bundesliga

1 /
sycrone one sycrone one
son senelerde yapılan yatırımlarla iyiden iyiye avrupa futbol ligleri arasında yüksek yerlere gelmeye başlamış kaliteli lig. hakikaten de özellikle yapılan oyuncu transferleri falan oldukça iyidir. yoğun olarak alman ve brezilyalı oyunculardan kurulu takımlardan oluşur.
genetic superior cell genetic superior cell
diğer üst seviye liglere oranla yıldız oyuncu sayısı azdır. genelde balkan ülkelerin ünlü topçuları bundesligada top oynamaktadır. fakat, bu ligin diğer liglerden ayıran en önemli özellik, taraftarının hem ateşli hemde stadları tamamiyle doldurmasıdır.

televizyondan bundesliga maçı izlerken oyuncuları yakından çekim yapmasından, pozisyonları daha yakından izleme olanağından ve maçların bol gollü geçmesinden dolayı bundesliga maçı izlemek daha zevkli gelebilir.
minero minero
kuruluşundan avrupa'da futbolun tesisleştiği ve normlaştığı 60lı yıllara kadar olanki şampiyon çeşitliliğini bir yana bırakıp sonraki şampiyonların çeşitliliği bile ligin kalitesi hakkında insana bilgi verebilir. (bkz: turkcell süper lig) belirtildiği gibi çok yıldız oyuncu olmasa da takımların arasında güç olarak uçurum yoktur. ' bayern münih''in maddi olarak baskınlığı arttırması ve lobisinin kuvvetliliği ligin kalitesine gölge düşürse de son senelerde çıkan werder bremen ve vfb stuttgart gibi takımlar yine de tek kutuplu bir lig olmadığını ispatlar. almanya'da yaşayan türk asıllı çok vatandaş olduğu için vatandaşlık tercihini türkiye yönünde yapmış bir sürü futbolcu bulunmaktadır. almanların disiplini ve sportif eğitim başarıları ile sağlam fundamentalli bir çok oyuncu bulunabilir. küçük ya da orta halli bir türk takımının uzun vadede kendi altaysını kurana kadar kendi gözlemci sistemi ile bu ligden bir sürü genç, yetenekli ve en önemlisi ucuz oyuncular elde edebilirler diye düşünüyorum. beni başlığa yazmaya iten bu lige türkiye'den yetişen (bkz: homegrown) 2 oyuncunun transfer olmasıdır ki bu türk futbolu adına sevindirici bir gelişmedir. 2008-2009 futbol sezonunda çağdaş atan energie cottbus'da (bkz: asansör takım) ve sinan kaloğlu ise vfl bochum'da forma giyecektir. işin ilginç yanı bu iki futbolcunun hemen hemen aynı dönemlerde altay ve beşiktaş formalarını beraber giymiş olmalarıdır. bir farklı nokta da bu oyuncular türk liginin baskın 3 takımından değil de baş altı tabir edebileceğimiz orta üst takımlardan bu lige gitmiş olmalarıdır. her ne kadar çağdaş ve sinan istanbul'a uğramış olsalar da umarım bu seviyedeki takımların genç oyuncuları istanbul'a uğramadan avrupa'nın yolunu tutup başarılı olurlar ki bu türk fubtolu adına çok büyük bir gelişme olur. bu iki oyuncun bundesliga'daki performansını merakla bekleyenlerden biriyim. umarım ikisi de takımalarında düzenli forma bulur ve başarılı olurlar.
jugador jugador
kim ne derse desin 2008-2009 sezonunun şampiyonluk yarışı ve futbol kalitesi bakımından en zevkli ligi olmuştur. son yıllarda büyük lig olma hüviyetlerini kaybetmek üzereydiler. ancak geçen sezon uzaktan duyduğumuz ayak sesleri bu sezon yanı başımızda işitilir olmaktadır.

bu güzel çekişmeyi de bir sezon boyunca gayet güzel takip edebildik kanal 24 sayesinde. gerçi son haftalarda dönüşümlü yayının bokunu çıkarmış olsalarda lejyonerlerimizi izleteceğiz diye abuk sabuk maçlar seçmemişler dahası her cumartesi saat 16:30'da maç yayına bağlanmışlardır. bez bebek faciasından sonra maç izleyeceğiz diye oturup garip programlar izlettirmediler en azından. bu sene izlediğim tüm bundesliga maçlarından büyük keyif aldım. zaten maçların bol gollü geçmesi bunun da göstergesidir.

zira geçen sene izlenebilirliğini yitirmeye başlayan serie a bu sene kendini neredeyse hiç izlettirememiştir. yaş ortalaması neredeyse 35 olan bir milan, aldığı cezalar sonrası hem madden ham manen kendine gelemeyen juve ve fiorentina, lige iyi başlayan ama devamını getiremeyen roma inter'e rakip olamadı. dünyanın en gereksiz takımı inter2in şampiyonluk yarışı da haliyle kimseyi cezbetmedi. serie a'da tek olumlu gelişme ise sene başında udinese ikinci devre performansı ile genoa oldu.

la liga ve premier lig'de ise beklenen oldu ve iki takım barça ve man utd. ligi domine etti. liverpool uzun yıllar ardından bu sefer şampiyonluğa çok yaklaşmış olsa da yine bizleri kalbi buruk bir şekilde önümüzdeki senelere bakıcaz dedirtti. barça'yı ise anlatmaya gerek yok. kendilerine rakip bile çıkmadı şampiyonluk yarışında. bir ara real madrid yanaşayım dedi ama çok kötü çarpıldı neticede. onlar da man utd gibi bu hafta büyük olasılıkla şampiyonluklarını ilan edecekler.

uzun lafın kısası bu senenin en zevkli maçlarını ve şampiyonluk yarışını bize bundesliga izlettirdi. son 3-4 haftaya zirvede 1'er ve 2'şer puan aralıklarla sıralanan 6 takımla girdi. son hafta ise bu sayı 4'e düştü. şampiyon adayı 4 takımla son haftaya giriliyor. bir ligde en zevkli ve en kaliteli şampiyonluk mücadelesi daha başka nasıl olabilir ki?

umarım gelecek sezon da buna benzer bir mücadele izleriz.
jugador jugador
2008-2009 sezonu için konuşacak olursak ligin ilk yarısına hoffenheim; ikinci yarısına ise wolfsburg damga vurmuştur. ama tüm sezona damga vuran isim ise franck ribery'dir. bayern şampiyonluk yarışını son haftaya kadar getirebildiyse en büyük pay bu scarface'indir. bu vesileyle buradan össan başkanıma selamlarımı iletiyorum.
hplovecraft hplovecraft
dünyanın tartışmasız en zevkli ligi. futbolcu olsam burada top koşturmayı çok isterdim. şöyle bir schalke 04 forması ile çoştururdum yeminle taraftarları.
1 /