çalışanların iş hayatından memnun olmaması

katre0709 katre0709
çalışan iş hayatından memnun değil, işsiz kalanlar da haliyle memnun değil. kendi yarattığımız şartlar yüzünden asla ama asla hayatlarımızdan memnun olamıyoruz gibi saçma bir paradoks içindeyiz.
düşük fiyatta çalışan insanlar, aslında o şartı kendi oluşturuyor sırf işsiz kalabilecek durumu olmadığı için.
sonuç aynı paradoks. çalışan mutsuz, çalışmayan daha mutsuz.
bengeneldebelgesel bengeneldebelgesel
15yıldır özel sektördeyim. lisedeyken de babamın maaşlı çalıştığı yerde mesaim oldu. şubat tatilleri, bazı haftasonları ve yaz tatillerinde de orada çalıştım.
(şimdiki aklım olsa üniversite okurken de iyi-kötü bir iş bulup çalışırdım ya, neyse)

o yüzden biraz gözlemlerimi aktarıp ahkam keseceğim dostlar.
yüksek müsadenizle ;

*) insanların iş yerinde mutluluk kavramını beyaz-siyah düzeyinde değerlendirmesine
bir türlü anlam veremiyorum. günü gelecek çok mutlu olacaksın, yeri gelecek "hay kafama sıçayım" diye kendi yaptığına kızacaksın.
bir an olacak, "yapacağınız işi s.keyim" diye düşüneceksin içinden.
bunlar inişler-çıkışlar. hayat gri. gri. gri.
neden bunu illaki siyah veya illaki beyaz diye adlandırmaya çalışıyorsunuz ki?
gerek yok kasmaya.

*) hergün işinden, işyerinden şikayet eden adamlar var mesela.
soruyorsun "nasıl gidiyor" diye.
"sürünüyoz" diyo. hep mutsuz. tamam da "kaç yıldır buradasın" diyorum. 14yıl diyor.
ulan 14yıllık mutsuzluk mu olur? hiç mi iş aramadın? hadi dönem dönem bulamadın.
kusura bakma da 3-5 yıl olsa anlarım. 8yıl - 10yıl - 14yıl, ne gerek var katlanmaya? bu ne korkaklık be insan evladı?

*) bir mühendis olarak söyleyebilirim; staj dönemini "naylon" geçiren, sadece defter
imzalatmak için fabrikaya uğrayan arkadaşlar mezuniyetten sonra çok daha mutsuz.
hele ki üretim alanında, yani sahada yer alıyorlarsa çok daha büyük zorluk çekiyorlar.
tavsiyem; az kişinin çalıştığı bir patron şirketinde, sahada en az 1 yıl geçirin.

*) üniversiteden mezun olana kadar hiçbir iş yerinde çalışmamış, bir de stajlarını kurumsal firmalarda "naylon" yapmış arkadaşların kesinlikle büyük, kurumsal ya da "plaza" tabir edilen yerlerde başlamaması lazım.
mümkün olduğu kadar işyeri sahibi ile iç içe, pazarın veya
üretimin dibinde yer alarak sürece girmeleri lazım.
aksi halde en büyük sorunları "üff, bu espresso makinesi yine bozulmuş"
veya "poğaçalar neden zeytinli gelmemiş" oluyor.
önerim; kendi çöpünüzü kendiniz attığınız
ve masanızı kendiniz sileceğiniz bir şirkette başlayın.

*) çalıştığı firma ya da bölüm ne olursa olsun
"hangi işi yapmak sana gurur veriyor? ve neden?" diye sorduğumda
net cevaplar aldığım insanların daha mutlu olduğunu gördüm.
bu soruyu kendinize sorun ve cevabı bulmaya çalışın.

*) bu sıralar denk geldiğim mutsuz bir arkadaşın yorumu ;
"ben sisteme karşıyım, ben böyleyim".
ne kadar zamandır buradasın? 7yıl. ulan böyle sistem karşıtlığı mı olur :)

*) son olarak da şunu söyleyeyim; eğer özel sektördeyseniz, istifadan korkmayın.
işten atılmaktan hiç korkmayın.
en kötü ihtimalle 2 ay sonra %30 daha düşük ücretle başka bir iş bulursunuz.

*) bir de hayatından memnun olanları veya ekmek parası yüzünden
geçici olarak katlanıp da "şöyle dertliyim, böyle mutsuzum" diye anlatmayanları
"mutsuz olsana! mutsuzum desene!" diye zorlayan tiplerden uzak durmak lazım.

*aklıma geldikçe eklerim maddelere. umarım faydam olur birilerine.
not : patron değilim. hissedar falan hiç değilim.

tekrar yazıyorum; hayat gri.
1
eskilerdegüzeldibe eskilerdegüzeldibe
kurumsal bir firmada çalışmayan bir çalışan her yıl ocak ayı geldiğinde zam komsunda şu ve benzeri cümleleri duyar; önümüzü görelim. ben en az 8 yıldır istisnasız önümüzü görmekle uğraşan ve milyonlarca dolar para kazanıp porsche arabaya binen bir patron ile çalışıyorum. he bu arada biz bir aileyiz kavramını da unutmayalım. sürekli tekrarlanan yalan ve bahaneleri bir teraziye koyup, birde real durumu göz önüne alınca tabi mutlu olmaz çalışan.
ten letters ten letters
nasıl olsun çalışanlar, adı üstünde bir kere zaten maaşlısın, bir de krizi pandemi bahane ederek sıfır zamla ekstra sorumluluk yüklemeye kalkarlar, pozisyonunu değiştirmeye çalışırlar, kendine yatırım yaparsın yine kuru gürültü yapanı göz bebeği yaparlar. şerefsiz bencil bir götsen, şov amaçlı hareketleri bolca yapıyorsan, onun bunun kuyusu kazma peşinde olup laf getirip götürüyorsan senden iyisi yoktur, ruhunu satmanı isteyen şeytan misali patronların seninle oynayamadığı için kudururken onları besleyip dururlar. bunlar da saat doldurmaya bakarlar ancak öyle goygoyla iş yürütmeye devam ederler.

şimdi nasıl memnun olsun çalışan alması gerekenin yarısını alarak çalışıyorsa?
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
iş hayatı ve memnuniyeti asla yan yana getiremiyorum. yeni işe başlayanlar duyar kasmış yok istemiyorsan ayrıl yok hayallerinin peşinden koş yok bıdıbıdıı. anca bıdıbıdı amcndmk! çalış da bi 10 sene ondan sonra gel konuş. bi borç öde bi kredi öde bi çocuk bak gör sonra çalışmaya mecbur olmak ne demek. istersen bu sürede 10 iş değiştir memnun olabileceğini sanmıyorum iyi insan memnun kalamaz arkadaş. çünkü iyilik hiçbir zaman mükafatlardırılmaz. liyakat yok emek hırsızlığı çok maaşlar az. bu kadar azlıkta çok kalman mümkün değil.
asimagii asimagii
nasıl mutlu olsun ki. aynı departmanda çalıştığınız akraba kontenjanlı çalışanlar rahatken, müdürünüz size sürekli iş kitliyorsa, makam arabasını koltuk ısıtmalı değil diye değiştirip şirkete ekstra masraf yapan genel müdürcük maaş artışında yüz liranın bile hesabını yapıyorsa ve günün sonunda aldığınız maaş piyasada muadillerinizin yarısı ise, nasıl mutlu olunur?
ha diyorsanız işsizlik çok, fazla söylenme, bravo sizden iyi patron olur, hemen iş kurun.