendini sezdirmedikçe andronikos, bir türlü rahat edemiyor. kendilerinden uzaklaşmak için de olsa başkalarının varlığı gerek bu yalnızlığına."
konuyu bilmiyosun konuyu bilmiyosun
bana göre türkiye'nin en farklı yazarıdır. bir yazar düşünün ki, türkçe'ye o kadar hakim ve en önemlisi de dili kendi istediğine göre değiştiriyor, kelimeleri istediği gibi farklı anlamlara, farklı kalıplara sokabiliyor. olanı, düşünüleni, inanılanı yazmasından bahsetmiyorum, hayallerine ulaşmak için çaresizce kelimeleri değiştirmesinden bahsediyorum.

özellikle 'klavuz' adlı eserini okuyanlar, bilge karasu'nun kendine ne denli farklı bir hayat kurduğunu çok da iyi anlarlar. gözümde, türkiye'nin en farklı yazarıdır.
pikolata pikolata
"ona bakıyorum. susuyor. önüne bakıyor. çocukluğundan beri bu oyunu oynar: gözetlenme oyununu.
önceleri belki bir suçluluk duygusuydu bu: kendisine dikilen göz tanrının, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, 'bakan, gören varmış gibi yaşamak'... karasu kendi kendine bir şeyler anlatır, gözetlenme oyunu da o sıra oynanır. bakan göz o anlatılanı dinlemektedir. nasıl gözse!..
işte bundan ötürü bakıyorum ona. baktığımı biliyor, susuyor, önüne bakıyor. ne düşündüğünü bildiğimi biliyor."

bilge karasu- ne kitapsız ne kedisiz
pikolata pikolata
iç seslerinden mahrum bırakmayışı güzel belki de ; açtığı sürekli parantezlerle. özlenmeyi hak edenlerden. keşke; zaman !
aylak kadın aylak kadın
"kendini duymak, gücünü sınamak, istediğini yapmaya gücü yetebileceğini anlamak için güç yoldan gitmek, iyidir, gereklidir. insanın, gerçekleşmesini istediği bir işe önce kendi benliğini koşması, işe önce kendi benliğinden başlaması gerekir."
pikolata pikolata
"her yanımda yapış yapış bir acı,çok eski,koyu bir koku. ışık yavaş yavaş kararırken ben, benim artık, kırılmış her parçanın içerisinde. aynada tanıyamadığım ben. binlerce parça. artık bende olmayan yüzbinlerce parça.

bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu?"

bilge karasu/ gece
keditör keditör
yazılan kitapları, yazar kaç yaşında yazdıysa bizim de o yaşta okumamızın daha iyi olduğunu düşünen adam. herkesin olgunluk derecesi aynı değil tabi ama kısmen doğru dediği. mesela adamın 30 yaşında yazdığını ben 35 yaşında belki ancak anlarım. tabi sadece yaşla değil yaşananlarla da alakalı bir durum olsa gerek.

lisedeyken okuduğum bir kitap o anda anlamsız gelse de şimdi okuduğumda bir şeyler anlayabiliyorum. bir şeyler diyorum, hepsini hala anlamıyorum demek ki. neyse ki bilge karasu'nun haklı olduğunun farkındayım. o yüzden "o kitap hiç iyi değil yaa, çok sıkıcı. boş." diyenlere kafa göz dalasım geliyor artık.

bu da somut bir örneğim olsun:
(bkz: #5042315)

edit: merak edenler için, bilge karasu'nun ne kitapsız ne kedisiz adlı kitabında yer alıyor yukarıdaki düşüncesi.
karyatid karyatid
"sen beni yaşatabilirsin, diye geçirdim içimden.
başı, gene, evet, dedi.
ama yaşatmak istemiyorsun çünkü sen
başı, evet, ben?.. dedi.
sevildiğini bilmek istersin.
evet.
ama sevildiğinin söylenmesini istemezsin. beni söylenmemiş bir sevgide
boğabilirsin."
durdurakbilmeyenyorgunadam durdurakbilmeyenyorgunadam
bu nefis söz ustasının kitaplarını okurken muhakkak yanımda tdk'nın kallavi sözlüğünden bulundururum. en iyi bildiğimi sandığım dilde körelmişim meğerse; yabancı dilde ise dert anlatmanın ötesine daha çok yol var.
enfes enfes
"ve" bağlacını hiç kullanmamıştır.

ayrıca öyle bir özenle seçmiştir ki kelimelerini, insan kendi hayatında kullandığı kelimelerin azlığına ve basitliğine bakıp utanır.
2 /