closer

1 /
kornish kornish
sözleri:

you let me violate you. you let me desecrate you
you let me penetrate you. you let me complicate you
help me i broke apart my insides. help me i've got no soul to sell
help me the only thing that works for me. help me get away from myself
(bkz: i want to fuck you like an animal )
i want to feel you from the inside
i want to fuck you like an animal
my whole existence is flawed
you get me closer to god
you can have my isolation. you can have the hate that it brings
you can have my absence of faith. you can have my everything
help me tear down my reason. help me it's your sex i can smell
help me you make me perfect. help me become somebody else
i want to fuck you like an animal
i want to feel you from the inside
i want to fuck you like an animal
my whole existence is flawed
you get me closer to god
through every forest, above the trees
within my stomach. scraped off my knees
i drink the honey inside your hive
you are the reason i stay alive


ispikçi arkadaşa not: bu sözler de ingilizce ve çok edepsiz, lütfen bunu da ispiyonla bkz'lı mısrayı yaptığın gibi, yoksa mazallah bütün sözlüğün abdesti kaçar, herkesin ahlakı bozulur, itü sözlük dev orgy zirvesinde çarpık ilişkiler yaşarız, geleceğin olmasını engelleriz.

(bkz: they took our jobs)
man on the moon man on the moon
günümüzün insan ilişkilerine son derece gerçekci bir boyutta bakan,özellikle "insanın içinden geldiği gibi davranabilmesi","duygularını ön plana çıkartıp gerçekleri söyleyebilmesi" gibi bir tabana oturtturulmuş muhteşem mike nichols filmi.

filmin kurgusundan %20 etkilendiyseniz bile bu insana yetmekte çünkü %80lik kısmında da sizi oyuncular etkileyecektir.natalie portman gibi bir güzelliği filmde değişik,kendi halinde bir kız olarak izlerken julia roberts da olgun kadın imajı vermekte.jude law ise başarılı bir yazar olmasının yanı sıra ilişkilerinde başarısız,fakat kızların gönlünü çelmekte başarılı bir kişiliktir.clive owen da karşımıza sert erkek olarak çıkmakta.

filmin beni etkileyen kısmı insanın aşk konusundaki sınır istemeyen tavrının güzel bir şekilde gösterilmesi olmuştur.yani bir insan biriyle mutlu mesud yaşar iken duyguları doğrultusunda başka insanlardan hoşlanabilmesi,başka insanlarla birlikte olabilmesidir.seks denilen ihtiyacın dolğrultusunda çalkanan insan ilişkilerini güzel bir şekilde göstermiştir film bana.
kornish kornish
romantik-komedi demenin trainspotting'e porno film demekle eşdeğer olacağı film

diyalogları bu kadar ağır gelen bir film daha izlememiştim hiç bir zaman. aşk aldatmacasına, evrensel ahlak değerine, doğru kavramına, insanlardaki ego kavramına, kısaca insanlığa bu kadar sert eleştiri yapılabilir miydi? ya da hayatın 10 dakikalık bir eylem etrafında döndüğü bu kadar güzel anlatılabilir miydi
anosias anosias
aşk ve aldatma üzerince oldukça şık bir film. bol küfürlü, argolu bir dili olsa da çok rahatsız etmiyor. utangaç insanların aileleryle izlemesi de pek uygun değil. bunu yanı sıra birçok hafızalara kazanacak replik barındırıyor.

2 ingiliz adam:
clive owen biraz maço bir dermatolog.
jude law gazetelerin ölüm ilanlarını yazan, kitap çıkarma sevdasında kendini yeteneksiz gören bir adam

2 amerikalı kadın:
julia roberts yabancı insanların hüznünü görüntüleyen ünlü bir fotoğrafçı
natalie portman, eski bir striptizci.

bu dört insanın hayatı bir noktada kesişir ve aşk ve aldatma üzerine güzel bir film çıkar.

film baştan sona bu dört karakter etrafında geçiyor. eklenen çıkan başka karakterlere rastlanmıyor. hakkındaki romantik komedi söylemleri de başlı başlına yalan. romantik komedinin güldürme unsuruna pek sahip değil. bu yüzden dram olarak adlandırmak daha doğru sanırım. filmin belirli bölümlerinde gerçekleşen zaman atlamalar da yönetmen tarafından güzelce belirtilmiş. bu yüzden aha şimdi ileri sardık mı, hala aynı zamanda mıyız demiyor insan.
yaşam meleği yaşam meleği
demek hala romantik güzel film çevriliyormuş şeklinde bir düşünce getirdi bu film aklıma. aslında filmden ilk çıktığımda beğenmedim demiştim yanımdakilere ama şöyle bi çıkıp sindirince filmi aslında etkisinde kaldığınızı farkediyosunuz. yönetmenliğini mike nichols başarıyla üstlenmiş, anlatım çok farklı çok güzel. üstüne bide natalie portman salına salına yürürken çalan şarkı* ile filmin anlatımı akıllardan çıkmayacak bir hal alıyor.*
1 /