çocukluktan akılda kalan kitap

1 /
hu huu hayat çok güzel hu huu hayat çok güzel
(bkz: kodin)

ilkokuldayken sınıfın kitaplığı vardı. hepimizin sırayla bir kitap alıp okuma hakkı vardı. kodin'i aşırı merak ederdim. ne zaman kitaplıktan almaya kalksam benden önce biri almış olurdu. kodin kitaplığa geldiğinde de ben elimdeki kitabı henüz bitirmemiş olduğum için almazdım. neyse bir gün artık şans yüzüme güldü ve büyük bir mutlulukla kitaplıktan aldım, gururla kütüphane kolundaki arkadaşıma gidip deftere işletim. hemen okuyup bitirdim, zaten incecik bir kitaptı. kitapta ne olup bittiğini çok hatırlamıyorum, okurken çok üzülüp ağladığımı hatırlıyorum sadece. kolera salgını ve bir çocukla adamın dostluğu aklımda kaldı. bir ara kitapçıda gördüm bu kitabı. hatırladığım kadar güzel olmamasından korktuğum için alıp okumadım tekrar.
ela gozlerimdeki renkli hikayeler ela gozlerimdeki renkli hikayeler
kitabın adını hatırlayamıyorum.

bir kız vardı, annesi günlüklerini okuyordu. kız da günlüğüne "sen bir cadısın ve benim günlüğümü okuyorsun çünkü beni kıskanıyorsun" gibi cümleler yazmıştı. annesi okumuş ve çaktırmamıştı ve bir daha günlüğünü okumamıştı.

o dönem ben de annemin benim günlüğümü okuduğundan şüphelendiğim için, ben de aynı yöntemi uyguladım.

unuttuğum tek şey, türk anneleri ve yabancı anneler farkıydı.

annem kim kimi kıskanıyormuş ha diyip, günlüğümü parçalamış ve bana da bir tokat atmıştı.

hayat kitaplardaki gibi değilmiş, o an bunu anladım.
belki de belki de
çocuk kalbi.
içeriğini hiç hatırlamıyorum. sanki beynim tek bir sayfasını bile hatırlamamak için bellekten kasti silmiş gibi. sadece kitabın kapağını hatırlıyorum ve aklıma gelince sayko bi his oluşuyo içimde. endişe, ürperti gibi bir şeyler. ne okuttunuz lan bize?
leo auffmann leo auffmann
(bkz: moby dick )

13 yaşındayken okumuştum. dürüst olmak gerekirse bitirmek birkaç ayımı aldı. kitabı aldığımda kar yağıyordu ve yazlıkta bitirdim, öyle söyleyeyim.

açıkçası o yaştaki ben için kafa karıştırıcıydı. hikaye sürükleyici olsa da dini/mitolojik hikayelere yapılan referanslar, geri dönüşler falan beni epey zorluyordu. hatta ekşicilik yapıp yarıda bırakmaya kalkmıştım.

aklımda pek bir şey kalmamış. tekrar okuyacağım yakın zamanda.
sadecegunlukseyleryazicam sadecegunlukseyleryazicam



ilkokuldaki kütüphanemizde bulunan bir kitaptı bu. oraya nasıl geldiğini hiç bilemedim. kütüphane aslında öğrencilerin uzun yıllardır getirdiği kitaplardan kalanlarla oluşmuş mütevazı bir kütüphaneydi. mutlaka o kitabın benden başka bir öğrenci ile alakası olmuştu. ama o kişinin kim olduğunu asla bulamadım.

kitabın üzerinde, ikinci çeyreğindeki sayfaların birine kurşun kalemle yazılmış "bunu okuyan salaktır" yazısı dışında dokunulduğuna ya da okunduğuna dair hiçbir bulgu yoktu. sayfaları bile bükülmemiş tertemiz bir kitaptı. kitabın konusu uzaylılar (zeta reticuli olarak bahsediliyor) ve onları nasıl çağırabildiğimiz (anlaşma adı verilen bir metot); uzaylıların istekleri, beklentileri (dünya barışı), uzaylıların ilgisini çeken yer ve insan tipleri (örn: mahkumlar ve hapishaneler) falan filan gibi şeyler anlatılırdı.

bu kitabı neredeyse sonuna kadar sabrederek okumuş olmam yaptığım saçmalıklardan sadece biridir. her geçen sene daha azını hatırlıyorum ama hala hatırlıyorum bu kitabı. daha absürdünü hala okumadım.
antieros antieros
- çocuk kalbi
ben bu kitabi 11 yasimda okudum. o zaman bile o kadar etkilenmistim ki. o yasimda bile beni duygudan duyguya suruklemistir. yurege birsey dokunduruyor.
1 /