burjuvazi

1 /
abbas yolcumu abbas yolcumu
cebini doldurduğumuz ama gözünü doyuramadığımız bi sınıf... cumhuriyet yönetimi boyunca siyasal iktidarlar halkın ekmeğinden keserek onlara aktardığı kaynaklarla zenginleşmişlerdir. çoğu rantiyedir. herhangi bir ülkenin sonradan görmeleri ile birlikte hak ettiği mutluluğu yakalayacaklarını sanmaktadırlar. beyhude bir çaba elbette.
erb erb
toplumsal yapılar ve tarihsel dönüşümler adlı dersimizde geçen her iki laftan biri. anladığım kadarıyla sonradan görmedir bunlar.sanata ve sanatçıya sahip çıkmışlardır bu sabeple saygı duyarım ama bu sahiplenişte bile bahçemde daha ihtişamlı bi heykel olsun , işte benim bilmem kaç tane portrem var senin varmı gibilerinden bi nispet etme durumu hakimdir.
azwepsa azwepsa
elimin altındaki bilgisayarla beraber dahil olduğum topluluktur. bilisayar da artık bir üretim aracıdır. bilgi üretirken, proje üretirken kullanılır.
atalantavanessa atalantavanessa
ekolojik çeşitliliğin yoğun olduğu bu nedenle kendi içinde ticareti yoğun olan avrupa'daki şehirlerde ortaya çıkmışlardır ve kapitalizmin yerleşmeye başlamasıyla ilk olarak ticaret alanında kendilerini göstermişlerdir. bu ticaret burjuvazisi feodal lordlara karşı kral ile ittifak halinde olmuş, böylece kral ordularını besleyecek parayı burjuvaziden çıkarırken, burjuvalar da kralın kendilerine sağladığı yada sağlamaya çalıştığı güvenlik çemberinde ticaretlerini sürdürmüşlerdir. bu ittifak zamanla kralın aleyhine dönmeye başlamış ancak bu süreç durdurulamamıştır.
tekmeleyen kuş tekmeleyen kuş
ortaçağ avrupasında; bourg, bourgensis vb şekilde ifade edilen tahkimatlı, kale şehirlerinde yaşayan tüccar sınıfının adı. coğrafi keşifler sonrasında avrupa'da ticaret ve tüccar sınıfı büyük bir atılım yaparak ekonomik olarak güçlenip toprak soylularını, aristokratları geride bırakır. ekonomik olarak güçlenen ve toplumda bir numaraya yerleşen bu sınıf, aynı oranda hukuki ayrıcalıklara sahip olamamıştır. fransa'da devrim öncesine kadar halen en ayrıcalıksız olan; aristokratlar ve din adamlarından hariç, diğer sıradan halkın ait olduğu sınıf olan tiers etat içindedir sınıfsal olarak. bu nedenle doğan huzursuzluğunun patlaması ise 1789 yılında yanına köylüleri, zanaatkarları, sıradan halkı alarak gerçekleştidiği devrimle zuhur eder. sonunda burjuvazi istediğinin elde eder ve ekonomik gücü nisbetinde, hukuki olarak da en üstün duruma geçer. ama devrimde yanına aldığı kitleleri, köylüleri ve yeni doğup sınıfsal bilncine varmaya başlayan işçi kitlelerini ise karşısına alır tarihsel süreçte. devrim sonrası oluşan çalışma ortamını, en iyi emile zola'nın germinal romanı anlatır. kısaca 16 saat canı pahasına, tok karnına çalışan işçi sınıfı. sonunda bu etki ile 1830 ve 48 yıllarında avrupa'nın çeşitli yerlerinde ayaklanmalar çıkar.
draco draco
içi boşaltılıp anlamı kaydırılmış kelimedir. anlamını yazmayacağım, hakkaten bilmeyenler biraz araştırsın. buna değer.

değiştirilen bir diğer örnek kelime için;

(bkz: aşk)
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
"modern devlette yürütme, tüm burjuvazinin ortak işlerini yöneten bir komiteden başka bir şey değildir.

burjuvazi tarihte son derece devrimci bir rol oynadı.

burjuvazi, üstünlüğü ele geçirdiği her yerde, bütün feodal, ataerkil, pastoral ilişkilere son verdi. insanı "doğal efendiler"ine bağlayan çok çeşitli feodal bağları acımasızca kopardı, ve insan ile insan arasında, çıplak çıkardan, katı "nakit ödemeden" başka hiçbir bağ bırakmadı. dinsel tutkuların, şövalyece çoşkunun, darkafalı duygusallığın kutsal titreyişlerini, bencil hesapların buzlu sularında boğdu. kişisel değeri, değişim-değerine dönüştürdü ve sayısız yokedilemez ayrıcalıklı özgürlüklerin yerine, o "biricik" insafsız özgürlüğü, ticaret özgürlüğünü koydu. tek cümleyle, dinsel ve siyasal yansımalarla maskelenmiş sömürünün yerine, açık, utanmaz, dolaysız, kaba sömürüyü koydu."

komünist manifesto
1 /