biloperat

1 /
sanki cazorla sanki cazorla
benim hayallerimden birini gerçekleştiriyor da hiç ona "hayal" gibi gelmiyor ya yaşadığı, işte o zaman deli ediyor beni bu adam.

ne demek gece gece eve dönmeye üşenip de statta uyumak canım benim?

insana sormazlar mı öteki taraftarın canı çekmez mi diye..
üç kademeli su ısıtıcısı üç kademeli su ısıtıcısı
anlamsız bir nick. anlamlandırmaya çalışalım: (ilgilinin isteği üzerine)

açılımlar:

bi lop erat -> bi: bir; lop: et kütlesi; erat: erler, askerler

bilo per at -> bilo: lan bilal!; per: üçü bir arada (anlayan anladı. okey, ihale vs.); at: at işte, emir kipi

gördüğünüz gibi bütünüyle de, açılımlarıyla da bi anlam ifade etmemektedir. sik gibi niktir efendim.
kırmızıdenizyıldızı kırmızıdenizyıldızı
son yazı..son. üç harfli kelime. çabucak dökülüverir dudaklardan. son işte öyle basit ufak beklenmeyen son.
sona hazırlamak kendini, hiçbirşeye hazırlamamak aslında. öyle bir anda bir abisi olan bir kız için fazla, küçük kız. elinde tren bileti. boş boş bakıyor. geldi ya, sahiden de geldi. geldi işte bizim için. oturdu aysti içti onla, güldüler hep bekledikleri gibi. alıngansın dedi ona yine abisi. üç değil dört dedi şekerlik. yürüdüler sonra, insanın abisi olması nasıl güzel birşeymiş ya dedi. onca sıcak, herşey bitti bir an. abisi geldi. konuştu onla, son zamanlarda hiç gülmediği kadar güldü küçük kız. ilk defa korunup kollanmak iyi geldi ona. ilk defa üzülmedi verdiği değer yanlış anlaşılacak mı diye. sevgi dolu bir ailesi olmasına rağmen hiç abisi olmamıştı onun..

hiç beklenmediği anda hayat sürprizler çıkarır insanın karşısına. o kadar bitik ve umutsuz hatta umarsızken, bir anda elini uzatır hayat. hani bir söz var ya "tanrı insana taşıyabileceği kadar yük yüklermiş". küçük kız çok güçlü sanıyor tanrı beni derdi hep, tanrı beni çok güçlü sanıyor ama değilim..o geldi sonra, geçecek dedi.küçük kız tam yükünü bırakmaya niyetliyken.. abinim ben dedi kızdı, çok kızdı. kızmadım dese de kızdı..

ama kızmasına kızmadı küçük kız. uzun zaman sonra ilk defa gördüğü ışığa yürüdü..iki kişi vardı uzakta. ve uyuduğu topraktan onu çıkarttı o iki kişi. ellerini uzattılar küçük kıza, gel dediler. kalktı tökezleyerek küçük kız. korkarak bir daha düşmekten ve kaybetmekten korkarak. yürümeye başladı ışığa. ve bir sabah sevdikleri sayesinde ilk defa paramparça uyanmadı. onlar yaptı, o yaptı bunu. farkındalar mı, farkında mı.. belki..

güldük çok, kahkahalar attık, sohbetler ettik, kıskandık, mızıkçılık yaptık..heryerin altını üstüne getirdik. sakızlar üstüne konuştuk ve inandık. hayatta herşey inanç değil mi zaten.

beni hayalkırıklığına uğratmadı hiç. ben. ben uğrattım mı onu, kızacak mı bana şimdi. yok hayır kızmaz, küser belki. kızmaz o. kızamaz bu dünyaya göre fazla iyi. tek değilim yani, bunu hissettirdi bana. istemiyorum şimdi onu kaybetmek. insan abisinden vazgeçemez, yapamaz.ama koşullar..

hayatta yapamadığımız şeylere çok kızarız, pişmanlıklar yaşanmışlıklardan çok acıtır.keşke demeyeceğim ben, hiç unutmayacağım onu. yok hayır bu sırf onun cennette karşılacağınız beş kişiden biri olmasından dolayı değil, daha nedenleri var.

elimde tren bileti şimdi. bakıyorum öyle.cesursun sen. mükemmel bir abisin, o kız kardeşin var ya, hani gerçek olan. inan bana onun yerinde olmayı çok isterdim. genetik falan umrumda değil. uzakta olmasan, yanında olsam. "abim benim geçecek desen." birde gülsek, şeker yesek..

son.üç harfli. tek heceli. bu kadar basit. ne çok şey anlatıyor oysa.
bu da öyle bir yazıydı, ona gönül borcumun bir parçası
dedim ve noktayı koydum dedim ve noktayı koydum
artık bu çocuk yola düşmeli
gitmeli omuzlarında birsürü yüküyle beraber savrulmalı sokaklarda
bir şarkı dinleyip hüzünlenmeli
biraz ağlamalı
biraz gülümsemeli
bir çocuğun suratında ki gülümseyişle yeniden hayata dönmeli
bir kuşun kanat çırpışıyla özgürlüklerin ayaklarının altında olduğunu sezmeli
uyanmalı çocuk, gitmeli...

bu yazdığı dizelerle beni fethetmiş yazardır kendisi. iyidir hemde bu dünya için çok fazla iyi. bu kadar kötü şey varken etrafınızda böyle insanların varlığı biraz olsun sevindirir sizi. çok güzel şiirler yazar. çok doludur yüreği. bir o kadar sevimli. yaşadıkları güzel şeyler olmasa da hakkından gelebilecek kadar yüreklidir.

üzgünseniz eğer kesin önerilir kendi deyişiyle aspirin gibidir. öyle de hakikaten iyi geliyor insana. güldürüyor sizi olmadık yere, sevindiriyor. nasıl bir şeydir çözmüş değilim ama iyiki varmış. iyiki çıkmış karşıma.
seroo seroo
ilk zirvemde bana verilen, üzerinde nickimin yazdığı yaka kartını çıkarmamış, sözlük yazarı olmanın karizmasını kullanmak gayesiyle beşiktaş'ta dolaşıyordum. bir kız durdurdu beni sen itü sözlük yazarı mısın dedi, bittabi dedim yaka kartıma baksana. baktım da hatırlamadım nickini, biloperat diye bir yazar var sen onu tanır mısın, bana onu söyle dedi. hüsrana uğramıştım, benimle ilgilenir diye beklediğim kız biloperat’ı sormuştu ve bu ilk değildi, daha önce uğradığım birkaç ilçede daha bu olmuş; yaka kartımı gören kızlar hep bu nicki sormuşlardı ve ne yazık ki tanıyordum bu adamı. kaptanım lan o benim nasıl tanımam. ama soran bütün kızlara tanımıyorum yazar mı ki o, kaçıncı nesil filan diye bilinmeyen bir yazarmış ayaklarına yattım. her seferinde de aynı sözleri duydum; nasıl bilmezsin hiç mi sözlük okumuyorsun, o duygusal yazıları okumadın mı hiç.

okuyorum, hatta yazar takip sistemimde biloperat. her yazısını okuyorum ve mütemadiyen artılıyorum. yaşadığını, hissettiğini yazıyor çünkü ve yazmak için zorlamıyor kendini. bak bugün yazmadım demiyor geldiğinde yazıyor. sırf bu yüzden kendine yapılan önemli bir proje teklifi reddettiğini biliyorum, öyle de samimi bir adam işte. aspiringücü'ne aldı beni, hatta 2.kaptan yaptı, sağ kolumsun dedi, sevindirdi beni. yaka kartı ile sağlayamadığım popülerliği biloperatın sağ kolu ünvanı ile sağlarım sanıyorum başka ne işime yarayacak ki değil mi ama. duygusal, melankolik, ağlak filan denir ya bu adama hep sadece melankolik değil; ev antremanlarını, ilk araba kullanma deneyimini ve üniversiteye giriş amacını anlattığı (müzededir şu an) yazıları en önemli örnekleri olan eğlenceli girileri de bulunmakta. özetle trajikomik bir adam *

not: nick altı yazını bekletme sebebim, 500. girimi senin nick altı girin yapmaktı kaptan *
bulletproof bulletproof
ismi hakkındaki yoğun merak üzerine araştırma gazeteci ben* tarafından nick inin anlamı database in tozlu bitleri arasından bulunup çıkarılan yazardır.

(bkz: yaran nickler/@biloperat)

buradan anlıyoruz ki bilgisayarının şifresiymiş. hatta işi iyice yüzsüzlüğe vurarak bilgisayar operatörü olduğu tahmininde bulunuyorum. cevap hakkı kendisinde.

edit: bilgisayar operatörü değilmiş. kısfmet.
maia maia
bildiğin kanka. ayrıca yaptığı süper çıkarım ve çözümlerle "yahu ben kimle konuşuyorum? ne büyük bir zat-ı muhteremdir bu." dedirtmektedir kendisi.
1 /