cenabetlik

tatito tatito
şöyle bir şeydir;

bugün yürüyorum böyle yollarda. liseli hatunların baldırları ne mikembel lan deyü arkadaşıma söylüyorum. hakikaten bildiğin tapınak sütunu gibi mæşallah. işte telefonumu da kırk yılda bir vibrasyonel görevlere sokmuşum. normalde ne titreşim, ne melodi falan açık olmaz. hiç sevmem zira. o zaman ne diye telefon kullanıyon amdançıkan diyenlere sözüm maalesef yok.

neyse işte bir anda telefonum vibrasif bir efekt verdi. ya allah diye elimi cebime attım ve o sırada;

- slow-motion moduna soktu beni gök tengri -

cebimden telefonu çıkarırken telefon sivitşörtüme takıldı, elimden kayan telefona düşmesin diye wing-tsun tekniği yaparak elimi telefona uzattım. o sırada bu tekniğin yapılışında bulunan sağ ayağı bir kademe ileri sürttürme evresinde ayağımı kaldırıma vurup sendeledim. düşerken telefonu adeta harry potter'ın snitch'i yakalaması gibi yakaladım. yüzümde bir zafer gülümsemesi belirirken kaldırım gözümde büyüyordu sürekli. ve derken büyük çarpışma oldu ki bir nevi big bang, telefonu tutan elimin avuç kısmını kaldırıma vurdum. dizimi de kaldırıma fordladım!

- slow-motion modundan çıkardı beni gök tengri -

hayat normal akışına geçmiş, arabalar vızır vızır ilerlemekteydi. dizimde bir şişlik, elimde ekranının annesiyle sevişilmiş bir telefon, gözümde bir damla yaş kaldım kaldırımda. bir anda uzaklarda bir bağlama sesi duydum. oha lan efektli adam oldum diye ümit ederken seyyar kasetçiden gelen ses olduğunu anladım. içimdeki son mutluluk da kayıp gitti.

yıllar yılı telefonlarında ne çalınma, ne bozulma, ne şarj yetmemesi gibi problemler yaşamamış ben, yaşar usta!, telefonum kırılmasın diye uğraşırken telefonumu kırmış oldum.

çok acı.

çok yazık.
tatito tatito
her yıl gitgide daha da büyüyen ve hayatımın tamamını ele geçiren olay.

arkadaş alakasız bir çivi, tişörte takıldı lan! bugün işte giyeceğim tişört, gece 12 gibi yırtıldı. neden 9 değil, neden 10 değil de 12 ulan! ben söyleyeyim;

arkadaşımda kalıyorum ve o saatten sonra eve dönme şansım yok. bildiğin köşeye sıkıştırıldım ulan. bugün işe geldim cebimde 2 lira, 4 liralık akbil var ve akşam kadıköy'e gitmem gerk çünkü lap dance yapacak hatunum*. sikeyim böyle işi ama merak etmesinler gelicem!!111 zalimin cenabetliği varsa, tatito'nun boy abdesti var.

öpmeler.
sageeth sageeth
her hafta iki kez seyahat ettiğim kamil koç firmasına defalarca öneri olarak "bu hat için de rahat servislerden koyun, götüm yamuldu tahta gibi koltuklardan" dememin üzerinden çok da geçmeden kamil koç'un bahsi geçen hat için günün 4 seferinden 3'üne "4n" dedikleri konforlu otobüsleri koyması ve benim için müsait olan tek sefer saatinin normal kalas koltuk otobüsüne denk gelmesi bunun en güzel örneklerindendir.
hamushan hamushan
başıma gelen her seri uğursuzlukta "ulan acaba iyi yıkanmadım mı" diye kendimden şüphe duymama yol açan, insanın inanası gelmediği ama aklından da hiç çıkmayan şüphe.
emkiek emkiek
cepte kalan on lira ve biraz bozuklukla 9 gün idare etmem gereken şu günlerde evden dışarı çıkamadığım için saldım kendimi iyice. aynaya baktıkça moralim bozuluyordu dedim hadi traş olayım da biraz insana benzeyeyim.

tam yüzümün yarısındaki sakalları kısaltmıştım ki makine yavaşlamaya başladı ve 30 saniye içinde durdu.(umarım tek problemi şarjdır) içimden küfrederek aynada suratıma baktım. dedim anlaşılmaz bu zaten kim bakıyor benim yüzüme.

beş dakika sonra karnım acıktı yumurta yapmaya karar verdim. bakkala gitmek gerek ama. cüzdandan bir lira çıkartıp yazı-tura atar gibi havaya attım tınnn diye bir sesle birlikte ortalığa bi karanlık çöktü. attığım para lambayı patlatmış.

bakkal iki adım yer (100m ) ayakkabının bağcıkları ile uğraşmayayım dedim, sallana sallana bağcıklar yürüyorum derken iki tane köpek havlaya havlaya kovalamaya başladı. bakkala zor attım kendimi.

sonra korka korka döndüm eve. tam kapıyı açıp içeri gireceğim ki o da ne anahtar yok. telefonla beraber masanın üstünde kalmış.

cenabetlik budur.
antikavazo antikavazo
örnekli anlatımı için birazcık zamanınızı alacağım şimdi size üst üste geçirdiğim yalnızca iki günde gerçekleşmiş olayları anlatacağım.

efendim ben deniz bipolarlığın stabilitesini yeni yeni oturtmuş bir insanım. bu dönemde klinik açmaya kalktım, dükkanımı su bastı, tuttuğumuz ustanın babası öldü, dolar tarihin en yüksek değerini gördü vs vs. derken çıldırmadan burayı açtım. başına oturdum. gidip geliyorum, bir yandan kardeşim evde mutluyuz. sonra tabi ki o kadar cenabetlik geçip gitmiyor ve pazar günü müthiş bir zincirleme cenabetlik tamlaması baş veriyor. bu kısmı uzun olduğundan okumamasını ya da bir gönderme olduğunu düşünmemesini dileyerek en başından alıyorum olayı. hoşlandığım beyden saatlerce haber alamayıp çıldıran ben, kendisinden bir habere kavuştuğum anda çemkirmek suretiyle bütün sohbetin kesilmesine sebep oluyorum. zaten referandum sonucu bok moraller bozuk. ertesi gün işe gidiyorum aşılarım soğuk zincirin kargo hatası yüzünden kırılması ile bozulmuş, 800 lira çöp olmuş şekilde elime ulaşıyor. bağırıyorum ediyorum sonuç yok, kliniğe aşı için gelenleri geri çeviriyorum iş boktan bir şekilde bitiyor. kardeşimle alışverişe çıkıyoruz dönüşte kredi kartı borcumu öderken kartımı bankamatik kapıyor göt gibi kalıyor ve eve dönmek üzere yola çıkıyorum, yolda bir arabanın öküzlüğü ile kaza yapıyorum ve arabanın yan altını çökertiyorum. nasıl söyleyeceğim derken evde ipler gergin susmayı tercih ediyorum. ertesi gün kardeşim muğlaya gidecek. bineceği uçağın kapısı değişiyor, uçağı kaçırıyor. yeni bilet para vs derken izmir aktarmalı ve gecenin 3.30'unda 300 liraya mal olmuş şekilde sağsalim yurduna dönüyor. ama bir sorun var, babam ortalarda yok. kendisi fabrikadaki bir kavgayla ilgili dava edilmiş, ifadeye karakola çağırılmış savcı olmadığı için ve de ohal bahane edilerek nezarethaneye atılmış. avukat soruşturuyoruz ediyoruz, bulup karakola gidiyoruz, çıkartmıyorlar. ertesi gün saat 16.30'a kadar nezarethanede tutuluyor. kendisi kalp hastası ve bizim canımız burnumuzda. sonra bir telefon daha geliyor, kardeşim bütün parasını çaldırmış. yine aile bireylerine duyurmadan o olayı kapatıyorum. değişmeli olarak sinüzit veya migrenden kaynaklanan baş ağrım tutuyor ve görüş kaybım gerçekleşiyor kullanıma kapalı şekilde günü bitiriyorum. yayında ve yapımda emeği geçen herkesin amına koyayım.
3
driving einstein driving einstein
sanırım benim küçüklükten beri yaşadığım durum.

ergenken ergenlik için çocuk psikiyatrine profa götürmüşler, dosyamı buldum. ben muayene olduktan sonra 2-3 ay içinde ölmüş. baya başsağlığı yazısı yazmış üniversite hastanesi, baya önemliymiş çocuk psikiyatrisi alanında. tekrar gittim mi hatırlamıyorum, hatta gittiğimi bile hatırlamıyorum ama adam benden sonra max 10 hastaya bakıp ölmüş...

bu cenabetlik değil de nedir allah aşkına... *