cemaat

1 /
kadın giyinmiş zaman kadın giyinmiş zaman
cemaat toplumu, ortaçağ feodal düzeninin getirdiği bir alışkanlık hattâ zorunluluktur. toprak ağalarının tebası, toprak ağasına karşı yükümlü oldukları ve ağaya karşı hakları bulunmadığı için, hiçbir ayrıma gerek duyulmayan bir varlıkları vardır. tarlayı sürmek, ürünü elde etmek ve ürünün gelirini ağaya vermek, birey olmakla değil birlikte çalışmayla ve birlikte hareket etmeyle mümkün olur. bu da, cemaatlerin, bireylerden önce geldiği; cemaat çıkarlarının, bireysel çıkarların önünde tutulduğu kötü-polis devletlerin özelliğidir.

aydınlanma ile birlikte, sosyal arenaya birey hakkı ve özgürlük nosyonları getirilmiştir. aynı rüzgârla burjuvazinin ayaklanması ve fransız devrimi'nin gerçekleşmesiyle, bir anda özgürlükler konuşulmaya başlanmış ve bireylerin hakları, cemaatlerin ve yığınların haklarından ayrılıp koparılmış, ikinci ve üçüncü boyutu oluşturulmuştur. liberalizm büyük bir yayılma alanı bulmuş ve bireyin, arzuları ve kararlarıyla her türlü devlet ve cemaatten üstün olduğu vurgulanmış, birey hakları öne çıkarılımış ve dünya hukuku, devleti önceleyen hukuktan ziyade insan hakları evrensel sözleşmesi'yle bireye dayalı bir hâle getirilmiştir.

buradaki esas mesele, bireyin, kendi yaşamını belirleme hakkıdır. ancak sosyal teorilerin, bütün pratiklerinin yerle bir olduğunu gördüğümüz dünya tarihinde, bu bireysel özgürlük şiarı da fazla gelmiştir. kime fazla gelmiştir? ironik ki, bireylerin kendisine fazla gelmiştir. çünkü bireyler, kendi kararlarını alabilecek derecede özgüvenli, erdemli ve cesur olmayı; yığına dahil olarak birey olma yükümlülüğnden kurtulup, aidiyetin verdiği güvene sarılmaya her zaman için yeğ tutmuşlardır. cemaat ritüelleri, cemaatin iyiliği ve çıkarı için vardır. birey burada önemli değildir. bireyin çıkarı, cemaatin çıkarına ters düşemez; düşerse yok edilecek olan bireydir, cemaat değildir. bekasının sürmesi beklenen şey, cemaattir çünkü o cemaattir ki bireye, yaşama şansı verir, bir anlam verir. birey, kaybolmuştur. zamanda ve mekânda anlamsız, cümlesiz, fersiz bir et parçasıdır. cemaat ona ruh olma imkânı verir.

cemaata dahil olmanın tek şartı şartsız ve sonsuz itaattir. bu nedenle, ait olan birey, cemaat liderinin ikna edebilirliğini bir erdem ve hayranlık duygusuyla karşılar. aynı birey, o liderin her dediğini tartışmasız bir şekilde doğru kabul eder. sorgulama ya da düşünme gibi, kendisine sorumluluk yükleyecek eylemlerden kaçar zira düşünmek, onun çapına uygun değildir. taşıyamaz. cevap aramaya tenezzül etmez, buna yeltenemez bile. cemaat, onun için hazır cevaplarla dolu güvenli ve sıcak bir yerdir. kendini ne diye riske atsın ki? lideri onun için çalışıyor, onun iyiliği için gecesini gündüzüne katıyordur. hattâ cemaatin sorusu bile yoktur. soru yoktur ortada. her şey, kabullenmedir.

her şey, bir yığın ete bez giydirme çabasıyla ruhlaştırma çabasıdır. cemaat, bir elbisedir. bireyler, bu elbisenin içine giren et parçalarıdır.

aklıma gelmişken notu: bir karikatür vardır. sadece bir palmiyet ağacının sığabileceği kadar küçücük bir ada parçasında bir tane da adam vardır. gözleri faltaşı gibi açık, tırnaklarını yiyen bu adam palmiye ağacını sırtını vermiş ve düşünce balonuyal şunu düşünmektedir: "bana uygun yönetim şekli hangisi acaba?"
sosyolojist sosyolojist
sadece dinsel bir topluluk olmaktan ziyade, ortak bağların da bir araya gelmesiyle oluşan topluluktur. cemaatlerde baş özellik aidiyet duygusudur. bir gruba bir sınıfa dahil olma isteği, korunma ihtiyacı ağırlıkla cemaat ilişkilerini oluşturur. özellikle göç olgusu cemaat ilişkisini doğurur. büyük şehirlerin bazı mahallelerinin sadece bazı memleketten insanlar tarafından parsellenmesi cemaat ilişkisine güzel bir örnek teşkil eder. cemaat ilişkileri ağırlıklı olarak ortak bir akılla yönetilir. dinsel rütillerin ortaklığı da, gelenek, göreneklerin ortaklığı da cemaat ilişkisini arttırır. memleketinden kopup gelen birey, kendinden saydığıyla bir olmak, kendini güvende tutmak ister. dahil olabileceği sınıf, kendi gibi olandır.
malibumsu malibumsu
dini öğelerin gölgesine düşmüş asıl anlamı topluluk olan güzel kelime, yapmayın arkadaşım her cemaat zikir çekip, kafa sallamaz.
höynk höynk
adamların yurtlarında bi sene yattım kalktım kuruş vermedim,orda burda içerken sıçarken şey ederken yakalıdılar bi bok demediler,ne üdüğüm belli değil bende anlamadım.cemaat içi agnostikler baş psikopozu oldum galiba,gurur duyuyorum kendimle,geçen akşam yedik içtik sıçtık masada baş köşeye benim gibi adamı oturttular sofrada bana göre bi rakı eksikti,yerken içerken gülesim geldi kendimi baş zebani gibi hissettim na bunlarada trajikomik bir yorum getirdim içimden ama o zaman daha çok gülesim geldi,neyseki tuttum kendimi sonra namaz teravih felan derken evlere dağıldık perşembe aynı gavara işlerden devam zaten son görüşmelerimiz bunlar kırmam ben kalbini kimsenin inanmasam bile,ama belki onlar bile inanmıyordur öyle işte bence bilinemezdir çoğu şeey..şimdi bana kızanlarda olcak onların yurtlarında kalmayı hoşmu gördün veyahut aşağıca davranmışın diyenlerde olabilir valla allah varsa onlardan razı olsun kardeşim yolum 1 aya ayrılıyor hepsinden ama bana ailemin yapmadığı kıyaklar yaptıklar bilemezsiniz tabi girip görmediniz içine herkesin içinde bulunduğu vaziyet benimle aynı değildir orası ayrı..
1 /