ceviz ağacı

2 /
suursuz suursuz
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında
ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında diye bir hızlanışı vardır ki cem karacanın yerinde durması zordur insanın.. cem karaca'nın diğer bir nazım hikmet şiiri olan bence artık sen de herkes gibisinde olduğu gibi üzerine müzik yazmasıyla ve mükemmel bir şekilde seslendirmesiyle son bulması bizlere ayrı bir müzik tadı yaşatır.. ruhumuz gerçekten doyar.. şarkının içinde bulunduğu albümün ismi ise merhaba gençler ve her zaman genç kalanlardır..
enstantane insan enstantane insan
harika bir mekan, kendilerini nasıl adlandırsam bilemedim. restoran, kafe... orada daha önce defalarca açılıp kapanmak zorunda kalan işletmeler olmuştu ancak bu sefer ceviz ağacının tutturabildiğini düşünüyorum. sevgilinle git, arkadaşlarınla git, ailenle git içerisinde apaçhi barındırmayan ve çizgisini koruyan bir mekan. fiyatları da fena sayılmaz. koşuyolun da ki bu mekana gidilmeli ve meşede tavuk yenilmeli. son olarak tavuk göğsü ve kazandibi ni saray muhallebicisinden sonra en güzel yapan yer burasıdır bence. manda sütü kullanıyorlarmış.
othmankhan othmankhan
koşuyolu'na taşındığımız günden beri zaman geçirmekten en çok zevk aldığım mekanlardandır. dışarı oturmak istiyorsanız ve dışarıda yerleri kalmamışsa, ortamın uygun olmasına bağlı olarak içeriden masa taşıyan iki garson görme ihtimaliniz pek yüksektir. otopark sorunu haricinde kusursuzdur. ancak evimin çok yakınında olması nedeniyle benim için kusursuz bir mekan haline geliyor.
sana bitme demiyorum vanilya ama bitme sana bitme demiyorum vanilya ama bitme
tepesinde kanlı bir çocukluk anısı barındıran ağaç.

küçükken beni öğle uykusuna yatırıp ben uyuduktan sonra komşuya beş çayına kaçmayı planlayan annemi kendi yatağında uyuttum ve sessizce evden kaçtım. arkadaşlarımla tepesinde oyun oynadığımız kocaman ceviz ağacımıza tırmandım. bana ait olan en yüksek yere oturdum. ayaklarımı sallamış çekirdek çitliyorum. arkadaşlarımın an itibariyle anneleri tarafından zorla uyutulduğunu düşünerek kıkırdarken bir yandan da uykudan kaçmış olmanın verdiği haklı gururu yaşıyorum tabii. aklımdan türlü türlü düşünceler geçerken gözüm upuzun yeşil dalların ucunda görünen iki taze cevize takıldı. yalnızım ya atraksiyon arıyorum kendime. benim olacaktı onlar kafaya koymuştum. yürüyerek yetişemeyeceğim yerde olduğundan gidebildiğim kadar uca gidip oradan sonrasını dişimle kemirip koparmalı düşünüyorum. olaylar anlattığım düzende giderken artık ne kadar sıkıldıysam dal kemirmekten dalı bir hamlede kopartmak için hızla dişlerimin arasından çektim. dal koptu ama bir terslik vardı. üstüm başım bir anda kan oldu. ben şoktayım tabii. fark ettim ki öndeki sapasağlam iki süt dişimi taze ceviz uğruna kaybetmişim. kanlar içinde koşa koşa eve gittim tabii. halimi gören annem de şoklarda haliyle ama bir ''oh sana'' dediğini de duyar gibi oldum. yani ben olsam derdim.

bu acı dolu ve kanlı hikayem, yine o ceviz ağacına tırmanmama engel olmadı. ipini koparıp kaçan arkadaşlarımla buluşma mekanımız olarak kaldı hep. aradan neredeyse 17 yıl geçti ve o ceviz ağacı hala aynı yerinde. değişmeyen bir şey daha var; bu hikayeyi her anlattığımda çocukluğumun dolu dolu geçtiğini hatırlatan bir sürü hikayemin var oluşu.
yapcakbişiyok yapcakbişiyok
çok asil duruşu olan bi ağaç gibi gelmiştir bana hep. yaprağı sert meyvesi sert. ulaşılması zor. bu yüzdendir heralde bi ağaç olsaydım ceviz ağacı olurdum demem. ya da benimle birlikte büyüyen 2 ceviz ağacımın olmasıdır çok sevdiren.
americano americano
nazım hikmete benzettim bugün kendimi bu şiir geldi aklıma. bende onun gibi çok özledim istanbulumu. keşke bende bir ceviz ağacı olabilsem sevdiklerime yüz bin elimle dokunabilsem
2 /