çıkar ilişkisi

2 /
zakkuz zakkuz
ığğ çok kötü fena bir şey. insan olan yapmaz. böyle mi bu? nedir bu çıkar ilişkisine boka bakar gibi bakmak? komşun var mesela. komşu komşunun külüne muhtaç. arada o senin işine yarıyor arada sen onun. iki tarafın da kazancına durum. böyle bir ilişki olduğu için karşılaştığında selam verip ayaküstü muhabbet ediyorsun. 2 günde 1 dakikanı alır. en zahmetli şeyi bu. zahmete bak; 2 günde 1 dakika. napalım şimdi komşumuzla hemen duygusal bağ mı kuralım? çok sevdiğimiz arkadaş gibi davranalım? veya aşık mı olalım? ne istiyosunuz anlamadım ki. iki tarafın da çıkarı var oh mis. az düzgün düşünülsün şunlar.
strange kind of woman strange kind of woman
günümüz ilişkisidir. çevremde gördüğüm her ilişkinin temelinde yatıyor. ikili ilişkiler olsun, arkadaşlık ilişkileri olsun, hele de özellikle iş arkadaşlıkları olsun sürüsüne bereket.
thisismine sehhar thisismine sehhar
benim dün yaşadıgım olaya verilecek en güzel isimdir.

3 yıl öncesinde tanıştıgım, belli seviyede arkadaşlıgım devam eden birinin ev arkadaşım olma teklifini reddettiğim için duydugum sözlerin bir başka isimlendirmesidir..

allahım bu nasıl bir yüzsüzlük, bu nasıl pişkinliktir. sen bir insandan nasıl bir iyilik yapmasını isteyip sonrasında reddedince arkadaşlıgını bitirmek gibi bir cocukluk yapıp, üzerine onca laf edersin?

bu söylemeye çalıştıkları benim seninle ilişkim çıkar ilişkisiydi, istediğim olmuyorsa bu ilişkide biter değil de nedir?
solakzade solakzade
herkesin yaptığıdır. nasıl da savunuyorum ama. "herkes yapıyor yea bağane" değil mi? gerçekten de öyle, ben de yapıyorum sen de yapıyorsun hey bu giriyi okuyan arkadaşım sen de yapıyorsun. "harbi yapıyom mu lan" diye düşünme. bak bu yazar diyor ki yapıyorsun, o zaman yapıyor oluyorsun... (buraya kadar eksi vermek senin en tabii hakkın)

telefon rehberini karıştırırken aklıma geldi. "lan caner abi'yi aramam lazım, he bir de sibel abla'yı ne zamandır aramıyorum arayayım da hal hatır sorayım..." hal hatır sorma aslında işin hikayesi hal ve hatırları umrumda mı? değil. neden onları arıyorum? çünkü sibel abla eskiden staj yaptığım büyük firmada iyi de bir pozisyonda güzel de yetkili bir ablamız, her an işim düşebilir ona 'iş arıyorum' ayağına... peki onun benden çıkarı ne? oğlu bizim üniversite'yi kazanmış ilk başlarda yardımcı olmamı istiyor. çıkar ilişkisine bak. caner abi'yi neden aramalıyım? çünkü caner abi'miz yine aynı firmada sürekli amerika'ya gidip gelen bir abimiz. tabiri caizse canı sıkıldıkça amerika'ya gidiyor efendim durduramıyoruz. zamanın ne göstereceği belli mi olur belki amerika'lık bir işimiz çıkar falan arayı iyi tutalım. peki caner abi'nin benden ne gibi beklentisi var? ... sahi lan adamın benden hiçbir beklentisi yok. hal hatırını sormam adamı epey mutlu eder o zaman. bu caner abi de kesin salak bu devirde işinin düşmediği adamın telefonunu niye açıyorsun? allah allah ya sinirlendim bak... hatlar karıştı herhalde. lan caner abi iyi biri! oha şoklardayım!

kendimden tiksiniyorum şu an. gece olmuş 3.28 ben oturmuş neler düşünüyorum... bunlar çok basit örnekler aslında. o telefon rehberini bir aç da kaba taslak bir düşün bakalım çıkar ilişkisi kurmadığın kaç kişi var hayatında?

en fenası da gerçekten çıkar ilişkisi kurmadığın ve senden hiçbir beklentisi olmamasına rağmen seni seven insanlara vefasızlık yapmaktır. çok yapıyorum. ayvayı yemem yakındır.
ironick ironick
her kurulan ilişki bir çıkara hizmet eder.
neye ve hangi amaca hizmet etmesi göz önüne alındığında, bazen anlık ve ya geçici olarak kurulabildiği gibi diğer taraftan bir uzun bir süreç içinde de kurulabilir. kişi ve kişiler bir yana, olay ve durumlara göre değişiklik göstersebilse de ilişkinin temeli karşı tarafı ne kadar ve nereye kadar sağabildiğiniz üzerine kuruludur.

ilişki içinde iki rol model vardır.
bunlardan ilki çıkarına hizmet eden, ikincisi ise razı olan. ( razı olmakta bir nevi kendi çıkarları ve (veya) bir amaca hizmet etmesi dir. )

bu iki rol modelinde aslında can alıcı ortak bir noktası vardır. her iki grup insan da çıkarları beslenemediği ve eski verimi alamadıği zaman bu ilişki türüne giydirmeye, aşağılamaya felan başlar. bu bir kimi zaman vicdan temizliği kimi zaman ise yeni bir kurban arama düşüncesidir. her iki tarafa da başlangıçta tatlı gelsede, zamanla ilişki ömrünü, misyonunu tamamlamış, geçicide olsa durum kotarılmış, farklı arayışlara girişilmiş ve taze kan bulmak üzere önlerinde ki yeni ilişkilerine doğru yelken açmışlardır.
kızıl kurt kızıl kurt
günümüzün hastalıklardan biridir.

ne yazık ki insanın annesi bile yeri geliyor evladına sırf çıkar ilişkisi için iyi davranıyor. yalansa yalan deyin? düşünsenize gidip annenize yada babanıza ''anne, baba, ben okulu bırakmak istiyorum?'' dediğinizi. size küfürler eder, hakaretler eder, ''adam olmayacağın en başından belliydi zaten'' der, hayır bunlar bir anlık öfkeyle ve bizi düşünerek söylenen sözler değil, ben yaşadım bunları, devamında da ''tamam o halde, madem okulu bırakacaksın yarın hemen kendine iş bakıyorsun, bundan sonra benden para almak yok'' gibi kelimeler gelir, sanki okulu bıraktığımızda götümüzü devirip yatacağız evde, bulursak elbette çalışacağız, çalışmak istemeyende zaten bir problem vardır.

peki okulu bırakınca ne değişecek çok saygı değer ebeveynler? artık sizin evladınız olmayacak mıyız? artık mutluluğu hak etmeyen kadın/adam mı olacağız? ''oy canım evladım, bir tanem'' derken sırf üniversite okuduğumuz, iyi para kazanacağımız için miydi bu sözler?

sizin ben samimiyetinizi sikeyim! öfkelisiniz, çünkü bizim üzerimizden arkadaşlarınıza, akrabalarınıza ''benim oğlum/kızımda şu kadar para kazanıyor, şu bölümü okuyor'' diyemeyeceksiniz, ''ay hede hödö, senin oğlun/kızında bir üniversite bitiremedi'' dediklerinde verecek cevabım yok diye sinirleneceksiniz, oysa o cümleye benim verecek o kadar çok cevabım olurdu ki, onu diyen kendinden utanır neye uğradığını şaşırırdı. o kadar zavallısınız ki, hayatlarınız sadece ''elalem ne der?'' üzerine kurulu, elalemin ne dediğini umursadığınız sürece bu hayatta asla mutlu olamayacaksınız, mutlu olamadığınız gibi, yakınlarınızı da mutlu edemeyeceksiniz.

herkes okumak zorunda değil, herkes evlenmek zorunda değil, herkes adam! olmak zorunda değil, bu toplumun direttiği kurallara uymak zorunda değil, bizler bireyiz ve hepimizin hakları var, sırf kimimiz evlenmedi, kimimiz okulunu bıraktı diye bu laflar bize söylenecekse, o zaman biz gidelim evinizden, bir kaç arkadaş birleşip yıkık dökük bir eve çıkalım, 2-3 koltuk alalım, başımızın çaresine bakalım, ama sakın yarın öbür gün ''oy kızım/oğlum'' diye yanımıza gelmeye kalkmayın, ızdırabınızı sikerim sizin!

şunu artık anlayın, adam! olmak değil, mutlu olmak istiyoruz, elalem ne der diye yaşamak istemiyoruz, elalemin ta anasını avradını sikeyim ben!
supertramp supertramp
özellikle üniversitelerde çok bulunur bu tiplerden. genelde böyle tipler herkesle samimi olmaya çalışır çünkü kime nerde işi düşeceği belli olmaz. ha bir de organizasyon işiyle uğraşırlar. nerde sikimsonik bir etkinlik vardır bunlar çıkar işin içinden. vize ve final dönemlerinde götleri fazlasıyla tutuşacağından kime nerde ne şekilde saracakları hiç belli olmaz aman uzak durunuz. zira pişmanlık yaşayabilirsiniz.
2 /