bir tecrübe bırak

1 /
sevdim ve gittin sevdik ve gittiler sevdim ve gittin sevdik ve gittiler
hayatinizda ancak ve ancak kendinizi degistirerek birseyleri degistirebilirsiniz. ancak kendiniz degistiginizde etrafinizdaki kisiler, olaylar degismeye baslar. baskasini degistirmeye cabalamak beyhudedir, cunku, sadece kendinin ipleri kendinin elindedir, baskasinin ipleri senin elinde degildir ve hicbir zaman olmayacaktir.
milenaya mektuplar milenaya mektuplar
belli bir yaşa gelmiş olmasına rağmen, degisime gelişime kapalı ve becil zihniyetli insanları eğitmeye ,yola sokmaya çalışmanın imkansız olduğunu,bunun için çaba sarf etmenin zamandan ve sizden çok fazla şey çaldığını söylemek isterim.
eskisindendebeter eskisindendebeter
hani bir hikaye vardır;
bir gün bir kadın gül bahçesine girer fakat geri dönme şansı yoktur. bulduğu en güzel gülü almak zorundadır. bahçeyi hoplaya zıplaya ve en güzel gülü bulmak ümidiyle adımlar, her güle de br kulp bulur ve almaz. sonunda kadın bahçenin sonuna kadar ulaşmış olur fakat eli boştur.

heh işte! her kadın böyle değildir, direkt gül bahçesine dalmıyor. ya ailesinde gördükleri ya da çevresindekilerden korkuyor ve yanaşamıyor ya da doğru seçimi yapacak bilinçte olamıyor, çünkü yine etrafında görmediği şeylerdir bunlar...
bulsa da sonunda doğru insanı hatta doğru olduğunu bile bilse evet diyemiyor...

bu pandeminin beni değiştirdiğine inanmıyorum. ben eskiden de bu kadar düşünürdüm ama bazı şeyleri düşünmek, kabul etmek ve farkına varmak farklı şeyler.
evet daha güçlü ve kendimi ne yaparsam yapayım hazır hissediyorum. güçlü bir savaşçı gibiyim. istediğim her şeyi elde edecek güçteyim. eskiden olsaydı karşımdaki ne düşünür? üzülür mü diye ağlardım bile. ama artık bencil olmak zorundayım.
yeri gelir aileniz bile yanınızda olamaz çünkü. belki de siz onların yanında olamayacaksınız.
hiçbir şeyin garantisi yok yani... hastalığın da, sağlığın da garantisi yok.
ben bugün çok sağlıklı olabilirim ama yarın küçük ve saçma denebilecek bir dikkatsizlik sonucu hayatımdan da olabilirim. kimse bilemez.

pişmanlığım yok ama. evet keşke hayatıma giren insanlara biraz da olsa güvenebilseydim, biraz olsa kendimi açmaktan korkmasaydım ama demek ki böyle olması gerekiyormuş.

evet, eskileri çok özlüyorum. herkes kadar ama... ben geçmişimi gereğinden fazla özlersem geleceğime odaklanamam ki...
kendime, bu vücuda ve bu ruha eziyet etmeye hakkım yok- ki kimsenin hakkı yok.-

kendinize değer vermezseniz bir lokma ekmek için olmayacak şeyler yapmak zorunda kalırsınız. eğer kendinize değer verir ve severseniz, her şeyinizle kendinizi kabul ederseniz o zaman ne olacağını tahmin bile edemezsiniz.

düşünün! ne zaman çok güvendiğiniz, emek verdiğiniz bir işin olmadığını ya da size bir şey öğretmediğini gördünüz ki? iyi ve ya kötü... bu hayattan ders çıkartmak zorundasınız.

başarılı insanların iki tane özelliği vardır;
kendilerine ve yaptıkları işlere güvenir ve inanırlar.
ne olursa olsun, yaptıklarınız o an için doğruydu ve bitti.
bu kadar...
arokh arokh
o zaman sensei bekardan yeni yetmelere gelsin;

- yağda soğan kavururken pembeleşmesini beklemeyin, öyle bir şey olmuyor. bahsettikleri şey soğanların yumuşayıp renginin sararması aslında. daha çok tutarsanız karamelize olmaya başlar.

- ömrünüzü makarnayla geçirmek zorunda değilsiniz. ha illa geçirecekseniz makarnaları önceden kaynatılmış ve tuz atılmış suda arada bir karıştırarak haşlayın. suya yağ dökmenize gerek yok.

- makarnanın haşlama suyunu dökmeyin, makarnanın sosuna ya da yanına yapacağınız çorbada kullanabilirsiniz.

- aslında bütün tencere yemekleri aşağı yukarı aynı başlar; yağda soğan, biber, salça filan biraz pişer. sonra ne koyarsanız o olur. nohutsa nohut, fasulyeyse fasulye. en son üstüne kaynar suyu döküp baharatını atarsınız ve olur biter.

- bulgur pilavı, pirinç pilavına göre çok daha hata affedici ve besleyicidir. ayrıca kolaydır, makarnaya alternatif olarak düşünülebilir.

- pilavları geniş ve fazla derin olmayan bir tencerede, kızartmaları da olabilecek en derin tencerede yapınız.

- patatesi kızartmak yerine fırında yapmayı deneyin. hem fazla yağ kullanıp israf etmenize gerek kalmıyor hem de yağlı kağıttan dolayı bulaşık çıkmıyor.

- hayatınızda ilk kez elle hamur yoğuracaksanız hamura iki elinizle birlikte dalmayın. bir elinizin temiz kalıp arada un takviyesi yapması gerekecek. daha önce yoğurduysanız zaten "bir daha uğraşanı siksinler" deyip dominos'u tercih edeceksiniz o yüzden söylenecek bir şey yok o konuda.

- bildiğiniz gibi dünyanın en muğlak mutfak terimi "alabildiği kadar un"dur. aslında söylenmek istenen şey hamurun ele yapışmaması ya da çok az yapışması gerektiğidir. ama bunu zaten geçen maddede siktir edip yüzümüzü dominos'a çevirmiştik mesele değil o yüzden. genel kültür olsun diye söyledim.

- kek yapmak kolaydır ama çok bulaşık çıkartır. ille de yapacaksanız şekerle yumurtanın iyi çırpıldığından emin olun. en önemli püf noktası bu. hamura kakao ekler ve üstü için bir tencerede kakao, süt, yağ ve pudra şekeri kaynatıp fırından çıkan kekin üstüne dökerseniz o da ıslak kek oluyor. bir olayı yok yani.

- tavuk ve hindinin pişip pişmediğini anlamak için bir çatalla eti dürtün. kolaylıkla dağılıyorsa pişmiş demektir. beyaz eti 1 günden fazla muhafaza etmeniz gerekecekse buzluğa atın.

- hazır kutu domates püreleri çok iyi bir salça alternatifidir. sarımsak ve baharat takviyesiyle domatesli makarnaya filan daha çok yakışıyor bence.

- bir tencere yemeğini kısık ateşte uzun süre pişirirseniz helmeli (yoğun) ve daha lezzetli olur. harlı ateşte hemen pişsin derseniz salçalı suda yüzen bakliyat taneleri elde edersiniz. sabırlı olun, yavaş yavaş pişsin yemek.

- kıyma, bol soğanla lezzetli olur ve düşündüğünüzden daha fazla soğanla pişirilir. başta gözünüze çok gelecek ama zamanla eriyecek o soğanlar, korkmayın.

- biraz makarnayı derin bir tencereye alın, üzerini biraz geçecek kadar süt dökün, içine bir diş sarımsak rendeleyin ve pişmeye bırakın. makarnalar yumuşayıp süt krema kıvamına gelince içine biraz kaşar, biraz beyaz peynir, biraz ufalanmış ceviz atın ve tuz-karabiber ekleyip kaşarlar eriyene kadar karıştırın. mac and cheese'in en kolay hali. yalnız pişerken başında bekleyin ki süt taşmasın.

- parmak ölçüsü dedikleri şey parmağın uzunluğu değil, kalınlığıdır. yani tariflerde "üzerini 3 parmak geçecek kadar su ekleyelim" tarzı cümleler görünce şaşırıp galon galon su eklemeyin.

şimdilik benden bu kadar, aklıma geldikçe editlerim.
1
chloris chloris
hayatta hiçbir şeye şaşırmayacaksın. olmaz dediğiniz olur, ölmez dediğiniz ölür.
her şeye anlam yüklemeyelim, anlam yükledikçe etkisi büyür.
geldik, gidiyoruz; kendimizi çok da bir bok sanmayalım.
eski çaçalardan mehtap eski çaçalardan mehtap
nereye :p şaka şaka. üç kişiyseniz taksiye binin.

maalesef ne cebimdeki parayı bilirim ne otobüs saatlerini, yine böyle sorumsuz olduğum bir gün akşam dışarı çıktım, cüzdana baktım 20 lira var ama korkmuyorum çünkü 12 otobüsüne yetişicem, yetişemesem de problem değil çünkü chp'li bir belediyedeyim ve mutlaka saat başı gece otobüsü vardır gibi bir bilgi var zihnimde. #doğrusanılanyanlışlar

e tabi ne otobüse yetişebildim ne gece otobüsü var ne de cebimde taksi parası var, allahtan durakta 2 çocuk daha vardı ve allahım beni sevdiği için aynı mahalleye gidiyorduk. dedim 3 kişiyiz, taksiye binelim. dediler olur.

bakın gayet hayat kurtaran bir tecrübe. madafaka da sever.
ayımsı toraman ayımsı toraman
insanın yürüdüğü hayat yolu öyle bir yoldur ki ancak dönüş yolunu yokederek ilerlenir o yolda, o yolda asla duramazsın ve başa dönemezsin, yürümek zorundasın.

çoğu zaman bu yolda kendi kalbimizle kendi zamanımız arasınaki sarkaç savurur bizi dünyaya, bazen kendinin bile ücrasında yaşamaya başlarsın, bazen hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için, her şeyin tükenene kadar söylenmesi gerekir. zaman ilerledikçe, arada bir yoklar insanı intihara ayırdığı zamanlar.

işte bu yüzdendir ki, hayat yolunu arşınlarken her adımın hesabını iyi yapmak gerekir, hayat oluruna bırakılmayacak kadar karmaşık, anı kaçıraramayacak kadar da kısa.
1 /