cappy vişne

clitor eastwood clitor eastwood
az evvel gece yürüşüm esnasında canceyizim çekti, alayım dedim.
"eve gidince bir film gömerüm, bişiyler okurum, yanında içiş eylerim, fişne suyu bu boru mu?!" dedim.
girdim markete, aldım, kasaya gittim, "6 (altı) lira" dedi, 1 (bir) litre fişne suyuna.
"6 lira kardeşim" dedi, "6 lira".

duyan kulağım duymaz oldu, görür gözüm görmez oldu, biraz işleyen aklım vardı, onu da yitirdim o 6 lirayı duyunca.
dayıyla bir süre bakıştık, çıkardım 10 lira, dört tane madeni 1 lira uzatışını izledim sadece.
maaşlarımdan, faturalarımdan, musluklarımdan akan sudan, olağan bir akşamüstü yediğim çikolatadan bile kesilen vergileri düşündüm.
marketçi babuş "abicim al para üstünü" dedi.
döndüm, baktım. dört tane madeni 1 lira vardı sakız paketinin üstünde.

"kalsın babacım, sağol, götüne sokarsın" diyemedim, onun hiçbir suçu yoktu. gecenin bir nüsfu dükkanını açık tutmuş, belki evine birkaç lira daha fazla parayla gitmek isteyen biriydi. belki de değildi, kim bilir...

aldım dört tane madeni 1 liramı, çünkü benimdi onlar. "belki yarın sakız 4 lira olur, bir tane alabilirim" diye düşündüm.
eve dönerken hiçbir şey konuşmadım kendimle, hiçbir şey düşünmedim. sessizce evime geldim, şu an 1 litrelik karton şişesine bakıyorum.
"açsam" diyorum, "açsam, her yudum nerden baksan 50 kuruş" diye düşünüyorum.

çıkamadım işin içinden, olmadı;
olmaz böyle!
7
ürkek ürkek
s a ğ l ı k s ı z

nasıl pazardan alışveriş yaparken çürük meyve almıyorsak, hazır meyve sularını alırken de bu mantık düşünülmeli. nerede çürük, kurtlanmış, ezilmiş vişne varsa meyve suyu fabrikalarına gidiyor. benden söylemesi, yine siz bilirsiniz.
4