cebimdeki yabancı

günah keçisi günah keçisi
fragmanı ilgi çekici geldi bana.bizim senaristlerden böylesi nasıl cıktı diye düşünecektim ki aklıma "esinlenme" ihtimali geldii... ve evet yanılmamışım.
ekleme:bugün gidip izledim ve beğendiğim filmdir.olay örgüsü güzel vee (bkz:sürpriz sonlu)
evetaynenbukelimeyikullandı evetaynenbukelimeyikullandı
sormak istiyorum neden belçim bilgin?
mis gibi çağlar çorumlu'yu, buğra gülsoy'u alıp da aynı masaya belçim bilgin'i neden oturtuyorsunuz? sırf her bkm yapımında yılmaz erdoğan ve yandaşları olmak zorunda diye mi biz bu işkenceyi cekiyoruz. saf yeteneksiz bir kadını neden sırf torpilli diye sinemada izlemek zorunda kaldım cidden anlamıyorum.
shotbar dağı shotbar dağı
geçen hafta izlediğim, düşük bütçeli, basit ama güncel bir konuyu ele alan, insanı çok yormadan vermek istediği mesajı veren bir film olmuş. tam da benim bir filmden beklentim bu olduğu için sıkılmadan izledim. inandığımız yalanları yüzümüze tatlı tatlı vuran eyce bir çalışma bana göre. he bu arada bir arkadaş grubunda bu kadar güzel kadın ve bu kadar yakışıklı erkek bir araya zor gelir. hepsi şıkır şıkır anasını satayım 1080p insanlar. özetle; izleyin.
çok uzakta öyle bir yer var çok uzakta öyle bir yer var
geçen gün evli fakbadim ile izledik filmi. o hüzünlendi arada, ben hüzünlenmedim, sığır gibi izledim. zaten niye hüzünleneyim ki film neticede.

velhasılı ben beğendim. güzel bir konuya değinmişler, oyunculuklar falan da gayet iyiydi bence.
şu aq telefonun karıştırılmasından da nefret ediyorum. bir bok yediğimden ya da yiyeceğimden değil ama üçüncü kişiyi ilgilendirmeyecek ve bilmemesi gereken konuşmalar yazışmalar oluyor. ne bileyim belki birisi özel bir derdini anlatıyor, sırrını paylaşıyor. günümüzde telefon insanın beyni gibi. orada sırlar var. eşelemeyin o yüzden.
birine güvenmiyorsanız bunu açıkça dile getirin, kıllanıyorsanız da ayrılın gitsin. başkasının eşyasını/ özelini karıştırmak çok vicdansızca.
eflakinyas eflakinyas
beklentim çok düşüktu bu film de. ama beni yanılttı. herkesin bir sırrı vardır. ne güzel işlemişler. bende herkes gibi neden bilçim bilgin diyorum. ne biliyim ya olmamıs gibi sanki. bu arada yabancı bir filmden uyarlamaymış,cahilliğime verin hiç bilmiyordum. ben filmi çok begendim.
a good day to die a good day to die



çok ilginçtir ama batırmamışlar. diğer adaptasyonlarla birlikte ilginç bir tat olmuş. tabi ki türk aile ve yapısına uydurmak için birkaç düzenleme yapılmış. normal karşılıyoruz.

sıkıntılı noktalara gelirsek, 1- çağlar çorumlu bağrış çağrış kısmında rahatsız ediyor. aynı şekilde başka filmde rol alsa aynı şekilde rahatsız eder.
2- belçim bilgin. bir sıkıntı var ama çözemedim. çok mu maskülen, çok mu snob/züppe... onun yerine başkası oynayabilirdi. irem sak mesela?

bunu izleyen bunları da izlesin:
perfetti sconosciuti
perfectos desconocidos (hem ispanya hem meksika yapmış)
wanbyeokhan tain
le jeu
teleioi xenoi
dunyayi kurtaran sahaff dunyayi kurtaran sahaff
filmin orjinal italyan versiyonunu, fransız, amerikan ve türk versiyonlarını izledim. her biri kendi kültürlerinden oluşan nüanslar ekleyerek çekmişler ve en güzeli bence italyan versiyonuydu. filmin konusuna gelince izleyenleri acaba ben, biz böyle bir durum yaşasak telefonumuzdan neler çıkardı ya da o masada öğrenmememiz gereken neler öğrenirdik düşüncesine sürükleyen keyifli bir filmdi. bence günümüz yapay ilişkilerini ele alınca tam da oynanası bir oyundur konu edilen durum.
dikkatsi dikkatsi
ilgi çekici bir senaryoyu, çok vasat bir şekilde işlemişler. bir süre sonra tahmin edilebilir sürprizler ile sıradanlaşıyor film. sonu sürpriz ama anlaşılmaz.

sadece belçim bilgin değil bütün oyunculuklar vasattı. yani o senaryo, zaten oyunculuk yeteneklerinin sergilenmesine müsait bir yapım değil.

çok dikkatinizi vermeden izleyecek film arıyorsanız.. izlenebilir.
distopikhayatınütopiksonucu distopikhayatınütopiksonucu
————————-spoiler olabilir—————————-


film boyunca aklımdaki tek soru şuydu: her an paçayı ele verebilirim ihtimaliyle insan nasıl yaşar? bu strese değer mi aldığın,tattığın zevk?

bu hayatta şüphelerle, acabalarla, ya şöyle olursalarla yaşayamayacak kadar rahatına düşkün bir insanım. umarım hiçbir zaman yaşamak ve yaşatmak zorunda kalmam.
gönül rahatlığı, kafa rahatlığı, hiçbir şeyden korkmadan yaşamak her şeye bedel.

film boyunca hüzünlendiğim tek sahne,eşcinsel bir bireyin yaşadığı zorluklara ve zulme yine en yakınlarının sebep olmasını görmekti. acaba ben de mi bunlar kadar kötü ve anlayışsız bir arkadaşım? diye kendimi sorgulamama neden oldu.

o an, lan biz de mi yapsak arkadaşlarla diye düşündüm. en başta belçim bilgin'in kendinden emin bir şekilde bu oyunu teklif etmesi gibi teklif edecektim. hatta gözümde canlandırmıştım bile. nasılsa saklayacak bir şeyim yoktu. sonra vazgeçtim en iyisi herkes kendi kara kutusuyla birbirini kandırarak,mutlu olduklarını düşünerek yaşamaya devam etsinler.
çünkü gerçekler hiç hoş değil, acıtıyor.