borç

1 /
spartacus spartacus
her yerde bulamayacağınız, en güzel örneklerinden biri ankara kale içi restoranda yapılan, harika otantik çorba. orjinal isminin bortsch olduğu ve dilimize borç olarak geçtiğini duydum.

tarifi ise şöyle:

malzemeler
2 lt et suyu (2 tablet et suyu olabilir)
2 büyük pancar
2 büyük soğan
250 gr kadar lahana
2 orta boy patates
1 orta boy kereviz
1 havuç
3 çorba kaşğı domates salçası
50 gr margarin
3 defne yaprağı
bir demet maydanoz sapı
4 - 5 diş sarmısak
1 tatlı kaşığı toz seker
tuz, karabiber, kırmızı biber
servis esnasında yoğurt veya ekşi krema

yapılış tarifi
2 litre et suyunu veya içine 2 et suyu tableti koyduğunuz çorba suyunu kaynamaya bırakınız ve kaynayınca söndürünüz.
pancarların kabuklarını soyunuz ve kibrit çöpü inceliğinde doğrayınız. pancarları cam bir kaseye alınız. plastik kaplar pancar rengine boyanır.
tuzla dövülmüş ve macun haline gelmiş sarmısakları pancarlara katınız ve bir miktar ovaladıktan sonra bir kenara ayırınız.
soğanı ince çintiniz ve yağ ile kavurunuz. soğanlar ölünce içine domates salçası ilave ediniz, salça kokusunun yok olması için bir miktar daha soğanlarla beraber kavurmaya devam ediniz.
şimdi pancarları ilave ediniz, ateşin altını kısınız pancarlar yumuşak bir hal alana kadar pişiriniz. fazla kavurmayınız, pancarlar daha sonra çorba ile de pişeceği için çok yumuşak olur.
hazırlamış olduğumuz et suyunu bu soğanlı, salçalı, pancar kavurmasına ilave ediniz.
şimdi küp halinde doğranmış havuç, kereviz, patates (biraz büyükçe), doğranmış lahana, defne yaprağı, şeker, bağlanmış maydanoz sapı çorbaya ilave ediniz.
sebzeler yumuşak bir hal alana kadar kaynamaya bırakınız. çorba pişince maydanoz sapı ve defne yapraklarını servisten önce çıkarınız.
ekşi krema veya iyice çırpılmış yoğurtla beraber servis yapılır ve her tabağa konan bir veya iki çorba kaşığı yoğurt, çorbaya özel bir lezzet verir.
adrian adrian
cep telefonununuzun bile alışık olmadığı bir telefon trafiğine takılmaktır.gece gündüz aranmak.altmış günlük senedin yirmibeşinci gününde arayıp,hal hatır sormadan para soran insanlara küfür etmeden cevap verebilmek için sarfedilen çaba.

(bkz: anlatılmaz yaşanır)
karahisari karahisari
bir gün kırım han’ı sadrazama borç istemeye gelmiş. sadrazam verme taraftarı değil. kanuni'ye arz etmiş. padişah, “verin” demiş ve ilave etmiş. “bugün borç alan yarın emir alır”.
gündüz ayrı ayrı gece de birlikte yüksek sesle gündüz ayrı ayrı gece de birlikte yüksek sesle
içten içe sevmediğiniz, ama yakanızdan düşmeyen, bir türlü kıramadığınız ya da kırsanız da anlamayacak kadar yüzsüz arkadaşınız ola ki sizden * isterse, ondan kurtulmanız için elinize geçen, kaçırılmaması gereken müthiş bir fırsattır bu. miktarını asla düşünmemelisiniz. otuzdur, ellidir, yetmiştir. verin gitsin. ve kurtuluşunuzun keyfini çıkarın. ama her zaman bu kadar keyifli olmamaktadır tabi. gayet yolunda giden ilişkileri - dostluktur, arkadaşlıktır, odur, budur - zamanında geri ödenmediği taktirde zora sokmakta, yokuşa sürebilmektedir. borcu alan taraf, ödeyememişliğin yüküyle, veren taraf ise acaba parayı geri istiyorum sanar mı düşüncesiyle, konuşmalara, aradaki samimiyete mesafe koymaktır.
ayrıca;
(bkz: para isteme benden buz gibi soğurum senden)
(bkz: borcun iyisi vermek derdin iyisi ölmek)
(bkz: borçlunun dili kısa gerek)
üşeniyorumöyleyseyarın üşeniyorumöyleyseyarın
orijinal ismi borscht, bortsch vs şekillerde yazılan lezzetli çorba. aslında yapımında kullanılan sebze çeşitliliği ile ana yemek sayılabilecek kadar doyurucudur. kırmızı rengini pancardan alır, pancarla beraber lahana, soğan gibi sebzeler içerse de türk damak tadına da gayet uygundur. itü makina fakültesine inerken yol üstünde sol tarafta, pek kimsenin dikkatini çekmeyen ayazpaşa rus lokantası vardır. orda bu borç çorbasının alası bulunabilir.
erdemetal erdemetal
bülent ecevit'in yazdığı, bana en anlamlı gelen, en sevdiğim şiir

sorunlarla savaşır
zamanla yarışırken
unutmayabiliyorsan
çiçekleri sulamayı

usanmayabiliyorsan
pencerene konan
güvercini ağarlamaktan
sabahları

karanlıkta ağlayan
sahipsiz köpeğin
paylaşabiliyorsan
yalnızlığını

yemeğini yerken açları
ocağın yanarken üşüyenleri
sen işindeyken işsizleri
duyabiliyorsan yanıbaşında

yanan ormanla yanabiliyorsan
gönlüne gömebiliyorsan
seni yaşatmak için
şehit düşen askeri

yaradana borcunu
biliyorsun demek
ödeyemesen de
ölünceyedek
hepaynışarkıyıdinleyenadam hepaynışarkıyıdinleyenadam
paraya ihtiyacının olduğu zamanlar, samimi bir muhabbet sırasında hatırlatılmaya çekinilen konudur, arayı bir anda dondurabilir.

bir de arkadaşa borç verdikten sonra, geri vermediği her gün sövüp, beklenmedik bir anda geri ödendiğinde ise "o kadar kötü adam değil lan aslında" diye düşünülmesi, insanoğlunun riyakarlığını gözler önüne serer.
1 /