broadchurch

biletli biletli
ingiliz dizi anlayışını yeniden su üstüne çıkaran, bayıldığım dizi.
broadchurch isimli kasabada bir çocuk ölür ve olaylar gelişir.
david tennant abimiz oyunculuğuyla yardırıyor, kendisine ve aksanına tapanların ellerini göreyim...
olivia colman ablamız da ds rolüyle göz dolduruyor.
ingiliz lirizmini dizinin kullandığı aydınlatmadan bile fark edebiliyorum ben, size de öyle oluyor mu? biri pencereden dışarıya bakıyorsa o camdan bir key light ver ki böyle iyice ortalık yansın ışıktan. şaka bir yana çok başarılı bir görüntü yönetmenleri var, kıymetini bilsinler. matt gray abimizmiş görüntü yönetmeni. 2007 yapımı oliver twist'ten tanıyoruz kendisini zaten, hatırladınız di mi?
öte yandan müzikler harika. olafur arnalds harika işler çıkarıyor zaten, biliyoruz.
izlenilesi bir dizi broadchurch, ters köşeye de yatırıyor hani.
marla singer marla singer
david tennant'ın iskoç aksanı için bile izlenebilecek dizi. twin peaks izlerken bile, aklımdan david tennant'tan ne kadar harikulade bir agent cooper olur diye düşünürken bunun ete kemiğe bürünmesi harika oldu. bu arada olivia colman'dan bahsetmemek olmaz. sezarın hakkı sezara, kadın harika bir oyunculuk sergilemiş.

muhteşem oyunculuklar, çekim kalitesi, müzikler, herşey harikayken tek problem senaryo olmuş. senaryonun çok fazla yerinde ciddiye alınmamışlık var. yani bu oyunculuk olmasa bu seriyi izler miydim, muhtemelen hayır. zira 5., 6. bölümde dizi iyice saçmalamalar yaşıyor. ama sonlara doğru tekrar toparlıyor, izleyiciyi tatmin ediyor.

seri polisiye olarak değil de, dram ve atmosfer için izlenirse tatmin daha mümkündür diye düşünüyorum. zira broadchurch zaman ayırmayı hakeden bir iş olsa da, kesinlikle the killing'in, twin peaks'in yanına yaklaşamaz. (david'ciğim seni ayrı tutuyorum, alınmayalım).

mantıksız sayılabilecek alanlara gelince:

-----spoiler-----

1. danny'nin babasının o gece nerede olduğunu söylememek için bu kadar aşırı direnmesi. çocuğun öldürülmüş, katili aranıyor. kim takar senin metresini. gerçekçi değil.
2. danny'nin annesinin, eski davadaki anneyle olan sahnesi. çok gereksiz, oyunculuk da kötü, replikler de kötü. komple başarısız. başka biryere de bağlandığı yok. zaman geçirmişler resmen.
3. suzan gidip gazetecinin mekanını basıyor, kadını gece yarısı tehdit ediyor. polisin haberi oluyor, ama kimsenin salladığı yok. ayrıca suzan başta mark ve cinayetin işlendiği mekan hakkında yanlış bilgi veriyor polise. gene kimse bunun üstüne gitmiyor.
4. tom, danny'nin ablasına patlıyor danny'den nefret ediyorum diye. gene kimse birşeyden haberdar olmuyor.
5. bi nige vardı, noldu ona?
6. son olarak slow motion ve sahneler arası gelip giden "broadchurch" ibaresi gereksiz fazla kullanılmış. serinin atmosferini biraz bozduğunu düşünüyorum.

-----spoiler-----

herneyse, 2. sezon onayını almış. bu kadar laf ettim ama david varsa ben de varım. hem de ingiliz işi, her türlü gideri var.
lefteyenine lefteyenine
ingiltere'den çıkmış, kate upton'dan sonraki en iyi şey.

muazzam bir sinematografi nasıl oluyor: ingiltere'nin clevedon kasabasının kartpostal coğrafyasını alıyorsunuz, harika bir görüntü yönetmeni ayarlıyorsunuz, başroldeki "sorunlu dedektif"imiz muayene olurken dahi kendini farkettiren tümevarıcı, kesik çekimler yapıyorsunuz, elinizde zaten iyi yazılmış bir materyal bulunuyor ve bunu sesi ve görüntüleriyle karakter derinliğini her anlamıyla yansıtan casting'e yamıyorsunuz, bir whodunit'den bekleneceği üzere başbelası şüpheleri eksik etmiyor, oturduğunuz sandalyeden şüphe ettirecek bir örgüyle sunuyorsunuz.

ve tabii ki de böylesine bir dramanın müziklerini bir izlandalı'ya emanet ediyorsunuz. kime edecektiniz ki ?

modern doctor who'dan tanıdığımız david tennant "geçmişi sıkıntılı, sorunlu dedektif", kasabanın acar gazetecisi jonathan bailey ve daha da acarı vicky mcclure, psişik esrarengiz will mellor, kasabaların olmazsa olmazı "gölgeli peder" arthur darvill ve daha niceleri derken diyeceğim ki aslında, "ben bu klişe karakterleri bundan 3 sene önce oynadığım bir indie bilgisayar oyununda da gördüm".

ama değil işte, küçümen, değil.

broadchurch, oğullarının ölümüyle yıkılan bir aile etrafında, herkesin birbirinden haberdar olduğu, maktul çocuğun babasının gördüğü her bir kasabalıya "günaydın" dediği açılış bölümünden, travma, şüphe, post-travma, linç, ihtiras, entrika derken nasıl bir insan grubunun bir cinayeti atlatamayıp neredeyse birbirlerini öldürecek, çoğunun hayatını mahvedecek noktaya gelişini işliyor.

broadchurch, kategorik olarak bir whodunit, ama broadchurch'e "whodunit dizisi" demek, house'a da "tıbbi gizem dizisi" demekle yarışır bir sığlık olur.

broadchurch, son bölüm hariç her bölüm sonundaki parça olan olafur arnalds'ın bestesi so close'da arnor dan'ın her bir dizeyi seslendirişinde içinizin ürperebildiği, bunu 7 bölüm boyunca sadece bitiş ekranında dahi yapabilen bir ustalık eseri.

diziyle ilgili oradan buraya seken bir kritik yaptım ama dikkat ederseniz, olayların güya psikolojileri etrafında döndüğü aile bireylerinden dahi bahsetmedim -bahsetmeyi unutmuşum diyelim. acılı bir annenin, patlamaya hazır donukluğunu ciğerinize tiner gibi işleyen jodie whittaker'ın oyunculuğu -ve kabul edelim ki duru, yer yer ablak güzelliği- için dahi izlenebilir bir yedinci sanat eseri, broadchurch.

2014'te abd televizyonları için remake'inin yapılacağı salık edilmiş ama böylesi bir alâmet-i fârikanın neresinden tutup remake yaparak daha da iyileştirebilirsiniz, inanın serbest çağrışmakla övünür zekâm almıyor.

1- devamının geleceği itv tarafından bildirilmiş, bizi sevinç trenlerine gark etmiştir.

2- kate upton, amerikandır.
liebefrida liebefrida
ikinci sezon onayı almış olduğunu daha bugün öğrendiğim, başrollerin yine aynı isimler tarafından oynanacağı kesinleşmiş gibi olup beni mesut bahtiyar eden dizidir.
widdler widdler
bir rivayete göre; senaristinin karısına bile katilin kim olduğunu sezon finaline kadar söylemediği dizi. acılı aile katilin kimliğini dedikodu öğrenir gibi öğrenmeseydi iyiydi.
whovian10 whovian10
broadchurch david tennant ve olivia colaman'ın beraber başrol oynadıkları dizi. 3sezonunu merakla beklediğim, kafamda neler olalacağını tasarladığım dizi.
dizi o kadar mükemmel ki karakterler tek tek ayrıntılı bir şekilde yaratılmış.
zaten david'ın iskoç aksağanını da duyuyoruz.
dizi sadece ülkesinde her hafta 9 milyon izleniyor. adamlar isterseniz izlemeyin daha iyisi yok diyorlar.
whovian10 whovian10
broadchurch david tennant ve olivia colaman'ın beraber başrol oynadıkları dizi. 3sezonunu merakla beklediğim, kafamda neler olalacağını tasarladığım dizi.
dizi o kadar mükemmel ki karakterler tek tek ayrıntılı bir şekilde yaratılmış.
zaten david'ın iskoç aksağanını da duyuyoruz.
dizi sadece ülkesinde her hafta 9 milyon izleniyor. adamlar isterseniz izlemeyin daha iyisi yok diyorlar.
momo momo
3. sezonu başlamış dizi.

belki mükemmel bir senaryo ve inanılmaz sürprizler yok ama yine de harika bir dizi. kasvetli yapımları sevenler için büyük keyif. bir de olivia colman muhteşem oynuyor, onun da hakkını vermek lazım.
schizoid schizoid
oyuncu performansının üst seviyede olduğu izlenmesi gereken güzel dizi.özellikle david tennant çok başarılı her türlü role yakışan bir oyuncu.
80 sonrası genç 80 sonrası genç
dedektiflerle birlikte, sezona yayılmış katil arayışı içeren dizileri sevdiğim için bu dizi de ilgimi çekti.
ilgimin devam etmesinde ise, sürükleyicilik, çok iyi oyunculuklar ve konunun sadece katil ya da saldırgan bulma hikayesi olarak bırakılmaması etkili oldu. medya, şüphe ve güven duyguları, adalet gibi konuların hakkıyla işlenmesiyle hikayeye derinlik katılmış.

olivia colman muhteşem oyunculuğuyla üçtür karşıma çıkıyor ve gittikçe kendisine hayran bırakıyor bu arada. değinmeden edemedim. değinmeden edemeyeceğim bir başka şey ise;

--spoiler--

3. sezonda kadınların toplanıp trish'e ve birbirine destek olduğu sahne çok etkileyiciydi. çok abartısız, sakin bir sahne olarak düşünülmesi etkiyi artırmış olabilir. ya da kadın olduğum için ve benzer güvensizlik hissini, birçok kadın gibi, yaşamak zorunda kaldığım için hikaye beni ayrıca etkilemiş de olabilir. 1. sezonda danny için sessizce yürüdükleri sahne de hoştu ama bu kadar etkilenmedim çünkü.

--spoiler--