conan

1 /
legolas legolas
robert e howard'ın kalemiyle efsaneleşen, sahip olduğu güç ve yetenek sayesinde karşılaştığı düşman ve yaratıklar karşısında her zaman galip gelmesini bilen çizgiroman kahramanı.
aldiantes aldiantes
anabolizan ve bilimum steroid çeşitleriyle derlenmiş bir vücudun gelecekte hazırlanıp geçmişte varolduğu düşünülen bir savaşçıya atfedilerek vizyona sokulmuş halidir!yıllardır varlığını sürdüren birçok özentinin idolü olan şahsiyet!
super bi insan super bi insan
crom'a tapan, girdiği ortamda kendine ters gelen herşeyin iyi kötü ayrımı yapmadan amına koyan
ham güçten oluşan çocukluk kahramanım,
kafası karıştığı zaman bi iki kişiyi temizlemeden rahat edemez

ayrıca ipne kılıklı batman, ironman, kaptan amerika gibi ileri teknoloji ürünlerini kullanmaz
superman gibi ırkının verdiği bi avantajı yoktur,
spiderman, x-men yada hulk öküzü gibi mutasyona uğramamıştır,
spawn yada thor gibi tanrılardan şeytandan yada bok püsürden güç almaz
tamamen herkesin olabileceği sıradan bir insandır
alternatif olarak tarzan sunulabilir ama
tarzan orospu karılar gibi avazı çıkıncaya kadar bağırıken

conan kodumu osurtur...
maloğlan maloğlan
hafızama "conan anlamadığı şeyi anlamaya çalışmaz" cümlesiyle kazınmış kahraman.

bir macerasında conan atla gitmektedir, bir sonraki karede üç atlı ile karşılaşır, atlılardan biri bir soru sorar (soruyu hatırlamıyorum). bir sonraki karede ise, conan adamlara cevap vermemiştir ve atıyla uzaklaşmaktadır. karenin üstünde "conan anlamadığı şeyi anlamaya çalışmaz" yazmaktadır.

komik gibi ama düşündüm de ne güzel bir hayat görüşüdür bu...
zaknafein zaknafein
hala , bulunduğu yıl içindeki imkanlara oranla aynı kalitede bir fantastik film çekilmemiştir bana göre.gerek devasa figüran kadrosu (bkz: conan the barbarian) gerek envai çeşit zırh , helm gibi alet edevat içerişi , gördüklerimizin %99 unun gerçek şeyler olması , yani bilgisayar gibi bir ortamda yapılmayışı* açısından efsane bir seridir.
kirpi kirpi
robert e howard tarafından 1932 yılında "weird tales" adlı bir "pulp magazine" yaratılan 1970'li yıllarda roy thomas tarafında çizgi romana uyarlanan ilkel çağların yenilmez kahramanı.kadınları ayrı bir güzeldir
müyendis müyendis
conan zamanla; yaratıcısını "ben önceki hayatımda conandım, ve artık bu hayatıma son vermek istiyorum" dedirtecek kadar gerçekçi bir hal almıştır.

emsalleri, mavi tayt üstüne giydikleri kırmızı donla kahramanlık yapmaya çalışırken, conanın öyle bir derdi yoktur, kahramanlık seçimini okuyucuya bırakır. kurgu itibari ile son derece ilginçtir, marvel comics'in diğer kahramanlar serisinde, her kahraman sabah kalktığında kötüler ile savaşırken, conan'ın yine kötülerle savaşma gibi bir derdi yoktur, o; acımasız bir dünyada sadece canını kurtarmak için savaşır.

thulsa-doom dan intikamını aldıktan sonra, kelimenin tam anlamı ile yaşamayı öğrenmiştir.

akilonya kralı olmazdan evvel, hırsız, bedevi akıncısı, kara kıyıları kasıp kavuran bir korsan, stigya nehirlerinde rahip kılığında suikastçı, akilonya ordusunda asker, ardından yine akilonya ordusunda general olmuştur ki; bu ordudaki maceraları conan serisinin en güzel kısmını teşkil eder. piktler ile mücadelesi hiç bir mücadelesinde olmayan zorluğu barındırır ki; sagayeta'nın öldüğü savaşta ki macerasının tadı hala damağımdadır.

akilonya kralı numedises kral olarak hiç bir şey yapmamakta ve sefahat içinde günlerini geçirmektedir, bu durumdan rahatsız olan ve enselerinde shem oklarını hisseden akilonya generalleri, prosperonun önderliğinde conan'a liderlik teklif ederler.

hayatı boyunca gözünü budaktan esirgemeyen conan, bu teklifi kabul eder.

numedises'i öldürüp, kanlı tacı kılıcının ucu ile alır ve soyluların şaşkın bakışları arasında kendisini kral ilan eder.

conan, hiç bir çizgiromanın vaad etmediği kadar macera vadeder. conan aslında bizdir, kin de duyar, nefret de eder, sever, pardon ağzımı bozacağım ama şerefsiz ille de sevilir bayanlar tarafından.

onun için kadınlar özenle sevilmesi gereken varlıklardır ve asil köylü demeden her kadın, az içkiye yahut bakımsız olmasına bakılmaksızın, artık devrinden huyundan mıdır suyundan mıdır bilinmez, güzeldir.

conan'i etkileyici yapan bir diğer unsur ise sık sık söylediğimiz gibi, "gerçekçi oluşudur"

ki iki kahraman karşılaştıracağım:

süperman: aaııaaaaah bu devasa gezegen dünyaya çarpmadan önce, uzaya çıkarak, kaslı kollarımın yardımı ile ittirerek durdurmalıyım, sürtünme felan dert değil, yeter ki kripton olmasın yanıbaşımda.

conan: haydi kadın! kahrolası mücevherleri bırak da güzel postunu kurtarmaya bak; çünkü peşinden gelen 3 adam ile dövüşecek değilim!

evet, conan sadece mecbur kaldığında dövüşür, cromdan hiç bir yardım beklemez ama zaman zaman

"crom! bütün gün o tepede oturacağına ihtiyacım olduğunda bileğime güç katsaydın ya!"

diye sitem etmekten kendini alamaz...

kısacası; conan okunması tehlikeli bir çizgiromandır zira gerçekten bağımlılık yapmaktadır.

en azından ben 10 senedir okuyorum, aynı ciltlerin sayfalarını çevirmekten hangi sayfanın daha kolay çevrildiğini ezberledim ama bıkamıyorum.

"her türlü angarya işleri ben yapacağım" diyen varsa, conan ciltleri fotokopi çektirilmek üzere verilir.
müyendis müyendis
conan bir cadının uzun ve entrikalı oyunlarından sonra çarmıha gerildiği macerasında,

"bu ıssız çölde, akbabalar ile kaderimi paylaşırken, şu uzakta gördüğüm yolcu... kahrolası sıcakta kim bu kadar düzgün ve tempolu koşabilir? hirkanya steplerinden böyle birisini hatırlıyorum. bu... subutai!"

repliği ve repliğe eşlik eden karelerle beni benden almış çizgiromandır. subutai'nin sırtındaki yay ile ufuktan yavaşça koşarak belirmesi, karelerin giderek subutai'nin suratına zum yapması ve subuta'nin yüzündeki ifade, legolas kim ulan, hay canına yandığımın hey, koş subutai! dedirtmez de ne dedirtir, sorarım size ey okur!

bir de güzel bir nesir vardır.

.....
yol uzun ve zorluydu
gökyüzü soguk ve gri (bkz: iett otobüsüne feyk atan insan modeli)
beyaz ay donmus ölü bir parça gibi
bulanik solgun safakta
hirsiz ve fahise kral ve asker
savasçi büyücü ,sahtekar ve ozan
bu yolda benimle geldiler
rüzgar bilenmis biçak gibi keskindi
islak tuzlu denizlerden eserken
kuru,siyah iskelet gibi agaçlar
firtinada hayalete benzerlerdi
yasam köpüklü bir sarap benim için
yagma sehvet ve savasimdan olusan
ve ben bu sarabi en keskin tortusuna dek ictim
ben vahsi kuzey topraklarindan
görkem ve büyü ülkelerine gelen savasciyim
çelik,kan ve atesle kazandim
insanoglunun kazanabilecegi herseyi
oynadigim kumarda
seytani kendi oyununda yendim
görkem onur pirilti ün
ve ölümün gülen kafasiyla alay ettim
dövüsülüp öldürülecek düsmanlar vardi
sevilip güvenilecek arkadaslar
sehvetle öpülecek dudaklar
ele geçirilip firlatilacak zenginlikler
karanlik geceleri senlendirecek sarkilar
sabahlara dek içilecek sarap
sonunda geçmise gömülüp
yitirilecekse ne çikar?
ben tüm bu zenginliklerden payimi aldim
kazanmak gibi yitirmeyi de tattim
yasamda varolanlarin en iyilerine alistim
mezar derin ve hava soguk
dünya kokusmus küflü beyinle dolu
ve ben tüm degerlerinize baskaldirirken
bos inançlariniza gülüyorum.
dünyanin karanlik kavrulmus yüzeyinde
egri yolumuz zorlu topraklardan geçiyor
fakat biz mutlu neseli savasçilariz
daha kolay yollari istemeyiz
düzenbaz ve nefret verici yasamin yazgisi
sag elimde kilicimla çizilir
ve ölüm benim arkamdan gelir
ben bu tozlu sert uzun yollarda kurudum
ben artik yasli ve güçsüzüm
oysa ölüm tüm zamanlar boyunca güçlü
fakat bedenler ölümü tatmak üzere dogdu
yasami korkmadan cesaretle karsiladim
ölüm yaklasirken kaçmalimiyim?
yasam ölümle benim yillar boyunca
oynadigimiz bir oyundu
selam savasçi yigit dostlarim
köleler silahsörler ve oynak genç kizlar
ayrildigim yolda gözüm kalmadi
burada son bulur o yol
azrailin kucaginda
selam tanrilar!
bos bir gökyüzünün altinda
yaninizda neseyle yürüyecegim
günahkar ruhlarin nasil kivranip inledigini
sisko kurnaz papazlardan dinledim
yalniz altin için alip sattiklari o cennette
benim gibi acimasiz bir barbarin yeri varmi?
rahipler ve kutsal kitaplariyla birilikte
alevlere dalacagim
cehennemin kizil bogazindan asagiya yürüyecek
ve seytanin tahtina oynayacagim

metini tamamıyla ezberleyemediğim için, alıntı yaptım, alıntı ise eksisozlukten olup allahkahrbela tarafından yazılmıştır. saygılarımla efendim.
marla singer marla singer
repliklerine hasta kaldığım çizgiromandır. bir adamda böyle rahatlık böyle artislik olmaz yani. "ona da korum buna da korum" edalarında takılır. okunasıdır.
1 /