çizgi roman

1 /
lucifer lucifer
çizgi roman bir kültürdür. çocukluktan kazanılan bir alışkanlıktır. çocukluğunda bunlarla büyümüş bir insan büyüdüğünde de kopamaz takip etmeye devam eder. her ne kadar dışardan "çocuk musun sen olm?" gibi tepkiler alsada o gene de çizgi romanlardan vazgeçmez. bi kere kendini kaptırırsan bu büyülü dünyayı bırakamazsın. belki çocukken bana resimli renkli diye alınıyordu ama bir süre sonra bakarsın ki o baloncukların içinde çok ince bir mizah anlayışı , farklı bir kültür var. resimli kitaplar gözüyle bakanlar bir insana çizgi romanın neler kattığını asla bilemezler. mizah yeteneği hayal gücü,okuma alışkanlığı bunu işte o beğenmediğiniz,resimli çocuk kitabı dediğiniz bir kültür kazandırıyor. çoğunun içindeki espirilerin diyalogların çizimlerin çocuklar için zararlı olabilceğini hiç düşünmezler. çünkü alıp bir kere okumadan,ön yargıyla yaklaştıkları için bunu anlayamazlar.

çizgi romanlar çok küçük yaştaki çocukların eline verilmemelidir. yanlıştır. çünkü şiddet ögeleri bolca olan bir çizgi romanı okuma yazma bilmeyen bir çocuğun eline verirseniz pek iyi sonuçlar alıncağını sanmıyorum. ama okuma yazmayı öğrenmiş bir çocuğun gelişim döneminde yaşına uygun çizgi romanları seçerek hem okuma alışkanlığı kazandırılabilir hem de bu sanatın içine bir yerden girmiş olur.

alışkanlık haline geldiğinde ise biriktirdiğiniz çizgi romanları kimseyle paylaşamazsınız.her çizgi roman artık sizin için ayrı bir anlam taşır.ev taşırken en değerli eşyalarınızdan biri olurlar kutu kutu onları taşırşınız. kutuların üstüne "yangında ilk kurtarılacak" yazısı yapıştırırsınız.

insanlar bir süre sonra içinde kendinden bir şey bulduğu çizgi romanlarını seçmeye başlar.ordaki karakterlerden biriyle kendini özdeşleştirir.çizgi romanı okumakla kalmaz aynı zamanda yaşar.sonra tam siz bu anları yaşarken biri gelir "ne lan bu ?çocuk musun sen?" der ve tüm zevkinizin içine eder.

ülkemizde ise çizgi roman dünyası en hareketli dönemini zagor,teksas,tommiks...vb. döneminde yaşamıştır. kahramanların sarı sayfalarda hayat bulduğu dönemlerdi. ondan sonra git gide tükendi. şimdilerde güncel olarak takip etmek gerçekten zor.çizgi romanlar gazetecilerde rafların en altlarında sürünmektedir.

çizgi roman bir sanattır.
vatman vatman
çizgi romanlar çok küçük yaştaki çocukların eline verilmelidir. çocukları okumaya zorlar. onlara okumayı sevdirir. ben şahsen bizzat kendim okula gitmeden okumayı çizgi romanlardan öğrendim.
coughlin yasası coughlin yasası
4-5 yaşındaki çocuğun hayata bakış açısısını(evet böyle bi açı var) değiştirilebilecek kuvvet ve kudrete sahip, yaşı kocaman olanları da okurken hayatın stresinden bir an olsun kopartabilen, çocukken kazanılan çok güsel bir alışkanlıktır. genelde çizgi roman okumayanlar okuyanların naaptıklarını anlamazlar ama çizgi roman okuyanlar ne yaptıklarını bilirler ve tebessümle bakarlar olaylara, hayata.. çizgi roman pek bi başkadır, hayatında hiç aklına gelmeyecek bilgiler edinebilirsin. marvel, dc, esse gesse, sergio bonelli ülkemizde en çok bilinenleridir. bir çok yaşıtım kırmızı ceketlileri texas'tan, kaptan swing den, 2.dünya savaşının farklı yüzünü mr no'dan ya da wolwerine'den, yerli kabileleri ile ilgili birçok şeyi zagor'dan öğrenmişlerdir. genelde gerçek temeller üzerine oturtulan fantastik senaryolardır. filmlerde görüp hayran olunan, kızılderilileri avlayan beyaz adamların aslında çok da iyi olmadığını çizgi romanlardan öğreniriz. eğer biraz dikkat edersek beyaz adamın çoğunun iyinin yanından bile geçmediğini çok net görürüz. keyiflidir çizgi roman okumak. gerçekten ev taşırken en ağır eşyalar olur çizgi roman kolileri ve en kıymetlileri. hastalıktır bir çeşit ve tedavisi yoktur. kendinden birşeyler bulursun okurken ya da yaşarken çizgi romanı. çiko yaralanınca zagor olursun, daha bi dövesin gelir kötü adamları, ya da doom's day deki batman gibi süpermen öldüğünde birkaç damla yaş gelir gözünden. ya da ishikava arkadaşlarını öldürdüğünde bir bara gidip sarhoş olana kadar içmek istersin mr no gibi. uzar gider bu böyle hiç bitmez. okuduğun sayıları alıp tekrar okumaya başlarsın conan ile fatih kull'un dövüşü mesela, okursun tekrar tekrar.ya da conan'ı 90'lı yıllarda mafyalık yaparken görürsün. spiderman ve wolverine kapışması okunur tekrar tekrar. asteriks ile galyalı olursun, daltonlar ile mahkum. böyle sürüp gider bu, kopamazsın. ayıramazsın gözlerini gazete bayilerinin en kuytu raflarından, arar gözlerin hep. ya da bir kitabevindeki en dipteki bölümde arar gözlerin mutluluğu. ya da kadıköy çarşısına gidip zevkten geberirsin. bambaşkadır çizgi roman...
ken parker ken parker
bir popüler kültür ikonu olarak memlekette değeri pek anlaşılamamış bir sıkıntı gidericidir. zagorcular, ken parkercılar her daim adaletten yana iken öldürmeyi erdem olarak benimsemiz çizgi roman kahramanları da bulunmaktadır. çizgi romanın memleketi italyadır. son dönemlerde amerika da ganimeti görüp meyletmiştir bu piyasaya. memlekette en büyük sıkıntı ise düzenli çıkabilen çok fazla yayın olmamasıdır. meraklısı azdır ama özdür. çizgi roman seven adamla konuşmaktan sıkılmanız sizin sıkıcılığınızla doğru orantılıdır.
kendini düşünen hayalperest kendini düşünen hayalperest
bir ülkenin hiç farkında olunmadan kültür temellerini atan sanatsal faaliyetlerdendir. bir çocuk, sanatla ilk onunla tanışır. ülkemizdeki çizgiromancılığın durumu, kültür ve sanat dünyamıza verdiğimiz önemi göstermektedir. piyasayı amerikan ve italyan çizgi romanları ele geçirmiştir ve türk çizgi romancılığı can çekişme ile ölme arasındaki bir yerlerdedir. artık onlarca gazete arasından sadece bir ya da ikisi sayfalarında çizgi romana yer verirken, fasikül olarak dağıtımı yapılan türk çizgi romanı sayısı 70 milyonluk ülkede sıfırdır.
setheleh setheleh
çocukken aşık olduğunuz ve bir daha hiç vazgeçemediğiniz sevgiliniz. "peki çizgi roman aşkı nedir?" derseniz :
çizgi roman aşkı, günün birinde bir veritabanını modellemeniz istendiğinde modelinizi oluşturan her entity'nin "city" attribute'sini "gotham" yapmaktır.
delphina delphina
kitap okumayan insanların, kitap okuyorum havası vermek için kullandıkları kitap benzeri baskılar olarak görüp, okuyanların hangi baloncuk önceydi len karmaşasıyla bir halt anlamadıklarını düşünürdüm ta ki bir arkadaşımın sayesinde inat edip (bkz:watchmen) alana kadar
keyif pezevengi keyif pezevengi
bu ortadoğu coğrafyasında yaygınlaşamamış oluşumdur. büyük ihtimalle çocuk işi olarak görüldüğü için ne adamakıllı çizerimiz çıkmış ne de kimse yatırım yapmıştır. bi de zamanında spawn alırdım arka bahçe yayıncılığın çıkardığı, ateş pahasıydı yahu. japonyadaki hayvani mangastorelara bakınca gözlerim dolu dolu oluyor.
kuroneko kuroneko
"bir zamanlar herkes okurdu, odam bunlarla doluydu" diyen büyüklerimize bakıp imrenmemizi sağlayan resimli-balonlu kitap. o zamanlar vardı madem şimdi niye yok diye sordurtuyor insana. acaba çılgın eğitim ve sınav sistemimizin bunda parmağı olabilir mi? dershanelerden verilen kocaman test kitaplarını çözmekten, ilerde müthiş kariyerli, doktor, mühendis, holding sahibi olacak ciddi şahsiyetler olacağımızı zannettiğimizden böyle boş şeylere vakit ayırmadığımızdandır belki de. onu çocuklar okur, bunu bebeler yapar zihniyetiyle bu sanat dalı ülkemizde susturulmuş gibime geldi. halbuki yıllar önce evde istif yapanlar vardı! "eskiden babamın tommiksleri varmış bi kütüphane dolusu" diyen gencin herhangi bir çizgi romanı okuyan arkadaşına "çocuk musun lan sen?" demesi niyedir?

çizgi romanların insan üzerindeki en iyi etkisi çizim yapma hevesi uyandırmasıdır bence. çoğu uzakdoğulu genç çizgi romanlarda gördüklerini kafaya almış ki çoğu güzel çizim yapıyor, komik tiplemeler oluşturuyor. resimlerdeki açılar, konuşmalar vs. ile gözlem yeteneği artıyor. benim gibi resimci kişiliklere hayalden çizim yaparken ya da kompozisyon oluştururken fikirler veriyor. neresi çocuk işi bunun? çizer de mi çocuk? evet hepiniz kariyer sahibi olacaksınız, hadi dönün test kitaplarına.
1 /