çingene kanunları

emcity emcity
goygoy yapmazsa ölecek hastalığına yakalanmış. diyarbakır da şort giydiği için çok rahatsız olduğunu yazan bir yazara şöyle bir yorum atmış :



"valla ben diyarbakır'da kendimi gayet özgür hissettim. etek de giydim, şort da. alkol de aldım, rahatsız olmadım.
"
şimdi ne bu? kimi kandırıyorsun sen? gidip yaşamasak belki yutarız da yaşadık be gülüm oralarda.
diyarbakır a yobaz denilmemeliymiş balıkesir (!) bile yobazken.
diyarbakır ı savunmasının tek sebebi kürt çoğunlukta bir şehir olması.
başka bir şey değil.
işte bu kafa "başörtülü bacıma" diyen kafayla aynı kafa.
hep bir abartma, bir goygoy.
(bkz: ya ben lan neyse bir şey demiyorum)
emcity emcity
"diyarbakirda gayet uzun saciyla kupesiyle hizmasiyla dolanan adamlar da var.kürt sehri olunca ne rahatsiz etti seni yegen otur bi soluklan hele"
şeklinde savunulmuş yazar.


bu mantığa göre konya da gayet özgür mesela eşcinseller için. bak adam konyada gayet rahat.
(bkz: beyin lens mi kardeş)
don quixote rosinantee don quixote rosinantee
25 sene aynı mahallede oturmuş bi kişi olarak gördüğüm şu tipler.


1-bulduğum benimdir tel,bisiklet cüzdan vesaire

2-çaldığım benimdir.bisiklet,telefon,cüzdan vesaire

3-kimyasal madde kullanmayan bizden değildir

4-satmayan bizden değildir hap var,cigara var,ex var,toz var,roj var

5-kuru sıkı taşımayan bizden değildir

6-çakallar gibi toplu gezmeyen bizden değildir.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
kanatları gümüş yavru bir kuş
gemimizin direğine konmuş, hey!

evimizi neşelendirdiydi bundan bir bir buçuk ay önce olacak. şehrimizi de tabii. şansına havalar da soğuk muydu ne? şimdi sıcacık, donla oturuyoruz evde. suyumuz soğuk, göğümüz mavi. tembel sinekler giriyor açık pencere ve kapılardan. en aşağıdan ispanyolcayla karışık çocuk cıvıltıları. kafamı azıcık kaldırıyorum, eski antenleri görüyorum ve tuğlaları. tuğlalar ki yosun tutmuş, simsiyah. eskiden başka binalara bitişiklermiş, belli. tren yolu açılmış, kaybetmişler diğer yarılarını. az daha sağa çevirince başımı, güneş enerjisi kullanan modern evler çarpıyor gözüme ve bol yeşillikler. ağaçlar çok güzel yeşillendi be. arnavut kaldırımlı sokağımızda gezinirken bir gün baktım, kış bitmiş. ağaçlar beyazlamış. sonra beyazları dökülmüş, yemyeşil olmuşlar. haftasonu "buz azizleri" gelecekmiş. yazdan önceki son soğuk diyorlarlar. 17-18 dereceye düşermiş havalar. şimdilik gökyüzü açık ve 26 derece. kediler mışıl mışıl uyuyor. bir meybuz yedim kalktıktan sonra. kahvaltı hazırlamadım. sen olsan hazırlardım ama! yüzde yüz pamuklu çoraplar giyiyorum, çünkü ayaklarım terliyor. bu çoraplar da giyerken dar, ama on dakka sonra açılıyor. bebek karnımda büyüdükçe büyüyor. artık düzgün oturamıyorum, hep kaykılıyorum yana yana. çok susuyorum. bi de demir eksilmiş, onun takviyesini verdiler. demirin kilosu 3000 avro ediyormuş, hesapladık. bebeğin yatağını da ısmarladık. bizde böyle.

yine gelsene?
illusive consensus illusive consensus
bugün kendisiyle facebook'taki arkadaşlığımızın 5.yıldönümüymüş. dilekolay, 5 yıl. 5 yılda bazı süper güç ülkeler (örneğin türkiye) kalkınma planı hazırlıyor.
neyse, peki madem facebook'taki 5.yıldönümümüzü kutluyoruz, neden buradan yazıyorum? çünk hanımefendinin duvarı kapalı. o duvar bana mı örüldü yoksa genel mi bilmiyorum. genel diyince aklıma rte'nin "ne özeli genel genel" cümlesi aklıma geldi de yine sinirlerim tepeme çıktı.
öhöm, ne diyorduk? 5 yıl. esasen sözlükten tanıştık çingene ile, sözlükteki ilk arkadaşım, ilk kadın arkadaşımdı, şöyle bir geriye bakıyorum da, hala en yakın arkadaşım sanırım sözlükten. bana çok şeyler kattı. şimdi çok uzaklarda yıldız tilbe dinleyip pamuk gibi ayağını öpüyordur büyük ihtimalle. keşke türkiye'de olsaydı, bu yıl ona çok ihtiyacım olabilirdi; ama orada da mutlu olduğunu bilmek rahatlatıyor.
eski dostum değil eskimeyen dostumdur çingene. always and forever diyip arkadaşlığımızın nice yılları daha devirmesi dileklerimle, iyi ki varsın çingene.
2
çingene kanunları çingene kanunları
toplum biliminin acı çektiği bir coğrafyada ilk kez siyasete ilgi duymayı bırakmıştır.

bir süredir kafam inanılmaz rahat. hastalıklı bir toplum için bir şeyler yapmaya çalışmak, onlar için üzülmek, değişmelerini beklemektense kabul ettim ben. hala çok zor gelse de, kabullenebildim hasta olduğumuzu, ölüsevici olduğumuzu, cellat olduğumuzu.

bundan sonra, bana ne yahucuyum. umarım aradığım şey budur.
6
chucky jackson chucky jackson
kendisi tam bir başarı öyküsüdür!
bir çok insanın hayalini kurduğu hayatı yaşamaktadır,

ayrıca çok iyi bir ev sahibi - konukseverdir.

çok teşekkür ederim sevgili çingene kanunları!!!
soğanınağlatamadığıadam soğanınağlatamadığıadam
üstte bir girişi var, "toplum biliminin acı çektiği" hikayesi anlatmış.

az evvel ise bir duyurusuna denk geldim. evindeki kafesinde beslemekte zorlandığı kafesten kaçan, zaptedemedigi faresini öldürmek için formül istiyordu.

bu toplum bilimi, bu toplum neden gelişmez?
bunlar gibi eleştirdiği toplumun kanayan yarası olanlar yüzünden.

kendisinden utanması gerekiyor.

ayrıca bir canlıya can veremiyorsa, o canı almamasıni da *şiddetle* tavsiye ederim.