cnbc e

1 /
argon argon
cnbce, dilbert sayesinde tanıştığım zamanlar elma şeklindeki logosu ile sadece marmara bölgesinde yayın yapan bir televizyon kanalı idi. ne gazetelerde yayın akışı bulanabiliyordu, ne de bir internet sitesi vardı. şansa finans haberleri arasında "bu gecenin filmi şu" diyen bir ses yakaladığımız zaman seviniyorduk.

diğer kanalların televole saatlerinde cnbc-e siyah beyaz filmler gösteriyordu. sanırım buna, en fazla, küçüklüğünden beri siyah beyaz bir film izlememiş olan ben hayret ediyordum. tabii canım, van damme varken orson welles* de kim oluyordu.

seneler geçti, mevsimler değişti* bu arada benim cnbc-e olan ilgim south park ve simpsons ile daha da arttı. artık biraz daha büyümüştüm, dolayısıyla kieslowski* izleyebilecek durgunluğa erişmiştim. işte bu sıralarda "neden bir tek cnbc-e bana uygun yayın yapıyor ki?" diye sormaya başladım. herkesin hayranlıkla izlediği şeyler, okuduğu kitaplar bana anlamsız, gereksiz, kalitesiz gelmeye başladı. bir şeyler değişiyodu: bana zorla benimsetilmeye çalışılan mide bulandırıcı televole, manken, arabesk kültüründen soyutlanmam pek uzun sürmedi.

klasik soru cümlesi "ne yapıyorsun?"a "seinfeld izliyorum" şeklinde bir cevap verdiğimden dolayı artık en sık duyduğu soru "o nedir?" olmaya başladı. bilmeyene anlattım, o da başkasına anlattı. bir süre sonra saat 19-21 arası telefonum çalmaz oldu. çünkü diziler bu aralıkta yayınlanıyordu. tam bu hayata alışmıştım ki e-tv'nin yeşil elması yerini rengarenk kanatlara sahip bir tavus kuşuna bıraktı, adını da cnbc-e olarak değiştirdi, bir doğuş holding kuruluşu oluverdi.

diğer kanallar mafya, manken, mekan üçgeni içinde gittikçe kişilikleri kaybettiler. "toplum ne istiyorsa onu veriyoruz" diyerek bilgilendirici, eğitici, toplumu şekle sokucu yayınlar yerine toplumu rezil eden yayınlarına devam ettiler. sonuçta günümüzün türk toplumunu el ele yaratıp, yaratıkları şekilsizliği tahtına kurulup ahkam kesmeye başladılar.

bu sırada cnbc-e diğer kanalların ve, bence, toplumun şekilsizliğinden tiksinen, kendine has bir izleyici kitlesi oluşturdu. bu kitleyi de "biz farklıyız", "siz özelsiniz", "biz sizin için varız" tarzı gereksiz sözler söyleyerek oluşturmadı: belirlediği kaliteli yayın anlayışını senelerce devam ettirdi. sanırım hiç bir zaman trend olamadı (olmadı!), ama benim hayatımın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.
numenor numenor
yaz tatilinde gündüz sıcağından kaçmak için uyuyarak geçirdiğim günlerde geceleri tek düzgün programlar olan kanal..dizileri süper...
mechartes mechartes
izlerken sürekli olarak türk kültürünün baltalandığını hissettiren ve bu kadar yabancı programın arasına hiç değilse bir tane de kaliteli türk yapımının destekleyerek kalite açısından samimiyetinizi ortaya koyamaz mısınız dedirten, ancak öte yandan da kurulduğu günden bu yana özellikle gençlerin ilgisini çekecek şekilde alternatifsiz bir yayın yaparak; türk milletini sinemanın sanatsal açılımlarıyla tanıştıran, çoğu yapımı dünya ile aynı anda hatta bazen de onlardan önce yayınlayarak kalitesini tartışılmaz kılan eksiklerini de tamamlarsa tadından yenmeyecek biricik kanalımız.
anosias anosias
sonunda x filesı da transfer eden altyazılı yayın politikasıyla bazı çevreler tarafından eleştirilse de çoğunluğun kendisini tercih etme nedenidir
1 /