bilge karasu

4 /
avrat avrat
"şimdi bana gelmek istemiyor, bekliyorum ama, umuyorum, bir gün gelecek, her şeyden usanacak bezecek öyle gelecek bana, bezginlik içinde ama artık hasta olmayacak, tanrım bağışlayacak onu bana, bezginlik içinde gelecek ama kucağım açık, onu nasıl beklediğimi biliyor biliyor biliyor."
de te fabula narratur de te fabula narratur
"yazarın sunduğu “kimya”, metindedir. belli bir kişinin, belli bir anda üretmiş olduğu bir kimyadır bu. ya okurun okuduğu? sorun daha da karmaşıklaşıyor bu noktada. okur da “kendi gözü” diyebileceğimiz bir “almaç”la okumaktadır. yani kendi imgelerini, imge dizgelerini okumasına uygulamaktadır. (s.21)"

"yazı kendini söyler, söylemediğini yok eder. bir de; ara bir yol olarak, yok ettiklerinin bir bölüğünü sezdirebilir. sezdirdikleri “var” değildir ama “yok” da değildir. yazının alacakaranlığı, çok üretici olabilir." (s. 70)

-bilge karasu; bilge karasu, ne kitapsız ne kedisiz; metis edebiyat, 1994
tunqsounds tunqsounds



bilge karasu (1930, istanbul - 13 temmuz, 1995), türk öykü, roman, deneme,şiir yazarıdır. aynı zamanda felsefeci yanı olan karasu, metinlerinde felsefi sorunları işlemiş ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olarak görülmüştür.postmodern romanın türkiye'deki önemli isimleri arasında değerlendirilmektedir.
"dili ve bakışı ansızın çağıran bir çıplaklıktır yazı. yazmak, bir belleğin taşıyıcısı olmaktır. yazmak, bir mekânın yerlisi olmak, meskun bir bilincin taşıyıcısı olmak demektir. yazamamak, yabancı olmanın, kendi sürgünlüğü içerisinde unutmaya direnmenin son sınır çizgisidir. hakikatin doğumunu sarmalayan ince zarın çeperine bir adım daha atmaktır. meskûn mahalden uzaklaşmak, mekândan sürgün olmak, belleğin toprağında unutuşa rağmen uzun bir yolculuğa çıkmak demektir. ülkesinden sürülen lanetli bir oedipus yazgısını kanlı gözyaşlarıyla üzerinde taşımak, kendinin de dışında bir tarihi kışkırtmaktır. o nedenle dili ve bakışı ansızın çağırmak gerekecektir." der bilge karasu "bellek ve eleştiri" yazısında.
eserleri
öykü
*troya’da ölüm vardı
*uzun sürmüş bir günün akşamı
*göçmüş kediler bahçesi
*kısmet büfesi
*kılavuz
roman
*gece
deneme
*ne kitapsız ne kedisiz
*narla incire gazel
bilge karasu'nun hayatı boyunca aldığı ödüller şunlardır;
-1963 türk dil kurumu çeviri ödülü d. h. lawrence'den çevirdiği ölen adam ile ödül kazanmıştır.
-1970 sait faik hikaye armağanı uzun sürmüş bir günün akşamı ile ödül kazanmıştır.
-1991 pegasus ödülü gece ile ödül kazanmıştır.
-1994 sedat simavi edebiyat ödülü ne kitapsız ne kedisiz ile ödül kazanmıştır.

yazar dostlarının onun ardından yazdıkları:
"karasu kelimelerini özenle seçer. dili işlenmiş, üzerinde çok çalışılmış, oynanmış bir dildir. kullandığı arı türkçe başka yazarlarda yapay ve zorlama dururken, onun metinlerinde hoş bir tat bırakır. çünkü ritm düşünülerek, ses düşünülerek, görsellik düşünülerek kurulmuş, kurgulanmış, kusursuz olması istenmiş bir dille yazılmıştır."
"öykülerinde zamanı içinde bulunulandan geriye dönüşler yaparak kullanan yazar, geri dönüşlerde kısa, devrik ya da yarım bırakılmış cümlelerden oluşan anlatımıyla vermiştir."
"yazmayı yemek pişirmeye, dikiş dikmeğe, çiçek dermeğe benzetir örneğin; kitabı çatmaktan, dokumaktan, demlemekten, budamaktan, makaslamaktan, yoğurmaktan söz eder, yazının etlenip butlanmasından, yazıyla birlikte yaşamaktan söz eder. yani kitap yazmak hep 'yaşamın benzeri olabilecek bir iş' yapmak olarak görünür metinlerinde."
ve ozan yazar:

ben derin deniz balıklarının yüzüşünde kör dalgın
yosunlara sürünen karnımın arıklığı içinde onların
rengini bilemeden

karanlığın içinde yukarının ışığını unutmuşçasına unutmamışçasına
arar bulur yitirirken maviyi bir daha
bulamayacakmışçasına yitirmiş

gözlerimizin yanından yanlarından akan soğukları serinleri
ısınmaz sanıp ağzımı loş sulara boş sulara diri etlere saplanan
dişlerime kal etmiş

usta dalgıçların serptikleri gök taşlarını zümrütleri yakutları
kırallarını eğlendirmek için dalıp ciğerlerini
kusasıya kovaladıklarında

can taşlarını onlardan önce bulup kapan ciğerlerini daha kolay
kusmaları için derine daha derine kendi sularımın
karanlığına çeken

soğuğun tükenmeyeceğini ışığın çekildiğini diplere
hiçbir zaman erişemeyeceğini sanan ben birden
bir çukurdan

ağan maviyi gördüm kara değil boz değil yeşil bile değil
susuz bitkisiz doruksuz maviyi ısınan suların içinden
unuttum

her şeyi suyun yüzü olduğunu mavinin güneşe karıştığı yerde
başka mavilerle birleştiğini suyun
ısındığı yerde

unuttum yokoldu onlar dip suları ısınmaz artık
bir yerde herşey bitti mavide yaşıyoruz

ben derin deniz balıklarının yüzüşünde kör dalgın
maviyle çarpıştığımız mavileştiğim balıklaştığı
körlüğümüzün aydınlandığı
yerde...
don quixote rosinantee don quixote rosinantee



yazarların çoğu olabildiğince fazla kişiye ulaşmak, yazdıklarını herkesle paylaşmak çabasındadır. bazı yazarlarsa adeta okur seçerler; kendilerini herkesin okumasından, anlamasından, sevmesinden gizli bir rahatsızlık duyar gibidirler. türk edebiyatının en kendine özgü yazarlarından biri olan bilge karasu az yazdığı ama gerçekten "öz" yazdığı kitaplarıyla bu tür "seçkin" yazarlardan biri olmayı başarmıştır.


ülkemiz yazarlarının en kendine özgü ve en kişisel olanlarından biri olan öykücü, romancı ve deneme yazarı bilge karasu 1930'da, istanbul'da dünyaya geldi. istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi felsefe bölümü'nde öğrenim gördü. ankara radyosu dış yayınlar servisi'nde çalıştı. 1963 yılında, rockefeller bursuyla gittiği avrupa'dan dönerek çevirmenliğe başladı. ölümüne kadar hacettepe üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı.


bilge karasu bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını işleyen bir yazardır. her insanın hayatında önemli bir yer edinen (sevgi, dostluk, yalnızlık, tutku, inanç/inançsızlık, korku ve ölüm gibi) kavramları imgesel bir dille anlatır. yazar günlük hayattan bahsettiği için okuyucu, hikayedeki kahramanda ya da diğer kişilerde kendinden parçalar bulur. böylece kullanılan imgeleri de rahatlıkla bilinçaltında kendi yaşamına göre şekillendirip yorumlar, dolayısıyla hikayeyle okur arasında bir bağ oluşur. çünkü karasu insanla insanüstüyü, olağanla olağanüstüyü yapaylığa düşmeden, metnin doğal akışı ve hayatın kurgusal akışı içinde verir. okurun hayal gücünü özgür bırakır. karasu, kelimelerini özenle seçer. dili işlenmiş, üzerinde çok çalışılmış, oynanmış bir dildir. kullandığı arı türkçe başka yazarlarda yapay ve zorlama dururken onun metinlerinde hoş bir tat bırakır. çünkü ritim düşünülerek, ses düşünülerek, görsellik düşünülerek kurulmuş, kurgulanmış, kusursuz olması istenmiş bir dille yazılmıştır.


türk edebiyatının en özgün kalemlerinden biri olan karasu, gece adlı kitabıyla on yılda bir verilen pegasus ödülü'nü kazanan tek türk yazardır. aynı zamanda felsefeyle de ilgilenen karasu, metinlerinde felsefi sorunları işlemiş ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olmuştur. postmodern romanın türkiye'deki önemli isimleri arasında değerlendirilmektedir.


ilk öykülerini seçilmiş hikayeler dergisinde 1950'de yayımlayan karasu, öykülerinden derlediği ilk kitabını da 1963'te yayımladı. aynı yıl lawrence'tan çevirdiği ölen adam'la tdk çeviri ödülü'nü kazandı. 14 temmuz 1995'te pankreas kanseri tedavisi sürerken hacettepe üniversitesi'nde yaşama veda etti. vasiyeti üzerine, bütün yapıtlarını yayımlayan metis yayınları tarafından kitaplarının gelirinden elde edilen parayla onun adına bir edebiyat bursu verilmektedir.


romanları: gece (1985), kılavuz (1990)


ödülleri:


1963 türk dil kurumu çeviri ödülü (d. h. lawrence'tan çevirdiği ölen adam'la)


1970 sait faik hikaye armağanı (uzun sürmüş bir günün akşamı ile)


1991 pegasus ödülü (gece ile)


1994 sedat simavi edebiyat ödülü (ne kitapsız ne kedisiz ile)
kuş sütü kuru hüzün kuş sütü kuru hüzün
(...)

" öleceğimizi bilmeliydik. bileti üç saat önce aldım. durmadan ölümler içinde ufalanır dururdum, öyle kaldım. her ölümden sonra daha yoksul, her ölümü daha doğumunda hazırlayarak, sürükleme içinde, sürüklendiğimi bile bile, ölümü en kısa gönenç içinde bile beklemek. dost, ölümdedir. bileti birkaç saat önce aldım. ama dünden beri, aldığımı söylüyordum. ölüm gerek bana. varsınlar evlensinler. ölümü ararım ben. ayrılık öncesi aksar her zaman. boş boş bakılır dolu gözlerin içine. sırıtılır, el sıkışılır, sigara içilir. üst üste. aynı şeyi yapar dururuz, aynı hareketi, aynıyı yenilemektir elimizden gelen. iki saat önce yabancılar karıştı aramıza, tren kalkıncaya değin ayrılmadılar. onlar ayrılmadı, onlar kaldı ben gittim. yabancıların yanında büsbütün yabancılaştık. sırıtıldı, el sıkışıldı, sigara içildi. tiksindim. ayrılmadık, ayrıldılar. hepsi sevinç içindeydi. kimse kimseyi kıskanmıyordu. ben kıskandım.

bahar havasında vagonların penceresi açılır. içeriye ölüm esiyor. yenisi, yenilecek olanı. baharın mavisinde ölmeliyim."
albay aureliano buendia albay aureliano buendia
ülkemiz yazarlarının en kendine özgü ve en kişisel olanlarından biri olan öykücü, romancı ve deneme yazarı bilge karasu 1930'da, istanbul'da dünyaya geldi. istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi felsefe bölümü'nde öğrenim gördü. ankara radyosu dış yayınlar servisi'nde çalıştı. 1963 yılında, rockefeller bursuyla gittiği avrupa'dan dönerek çevirmenliğe başladı. ölümüne kadar hacettepe üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı.

bilge karasu bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını işleyen bir yazardır. her insanın hayatında önemli bir yer edinen (sevgi, dostluk, yalnızlık, tutku, inanç/inançsızlık, korku ve ölüm gibi) kavramları imgesel bir dille anlatır. yazar günlük hayattan bahsettiği için okuyucu, hikayedeki kahramanda ya da diğer kişilerde kendinden parçalar bulur. böylece kullanılan imgeleri de rahatlıkla bilinçaltında kendi yaşamına göre şekillendirip yorumlar, dolayısıyla hikayeyle okur arasında bir bağ oluşur. çünkü karasu insanla insanüstüyü, olağanla olağanüstüyü yapaylığa düşmeden, metnin doğal akışı ve hayatın kurgusal akışı içinde verir. okurun hayal gücünü özgür bırakır. karasu, kelimelerini özenle seçer. dili işlenmiş, üzerinde çok çalışılmış, oynanmış bir dildir. kullandığı arı türkçe başka yazarlarda yapay ve zorlama dururken onun metinlerinde hoş bir tat bırakır. çünkü ritim düşünülerek, ses düşünülerek, görsellik düşünülerek kurulmuş, kurgulanmış, kusursuz olması istenmiş bir dille yazılmıştır.

türk edebiyatının en özgün kalemlerinden biri olan karasu, gece adlı kitabıyla on yılda bir verilen pegasus ödülü'nü kazanan tek türk yazardır. aynı zamanda felsefeyle de ilgilenen karasu, metinlerinde felsefi sorunları işlemiş ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olmuştur. postmodern romanın türkiye'deki önemli isimleri arasında değerlendirilmektedir.

ilk öykülerini seçilmiş hikayeler dergisinde 1950'de yayımlayan karasu, öykülerinden derlediği ilk kitabını da 1963'te yayımladı. aynı yıl lawrence'tan çevirdiği ölen adam'la tdk çeviri ödülü'nü kazandı. 14 temmuz 1995'te pankreas kanseri tedavisi sürerken hacettepe üniversitesi'nde yaşama veda etti. vasiyeti üzerine, bütün yapıtlarını yayımlayan metis yayınları tarafından kitaplarının gelirinden elde edilen parayla onun adına bir edebiyat bursu verilmektedir.
4 /