carl sagan

1 /
youaremywonderwall youaremywonderwall
karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı adlı eserinde geçmiş zamanlarda görüldüğü iddia edilen ejderhalarla şu anda görüldüğü söylenen uzay gemileri arasındaki benzerlikleri anlatır. bunu anlatım tarzının dikkatimi en çok çeken özelliği teknolojinin gelişimin de aynı paralelde anlatılmasıdır. sonuçta görürsünüz ki ejderhalar da teknolojinin gelişimi ile uzay gemilerine dönüşmüşlerdir.
varmiyokmu varmiyokmu
"biz yıldızların çocuğuyuz" diyerek 15 milyarlık evrendeki yerimizi güzelce belirten bilim insanıdır. özellikle kozmoloji ve dünya dışı yaşam üzerine çalışmaları vardır.
chladoceran chladoceran
20. yüzyılın önde gelen astronomlarından biridir.büyük patlama’dan bu güne kadar olan süreçi bir yıl olarak ele alınmıştır.
buna göre dünya tarihinin her bir milyar yılı, kozmik yılın 24 saatine eştir.
bu yılın her saniyesi,dünyanın güneş etrafındaki 475 kez dönüşüne karşılık olur.
takvimden bazı alıntılar;
1 ocak : büyük patlama.
1 mayıs : samanyolu’nun oluşmaya başlaması.
9 eylül : güneş sisteminin ilk oluşumu.
14 eylül : dünyanın şekillenmesi.
25 eylül : dünyada ilk yaşam belirtisi.
15 kasım : ilk çekirdekli hücreler.
devam eden bu sürecin bundan sonrası, yılın son ayı olan aralık içinde incelenmiştir.
nihayet 31 aralık gününe ulaşıyoruz.
22.30 : ilk insanlar.
23.46 : ateşin kullanılması.
23.59 : mağara resimleri.
23.59.20 : tarımın başlangıcı.
23.59.50 : sümer ve mısır’da ilk hanedanlar.
23.59.55 : perikles.
23.59.56 : isa’nın doğuşu.
23.59.59: avrupa’da rönesans.
yılın bu son saniyesi ile yeni yılın ilk saniyesi :ortaçağdan günümüze uzanan tüm olaylar.
carl sagan’ın bu takvimi,kendi yaşam sürelerimizin ne olduğunu açıkça göstermektedir.
orpheus orpheus
bilim konusunda biraz olsun takıntılı herkesin yapıtlarını ve fikirlerine ulaşması gereken gökbilimi ve biyoloji eğitimi almış şahsına münasır bilim insanı.
1950 lerden beri nasa'ya danışmanlık yapmış,ilk ay yolculuğu öncesinde de astronotları bilgilendirmiştir.çözümüne katkıda bulunduğu alanlar :
venüs'teki sıcaklığın gizemi*
mars'taki mevsim değişiklikleri *
titan'n kırmızı sisi*
aynı zamanda başarı öyküsü birçok insanı okurken sıkacak düzeyde uzun ve derindir.
cosmos,evren ve dünya konusunda gördüğüm en duyarlı ve ruh sahibi insan olmakla kalmayıp insanoğlu selametinin önünü açacak birçok fikre de babalık yapmıştır.
1988 de çevre,dünya dengesi ve silahsızlanmaya yönelik amerika ve rusya'yı hedef alarak yazdığı ödüllü makalesi her dünya vatandaşı tarafından kesinlikle okunmalı,sindirilip düşünülmeli.
ali kamber ali kamber
"bazı açılardan, bilimin getirdiği haşmet dinlerinkini çoktan aşmıştır. nasıl olmuş da büyük dinlerin neredeyse hiçbiri bilime bakıp dememiş ki 'bu bizim düşündüğümüzden bile büyük! evren peygamberlerimizin söylediğinden daha geniş, daha görkemli, daha karmaşık, daha zarif. tanrı hayal ettiğimizden bile büyük olmalı'? onun yerine dedikleri 'hayır, hayır, hayır! benim tanrım küçük bir tanrı, ve ben onun böyle kalmasını istiyorum.' "
-- pale blue dot / carl sagan
mara despina mara despina
karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı kitabında "sanrı" lardan bahsettiği yerler sayesinde yıllardır atamadığım saçma sapan korkularıma mantıklı bi açıklama getirmiş ve tek bi kitap sayesinde hepsinden kurtulmamı sağlamış yazar. gözünü biraz açmasını istediğiniz herkese tavsiye edin ben öyle yapıyorum keza. alakanız olmamasına rağmen anlatışının basitliği ve çekiciliğiyle fizikçi olma isteği uyandırır bu adam sizde. kitaplarını okuyanlara bilimin o kadar da gökyüzünde bir şey olmadığını göstermesi ve sevdirmesiyle görevini yerine getirmiş carl sagan.
euphrosyne euphrosyne
'contact' isimli romanın yazarı,abd'li bir gökbilimcidir kendisi.evrenin nasıl bir düzen içinde olduğunu anlamak gerektiğini,hayatın ancak o zaman anlaşılabileceğine inanıyordu.bilimin dine ve yerleşik inançlara göre daha üstün olduğunu,çünkü dinde sorgulamanın kısıtlandığını düşünüyordu.ona göre,aptalca sorular sorabilmeliydi herkes,çünkü dünya ancak sorulara verilen yanıtlarla anlamlı kılınabilirdi,bu yüzden sormak,araştırmak,düşünmek gerekirdi.carl sagan dünya dışı varlıkların olduğuna da inanıyordu ve araştırmaların bu yönde gelişmesini istiyordu.'contact' isimli romanında da bu konu üzerine durmuştur.hatta bu kitabın yazımı aşamasında kip thorne ile çalışarak 'solucan deliği' üzerine epey kafa yormuşlardır.sonucunda da bu kavramı büyük ölçüde geliştirmeyi başarmışlardır.kendisi daha sonra pulitzer ödüllü bir roman daha yazmıştır,"cennetin ejderleri" adında,insan zekasının gelişiminden bahseden.böylece bilimi de populeştirmiştir kendisi. kanseri yenmeyi başaramamıştır ne yazık ki bu bilim adamı ve ömrünün sonlarında bile tanrı'ya sığınmamıştır."dua işe yarıyorsa,tanrı neden kanseri tedavi edemiyor ya da yitirilmiş bir uzvun yerine yenisini çıkarmıyor?tanrı'nın hemen iyileştirebileceği hastalıklardan dolayı neden bu kadar çok acıya katlanıyoruz.hatta neden ona bunun için dua etmemiz gerekiyor?" demiştir.pek de yanıldığını söyleyemeyiz.körü körüne bir şeye inanmak mıdır istediğimiz yoksa sırlarla dolu bu evrenin esrarını çözüp bilmek midir bilemediklerimizi?..
1 /