bisiklet sürerek bir yere ulaşmak

kır bahçesi kır bahçesi
türk toplumunda yapılmayan çok az kişinin yaptığı bir durumdur.

ama hollanda gibi çeşitli ülkelerde görülen günlük sıradan durumdur.

yaş cinsiyet fark etmeksizin herkesin yaptığı zayıflık ve sağlıklarını borçlu oldukları aktivitedir.
şilili şilili
ehliyetimi kaptırdığım için bugünlerde kısa mesafe kullanıyorum. kullanmayı özlemişim hem de spor oluyor. özellikle akşamları zevkine kullanıyorum artık.
di mi ya di mi ya
hollandada olsak her yere ulaşırız ama bu coğrafyada imkansız. eğer konyada oturmuyorsanız.
hele ki trafikte bisikletliye ve motorsikletliye olan saygıyı görünce. insanın canını yolda bulmadığı aklına geliyor.
ancak ben, dizimde sakatlık olmasına ragmen bu hafta başlayacağım.
içim gidiyor binemiyorum diye.
ganjaman ganjaman
yaklaşık 2 sene öncesine kadar yaşadığım tüm tacizlere, her gün en az 2-3 sefer atlattığım ölüm tehlikesine rağmen yaptığım şeydi. kaza da yapmadım değil, çok kez yaptım, karnı burnunda hamile bir kadın az kalsın öldürüyordu beni. bisikletten düşmeme sebep oldu. kaburga çatlakları geçti, ama vücuttaki asfalt yanıklarının izi hatıra kaldı.

yaklaşık 2 ay önce de 1 yıldır pejmürde bekleyen, kullanmadığım bisikletimi değerinin çok altında bir miktara sattım. bisikletten soğumamın sebebi elbetteki trafikteki erkek magandalar, yola bakmaktan aciz, araba kullanmasını bilmeyen kadınlar değildi. asıl sebep diğer bisiklet sürücülerinin hak aramaktaki acizliği, boşvermişliği ve birlik olamaması idi. siz sanıyor musunuz ki batı avrupa ülkelerindeki bisiklet sürücüleri aynı sorunları yaşamadı? elbette yaşadılar, ama sonunda birlik olarak, mücadele ederek haklarını söke söke aldılar. velhasıl fazla uzatmadan sonuca varmam gerekirse, eğer canınızı sokakta bulmadıysanız bunu türkiye'de yapmayın. siz bisiklet sürerken birinin gelip sizi arabasının altında sürüklemesi oldukça yüksek olasılık. birini arabayla ezmek ile kafasına silahla ateş edip öldürmek arasında hiçbir fark olmamasına rağmen, türk yargısına göre cezai yaptırımları oldukça farklı. yani siz öldüğünüzle kalırsınız, eğer varsa aileniz dışında da hiçbir bisikletli sizin davanız için mücadele etmez.
leylasız leyla ile mecnun leylasız leyla ile mecnun
izmirde yaşarken 4 yıl boyunca aralıksız yaz kış hatay nokta-alsancak arası günde 15 km bisiklet sürerek işe gidip geldim. yokuşta çıktım. keşke istanbulda da yapabilsem. (iş çok yakın eve, yürüyorum)
uzaklardancemuzangeliyor uzaklardancemuzangeliyor
yol üzerinde bisikletlere saldıran manyak köpeklerin yaşamadığı semtlerde oturan insanların gerçekleştirdiği ulaşım türü.

burada olsa üzerine araba kırıyorlar bisikletlerin

yetmedi mi it koşturuyor arkandan..
aurora borealis aurora borealis
- yokuşlar
- dibinizden geçen size yol hakkı vermeyen arabalar
- silme geçen motosikletler
- her yeri çukur tümsek dolu yollar
- doğru düzgün bisiklet ekipmanlarının pahalılığı, kışın elim donmasın dediniz mi bir bisiklet eldiveni 150 lira falan. dandik portbagaj bile ithal bu ülkede.
- iklim. malum iç anadoluda iki mevsim var, donma ve yanma

- tüm bunlarla baş edecek kondisyon teknik ve sabrın olmaması

bunlar alıkoyuyor insanı.
ithinkthereforeiam ithinkthereforeiam
bisiklet ile bir yere verimli bir şekilde gidebilmek için yokuş olmamalı yerleşim yeriniz...

daha bu maddede kaybediyoruz zaten...

küçük cc bir scooter tavsiye ederim... trafik falan dinlemeden afacan afacan gidersiniz... ben şahsen zaman zaman yapıyorum...

500bin tl verip lüks bmw içinde saatlerce trafikte zaman geçiren adamların yanından "fiyuuuvvv" diye geçmek çok eğlenceli...