chinatown

1 /
pedesa pedesa
roman polanski nin yönettiği, başrolünü jack nicholson ın oynadığı 1974 yapımı, polisiye-gerilim filmi. hayat üzerine her ne kadar bazı şeyleri sindirmişsek de ve ya her şeyi hayatın olağan bir parçası olarak kabul etsek, kötüyü de hoşgörsek bazen yine insanın karşısına bir şey çıkıveriyor ve hayata lanet okuyabiliyor. adalet ne demek? kim neyi hakediyor! tamam bu böyle ama niye böyle olmak zorundaydı! gibi anlam yükleme kargaşasına itiyor insanı. bu filmin sonu onlardan biri oldu benim için.
freyjaa freyjaa
roman polanski farklılığını ortaya koyan film. tipik bir polisiye filmi olarak başlayıp devam etmesine rağmen, içinde süpriz bir son barındırıyor. her ne kadar polisiye gerilim olarak etiketlensede filmin zihninizde etkileyici bir drama olarak kalıyor. jack nicholson her zaman yaptığı gibi bu filmde de sanatını sonuna kadar konuştuyor.

filmin adını aldığı chinatown ise filmin sonuna kadar gidemeyeceğiniz bir yer. buna rağmen filmde sürekli adının geçmesiyle büyük bir expectation yaratıyor. bunun sebebi filmin sonunda ortaya çıkıyor. bütün süpriz chinatown da saklanıyor.

chinatown (1974) jj 'jake' gittes is a private detective who seems to specialize in matrimonial cases. he is hired by evelyn mulwray when she suspects her husband h... ımdb
mental retardasyon mental retardasyon
adana da dilberler sekisinde ki çin lokantasının adıdır. fakat bu lokanta 3 yıl öncesinde kapatılmıştır. bir tesadüf eseri, ankarada bir çin lokantasında oranın ustasıyla karşılaşmam sonucu adam adana' da iş yerinin neden kapandığını bana kısaca açıklamıştır.

" ee gülüm, adanalı insan et sever, ekmek sever. bu çinliler bi bok yemiyorlar, adanalı geliyor doymuyor. ekmek koyuyoruz masaya, lokantanın ambiyansını sikip atıyor... bir de dilek ve şikayet kısmına porsiyonlarınızı büyültün gibisinden bir kaç tane yazı gördük, kapattık artık"
whitesox whitesox
roman polanski' nin yönettiği, sadece yönetmekle kalmayıp bir ara ekranda belirdiği ve dedektif jake' in burnunu dilimlediği dikkat gerektiren muhteşem film.

edit: imla
albus dıngledore albus dıngledore
robert towne, filmin senaryosunu özellikle arkadaşı jack nicholson için yazmıştır.

ayrıca dedektif gittes burnundan yaralandığında gerçekten çok önemli bi noktaya değinir :"sanki şehrin yarısı bunun üstünü örtmeye çalışıyor, benim için hava hoş. ama bayan mulwray, neredeyse kahrolası burnumu kaybediyordum. ve onu seviyorum. onunla nefes almayı seviyorum."
norman bates norman bates
jack nicholson'ın karizmasını konuşturduğu film. ayrıca yönetmen polanski de filmde kısa bir rol üstlenmiştir. dedektif gittes'in (jack nicholson) bıçakla burnunun kesildiği sahnede rol almıştır.

burada filmin tamamını anlatmayacağım ama önemli bir kısmından bahsetmek istiyorum:

bayan mulwray babasının kendisine tecavüz ettiğini ve bu tecavüzden bir kızı olduğunu gittes'ten saklamaktadır. film bu konuyla ilgili bize ipuçları vermektedir aslında. bir gece gittes ve bayan mulwray birlikte olmuşlardır. konuştukları sırada söz mulwray'in babasına geldiğinde mulwray elleriyle üstünü kapatmaya çalışmıştır. ayrıca mulwray babasının ismini ağzına alırken zorlanmaktadır. önceleri gittes bu kızı mulwray'in ölen kocasının aşığı olduğunu sanmaktadır.

gittes, bayan mulwray'in bu kızı bir evde kapalı tuttuğunu farkeder. sebebini sorduğunda mulwray bu kızın kendisinin kız kardeşi olduğunu söyler. gittes buna pek inanmasa da konuyu çok üstelemez. daha sonra bayan mulwray'in kocasını öldürdüğüne dair şüpheleri iyice artan gittes, bir kez daha mulwray'a bu kızın kim olduğunu sorar.aldığı cevap tekrar ''my sister'' olunca gittes bayana tokat atar. bu sefer kadın ''my daughter'' der. aynı sözler ve akabindeki tokat iki üç kez tekrarlanır. işte bu sahne bence filmin en etkileyici bölümüdür. gittes kadının masum olduğunu ve babasının tecavüzüne uğradığını anlar. kadının peşinde polis vardır ve cinayetten tutuklanması an meselesidir. ayrıca bayan mulwray tutuklanınca kızı da tecavüzcü babası sahiplenecektir. bu andan sonra gittes, mulwray ve kızının kaçması için elinden geleni yapacaktır.

ama başarılı olabilecek midir?
blondie blondie
jake gittes* karakterinin "i want the truth" demesi üzerine evelyn mulwray* ile aralarında geçen diyaloğunun beynime kazındığı film:

evelyn mulwray: she's my daughter.
[gittes slaps evelyn]
jake gittes: i said i want the truth!
evelyn mulwray: she's my sister...
[slap]
evelyn mulwray: she's my daughter...
[slap]
evelyn mulwray: my sister, my daughter.
[more slaps]
jake gittes: i said i want the truth!
evelyn mulwray: she's my sister and my daughter!

bazı gerçekler vardır, kaldıramazsınız.
dendelis dendelis
insan zihni ister istemez chinatown* ve volver * arasında kardeşlik ilan ediyor.
chinatown, ailenin sıkı disiplinle yetiştirilmiş, iyi eğitim görmüş, zeki ama mesafeli ve uzaklarda yaşayan ilk çocuğu.
volver ise ailenin uzun aradan sonra dünyaya gelmiş, büyük kardeşine nazaran daha rahat yetiştirilmiş, sıcak kanlı, biraz neşeli biraz hüzünlü, şımarık ama merhametli küçük çocuğu. uzaklara gitmeye de hiç niyeti yok.


1 /