covid 19 salgın notları

1 /
radiance radiance
11- 15 mart 2020

evvela sağlık çalışanı değilim. ancak olayın kitle psikolojisi kısmı hasbel kader daha evvel kitap için özel olarak çalıştığım yerden geldi. dehşet yönetimi kuramı veya orijinal ismiyle terror management theory. dolayısıyla sürece dair yapacağım yorumları da bu kuramsal çerçevede tutacağım.

şu an için hafta boyunca aldığım notları pazar günleri paylaşmayı düşünüyorum. bu şekilde daha derli toplu tutabileceğimi umuyorum. psikolojik defans mekanizmalarını açıklarken proximal (yakınsak) ve distal (uzaklaştırıcı) terimleri üzerinden ilerleyeceğim.

1- toplumsal histeri ve yalan bilgi paylaşımı özellikle 11 mart vaka açıklamasından 15 gün önce yükseldi. ölümler olduğu ancak gizlendiği söylentilerin yayıldığını gözlemledim. paylaşımlar genellikle anonim nitelikte ve kaynak "bir arkadaşım" şeklindeydi. bu tür yayılımlar için kaynağı takip edilebilir web siteleri yerine özellikle whatsapp üzerinden isimsiz iletilen ses kayıtları ve yine anonim hale gelmiş mesajlar kullanıldı. isim veren kişilerde "ben x kişinin annesiyim, ile başlayan mesaj ve bir arkadaşımdan aldığım bilgiye göre" gibi sınırlı kimlik bildirimi de gözlemlendi.

2- özellikle whatsapp üzerinden yayılan kaynağı belirsiz veya yalan bilgileri instela'da paylaşan kişilerin ağırlıklı olarak kadın ve 40 yaş üstü olduğu gözlemlendi. içerikler görüldüğü zaman silindi veya kullanıcıya bildirim yapıldı.

3- bazı kişilerde virüsün etkileyiciliğine göre reddediş hali gözlemlememe karşın bu kişilerin bazılarının içten içe daha fazla korku duyduklarına dair bir içgörüm var ancak henüz bunu kanıtlayamam. (11 mart tarihli not)

4- açıklama günüyle birlikte panik alışverişi gerçekleştiğini gördüm. gözüme çarpan öncelikle kişilerin kuru gıdaları stokladığı oldu. aynı şekilde tuvalet kağıtlarına yoğun bir ilgi olmasına karşın peçete reyonunun tamamen dolu olduğunu gözlemledim. kolonya ve pürell'in tükenmiş olduğunu gözlemledim. açık ekmekler normalin aksine tercih edilmemiş gibi gördüm. et ürünleri yine hızlı tükenen ürünler arasında gibi görünüyor. öte yandan dondurulmuş gıdalar güvenli olmasına karşın çok ilgi çekmiş gibi görünmüyor. el yıkama alışkanlığının önemli olmasına karşın sabun alımlarında yine bir yoğunluk görmedim. buradan yola çıkarak tüketicinin stratejik alışveriş yerine ses kayıtları veya mesajlarda aktarılan ürünlere yöneldiğine dair bir gözlemim oldu.

5- virüsün görüldüğü çeşitli yurtdışı ülkelerinde salyasını kasıtlı olarak toplu taşıma araçlarının tutunulan yerlerine süren kişiler görüldü. aynı şekilde japonyada covid etkileri gösteren bir kişinin özellikle barlara gidip insanları korkuttuğu ve tutuklandığı yönünde bir haber okudum. antisosyal eğilim sonucu olarak düşündüğüm bu davranış araştırılmalı.bilinçli olarak şırıngalar vasıtasıyla aids yaymaya çalışan kişileri hatırlattı. bu süre içerisinde italya özel bir kanun çıkararak covid pozitif olduğu belirlenmiş kişilerin bilinçli bir şekilde halk arasına çıkma ve bulaştırmaya yönelik davranışlarına 21 yıl hapis cezası getirileceğini duyurdu.

6- gözlemlediğim kadarıyla salgın bekleyen kişilerde ilk vaka resmi kanallarda açıklandığı zaman bir rahatlama oldu. ancak reddediş sürecindeki kişilerde panik ilk resmi vaka ile gün yüzüne çıktı.

7- 15 mart itibarıyla ilk açıklama günü eldiven takan kişilerin eldiven takmaktan vazgeçtiğini gözlemledim. bu durumun geçen günlerle birlikte riskin normalleştirilmesi ile alakalı olduğunu tahmin ediyorum.

8- insanların covid 19 ile ilgili dijital platformlar üzerindeki davranışlarının 4 ana küme altında toplandığını gözlemledim.

a) panik paylaşımcıları: (içerikleri okumadan veya doğruluğunu teyit etmeden paylaşanlarda artış var) bu kişiler aynı zamanda doğruluğu şaibeli sağlık önerilerini de sık paylaşan kişiler. bu kişilerin uyguladığı savunma mekanizması "distal" olarak görünüyor. kullanıcıların korku seviyeleri; karşılaştıkları gerçek dışı tehdit ve çözümlere dair içerikleri akıl veya bilgi filtresinden geçirmeksizin yaymasına sebep oluyor. bir şekilde korku kitlelerle paylaşılarak seyreltiliyor ancak bunun en büyük tehlikesi yanlış bilgilendirme oluyor. yayılan yanlış bilgiler kişiler üzerinde amacından sapmış bir korku veya kitleleri tehlikeye sürükleyici sahte bir güvenlik duygusu oluşturabilir. bu noktada iki ayrı örnek verebiliriz. "abi pencereyi bile açmayın havadan geliyormuş" veya "gripten daha çok kişi ölüyor, atlatırız, işte rakamlar (muhtemelen sahte rakamlar)" gibi dehşeti uzaklaştırmaya yönelik eylemler gibi görünmekte.

b) reddedişçiler: dehşet yönetimi kuramında incelenen "proximal" savunma mekanizmasına uygunlar. bu çerçevede tehditle karşılaşan birey zarar görebilir olduğunu inkar etmektedir. "benim bağışıklığım güçlü, önlem almaya gerek yok, kelle paça içiyorum, zaten bizim mahallede yok" gibi söylemler değerlendirilebilir. reddedişçiler kendilerine tehlikeyi hatırlatan içerikleri takip etmelerine karşın bu içeriklere yönelik yoğun nefret besleyebilir.

c) teyitçiler: yine distal savunma mekanizmasına örnek. kişi doğru bilgiye ulaşarak kendisi ve çevresini koruyabileceğine inanır. panik durumu sönümlenmiş olduğu için nispeten daha avantajlı durum sunmakla birlikte eylemsellik açısından risk taşıyabilir. bu risklerin başında da semptomları kendisinde görmesine karşın "ben her şeyi doğru yaptım" düşüncesiyle reddedişe girmek düşünülebilir.

d) önemsizleştiriciler: bu savunmayı uygulayan kişiler tehlikeyi kabullenmesine karşın reddedişçilerle ortak bir çerçevede toplanırlar. yine proximal savunma mekanizmasının parçasıdırlar. bu kişiler düşüncelerini farklı konulara odaklama konusunda yoğun emek harcayabilir veya tehlikeyi hatırlatan içeriklerden kaçınabilirler. bu eylem panik duygusunu uzaklaştırma konusunda başarı sağlasa da dikkat konusunda tehlike yaratabilir. italya'da şahit olduğumuz durum genel olarak buydu.

9- savunma mekanizmalarını irdelersek eğer kişisel ilişkilerde çatışmalı ortam veya ansızın patlak veren aşklar görmemiz mümkün olacaktır. proximal savunma mekanizmasına giren kişiler daha çatışmalı, distal savunma uygulayan kişiler ise sosyal ilişkilerinde daha sıcak tutum takınabilirler. bu şimdilik sadece bir öngörü, bekleyip göreceğiz.

10- devletin aldığı önlemlerin düzeyini övmek veya yermek için çok erken bir fazdayız. şu an için tek bildiğimiz çoğu avrupa ülkesinden çok daha iyi idare ettikleri. dolayısıyla devletin esas başarısı veya başarısızlığı aşağı yukarı 10 gün içerisinde görünür olacaktır.

son söz:
karşılaştığımız zımbırtı mikrometre ölçekli virüs. yani korunması gerçekten zor bir şey. elimizden gelen en iyi şey ise paranoyak düşünceden arınıp sağlık çalışanlarını ve onaylanmış yönergeleri dikkate almak.

ellerini temiz tut - sabunla yıka - mümkün olduğunca dış temastan kaçın - sihirli / kolaycı şifa yöntemlerinden umudunu kes - insanlarla 1 ila 1,5 metre güvenli mesafeyi koru - özellikle kendini dezenfekte etmediysen veya dışarıdaysan yüzüne dokunma - işine gücüne bak. korkunu reddetme, korkunun aklını bulandırmasına izin verme. korkunla uzlaş ve gereken neyse onu yap.


şu anki notlarımı frank herbert'in dune'undan alıntı yaparak noktalıyorum.

"i must not fear. fear is the mind-killer. fear is the little-death that brings total obliteration. i will face my fear. i will permit it to pass over me and through me. and when it has gone past i will turn the inner eye to see it's path. where the fear has gone there will be nothing. only i will remain."
radiance radiance
16-22 mart 2020

geçirdiğimiz süreçte dehşet yönetimi kuramının saat gibi işlediğini görmeye devam ediyoruz. kuramın ölümcül uyaranlara yönelik işaret ettiği yakınsak ve ıraksak savunmalar çerçevesinde sürdüreceğim incelemeleri.

hatırlayacak olursak:

yakınsak savunmalar kişinin kendisine ve doğru bildiklerine sıkı sıkıya sarılmasıdır. kişi her yaptığını zihninde doğrular, meydan okur ve ölümcül ihtimale karşı reddedişe girebilir. bu savunma kişinin kendisini çevreleyen tehditlere karşı bir istisna olacağını düşündürür. yakınsak savunmalar kişinin adaletsizlik karşısında herkes sessiz kaldığı koşullarda dahi öne çıkabilmesini kolaylaştırır. kişi cesaretini toplamak için başkalarına daha az ihtiyaç duyar ve mücadele gücünü yükseltebilir. velakin salgın koşullarında yakınsak savunma mekanizmalarının tam tersine son derece tehlikeli sonuçlar doğurduğunu görmüş olduk. salgının yarattığı tehditi reddederek sosyal izolasyonu geciktiren avrupa vatandaşları bunun sonuçlarıyla başa çıkmaya çalışıyor. aynı savunma mekanizması özellikle genç kitle arasında yaygın durumda. hatta farklı ülkelerde "coronavirus party" tadında etkinlikler yapıldığını gözlemledik. coronavirus challenge denilen klozet yalama embesilliğini geçiyorum zaten.

ıraksak savunmalara gelirsek eğer kişiler ölümcül tehditler karşısında ortak değerlerine tutunurlar. bu durum "birlikte var olmak" olarak özetlenebilir. bu salgın dil, din, ırk ayırt etmeden tüm insanlığın düşmanı ve hepimiz aynı gemideyiz. şu an sadece bir ırk var ve bu da insan ırkı. mevcut dönemde özellikle yurtdışından pek çok ünlü ismin covid 19 pozitif geldiği durumda bunu duyurduğunu görüyoruz. bu eylem salgının fark gözetmeden hepimiz için tehdit olduğunu güzel bir şekilde vurgulamasının yanı sıra "hiçbirimizin yalnız olmadığının da altını çiziyor". müzisyenler internet ortamında, kendilerini izole ettikleri evlerinden canlı yayınlar gerçekleştirerek kitlelerin psikolojik direncini yükseltiyor. bu şekilde insanlar aralarında mesafe olsa dahi asla yalnız olmadıklarını, herkesin aynı koşullar altında olduğunu bir kat daha anlıyor. kültürel birliktelik için iyi bir eylem.

yurtdışında gördüğümüz misantropist kişilerin türkiye'de de görünür olmaya başladığını farkedebiliriz. misantropi kısaca insanlığın zararına hareket etme olarak tanımlanabilir. bu kişilerin salyalarını ortak kullanım alanlarına kasıtlı bir şekilde sürdüğünü, hastaysa eğer bunu bulaştırma isteği içeriisnde olduğunu fark ediyoruz. içlerinde barındırdıkları antisosyal yatkınlıkların tatmini olarak düşünülebilir. bunun daha geniş çerçeveli bir örneği ise amerika'daki beyaz üstünlüğünü savunan kişilerin diğer ırktan kişilere kasıtlı olarak covid 19 bulaştırmak için organize olmaya çalışması olarak karşımıza çıkıyor. meraklısı için haber linkini yorumlar kısmına bırakıyorum.

haber kaynaklarının daha fazla güncellenmesi ve tekrar tekrar yapılan yayınlar şu an için aşırı düzeyde panik paylaşımı yapan kişileri yatıştırmış ve durumu kabullenmeye itmiş olabilir. kişisel görüşüm kabulleniş sürecinin belli bir ölçüde depresyon getirse de bireysel ve toplumsal önlemler için faydalı olduğu yönünde. yine aynı şekilde reddediş paylaşımı yapanlarda da görünür bir düşüş söz konusu.

notlarım şimdilik bu kadar.
1
radiance radiance
23-29 mart 2020

bu yazımda öncekilerin aksine kişisel duygularıma da yer vereceğim.

ilk notum bu hafta içerisinde şahit olduğum en anormal şeylerden birisine ait." amerika'da uzun sürecek sokağa çıkma yasağı / karantina gibi uygulamaların ekonomiye büyük zarar vereceğini, yaşanabilecek 1 milyona kadar ölümün kabul edilebilir olduğu ve 1 milyon kişinin amerika'yı kurtarmak için kendini feda etmesi gerektiğini" dillendiren insanlar oldu. insan derken söz gelimi işte.

28 mart akşamı itibariyle şehirler arası seyahatler özel izne bağlandı. bu doğrultuda büyük bir insan trafiği oldu doğal olarak. istanbul başta olmak üzere büyük şehirlerden çıkışlar yükseldi. bu perspektifle ilerleyen dönemde anadolu'da büyük vaka artışları beklemek doğru olacaktır diye düşünüyorum. bu durumu ise halihazırda uygulanmaya başlayan mikro karantinalarla çözecekler büyük ihtimalle.

bu hafta olan bir diğer önemli olay ise artık salgının en büyük yuvası haline geleceği aşikar olan abd ile uçuşların sonlandırılması oldu. sonrasında zaten tüm dış uçuşlar sonlandırıldı. açıkçası bu noktadan sonra diğer ülkeler mi türkiye için uçuş yasağı koydu, yoksa yasağı biz mi koyduk araştırmaya tenezzül etmedim. sonuç olarak bu hafta itibariyle yurtdışı kaynaklı yeni enfekte gelmeyecek olması da bir şeydir.

kendi hissettiklerime geçecek olursak şayet ocak ayından beri salgın sürecini takip etmeme ve nispeten de olsa ilk vaka açıklanmadan hazırlanmış olmama karşın resmi açıklama sonrasında anksiyete deneyimlemeye başlamıştım. deneyimlediğim anksiyete hiçbir zaman panik noktasına gelmese de gün içinde ara ara yoklayan, 15-20 dakika süren sıkıntılanmalar şeklinde oldu.

bu hafta itibariyle anksiyete hissini gün içinde deneyimlemesem de uyandıktan sonra yine 20 ila 30 dakika arası yaşamaya başladım. yeni güne yönelik isteksizlik olarak düşünebiliriz daha ziyade. öğlen desek daha doğru esasında. aynı şekilde son hafta çerçevesinde gece uyanık kalma sürem uzadı.

bir diğer değişiklik konsantrasyon konusunda gerçekleşiyor. anksiyete döneminde konsantrasyonum oldukça bozuk ve iş yapmakta zorlanırken şu an bu konuda iyileşmeler deneyimliyorum. eylemlerimdeki hızım eskiye nazaran daha yavaş.

dip toplama bakarsak şayet endişe sürecinin yerini kabullenici bir depresyon haline bıraktığını görüyorum.

merakım ve düşüncelerim kriz dönemindeki toplum psikolojisinden ziyade kriz sonrası travmatize olmuş kitlelerin durumuna doğru kaymaya başladı. salgın sonrası süreçte sosyal bilimcilere hayvan gibi iş düşecek. olası bir tablo ile iligli iki görseli instagram'a bırakmıştım. linkini verip geçeyim meraklısı için.
www.instagram.com
5
arıbeyi arıbeyi
"devletin aldığı önlemlerin düzeyini övmek veya yermek için çok erken bir fazdayız. şu an için tek bildiğimiz çoğu avrupa ülkesinden çok daha iyi idare ettikleri."

gerçek şu ki; türkiye salgına müdahale etmekte 1 hafta geç kaldı. devletin bi bok yapmadığını söylemek için de çok geç kalındı.

o panik paylaşımcıları o kadar da panik değillermiş anlaşıldığı üzere. corona ipinin ucunu kaçırdık. hepinize hayırlı traşlar diliyorum.

şu saatten sonra ülkenin insanları solda örgütlenirse akıllılık eder. değilse parası olan evde kalır olmayan şansını dener.
birfincancay birfincancay
kişisel not. bir allah'ın kulunu ilgilendirmeyebilir:

sebze, meyve, ve etten tiksindim. çilek bile midemi bulandırıyor. domates yediğimi düşünemiyorum. bir süredir sadece ekmek-peynir-makarna ve bakliyat türü şeyler yiyebiliyorum. süt ürünlerinden de tiksindim. yoğurdu bile yutamıyorum. hiç normal değil.

can dostum kola kaldı bir tek. umarım sağlıklıdır. sağlıklı olması lazım.
a sami bayraklı a sami bayraklı
tamamen kişisel notlar. okumamanızı yeğlerim. yaşarsak ilerde dönüp bakabilmek adına yazıyorum.

alışmak ve adaptasyon bizi binlerce yıldır hayatta tutan tutku. insan her duruma alışıyor, her şeyle yaşayabiliyor.

virüsün türkiyede görüldüğü günden itibaren 4 farklı tedirginlik ve korku yaşadım -siz anksiyete de diyebilirsiniz ben tam anlamını bilmediğim için kullanmıyorum o kelimeyi- 3ü ailem ve uzaktayken onlara bir şey olması teması içeren birisi de kendime dair. hepsinin ortak noktası olan sonuçlar şu şekilde,

hemen her gece sarhoş olup geç saatte uyuma, işi siklememe ve çalışamama, çoğu zaman sabahları uyuyakalma, öğle uykusundan geç kalkma gibi sonuçları oldu. yemek düzenim bozuldu, abur cuburla geçiştirmeye başladım çoğu öğünü, yaklaşık bir senedir midterm fasting kapsamında kahvaltıyı hayatımdan çıkartmıştım, artık sabahları bisküvi yemeye başladım, çikolata ve ekmeği hayatımdan çıkartmıştım. tekrar başladım ve istiyorum baya baya. sigara kullanımım çok arttı.

hepsi farklı farklı zamanlarda geldi bu 4 durumun. 3 gün civarında sürdü her biri. 3 günde o duygu normalleşti, onunla yaşamaya alıştım normalleşme sürecim başladı fakat normale dönmek de biraz sürüyor. bugün en sonuncu kısmı da geçtim sanırım. günler sonra erkenden uyuyup sabah işe dinç ve erken gelip birikmiş işlere dalma planı yapmaya başladım. yeni bir tercih dönemi geldiğinde 5. dalgayla birlikte muhtemelen yine o kararsızlık, arada kalmışlık ve sıkışmışlığı yaşayacağım.

amaaa alışırız üstat buna da alışırız. köpek gibi alışırız, it gibi. yaşamak için alışmak lazım.
valiz süren alkollü adam valiz süren alkollü adam
31 mart itibariyle türkiye'de vaka sayısı 13 bine cıktı. devletimizin para dilenmesine ve hatta insanlar paralarını başka kimselere bağışlamasın diye muhalefet partilerine ait hesaplarını bloke ettirirken; tek çözüm salgına yakalanmak vergisi olarak gözüküyor. bu vergi kapsamında her tanı konulan kişi; hastanede yatarsa hastaneyi meşgul ettiği için; evinde karantinaya konu olursa ise hastaneleri meşgul etmediği için vergi ödemeli. corona testi yapılıp sonucu negatif için kişiler ise belirtileri var ise panik yaratma vergisi; belirtiler yok ise de hekimi yanıltmaya yönelik hareket vergisi ödemeli.
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
normal hayatıma devam ediyorum. normal hayatım da bok gibi olduğu için covidle ilgili herhangi bir sıkıntım yok. eve girdiğimde karımın uyguladığı karantina tedbirlerine alışamadım sadece.
kötü örnek bir baba olduğumdan çocuklar da benim rahatlığımı almış . annelerini çıldırtıyorlar. oyun konsolunu hazırladım onlara. biraz ısınsınlar ben de katılıcam.
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
1mart-15 mart arası eldiven maske kullanıyordum şu an hiçbirini yapmıyorum. eldivende ellerim terliyor maske ile telefonda konuşamıyorum daralıyorum andksk!
2 şişe kolonya bitirdim bir şişe de dezenfektan.
ellerim biraz kurudu arko krem değerli yağlar serisini kullanarak bunu da çözdüm.
her gün işten gelir gelmez direkt banyoya giriyorum. üstümle başımla oturmuyorum.
ayda bir yaptığım ev silme işini iki haftada bire çıkardım.
cumadan eve giriyorum pazartesi sabah çıkıyorum. gerekmedikçe sokağa çıkmıyorum insanlara sarılmıyor tokalaşmıyorum.
hastalıktan korkuyorum ama daha çok hastaneye gidip yatak falan bulamazlar sedye üstünde kalırım diye korkuyorum. böyle bir rezillik yaşamak beni yaşarken öldürür amsjknk!
naletmurphy naletmurphy
sayesinde her gün kendime yeni bi' dert bulup dertlenmekten kurtuldum. tam yeni bi' dert bulup ona kafayı takıyor gibi olurken corona geliyor, karantinada olduğum geliyor, yine bi' hüzün, yine mi çiçek...
radiance radiance
30 mart - 5 nisan 2020

bu haftanın öne çıkan konularından biri yine bilimsizlik.

çok şükür "bir ölçek domestos damlatılmış çay virüse iyi gelir" tarzı aptallıklar biraz azaldı. ancak yenileri çıktı.

gözüme ilişenlerden bazıları:

*bu virüs aslında negatif enerjileri temizliyor, insanlık kendisini unutmuştu, özünden uzaklaşmıştı. virüsten korunmak için enerjimizi yükseltmeliyiz.
*bazı düşman uzaylıların gezegene çektiği bir operasyon (şaka değil böyle şeyler konuşanlar var)
*virüsün kaynağı 5g bu nedenle 5g baz istasyonlarını yakalım (ingiltere'de başlayan bu olayla ilgili haber linkini yorumlar kısmında paylaşacağım) bu konuyla ilgili küçük bir not bırakacak olursak; ortaçağ döneminde milleti cadı diye yaftalayıp yakma işine benziyor epey. allahtan insan yakma işi bitti de en azından baz istasyonu yakıyorlar.

gözlemlediğim toplumsal etkilere gelirsek eğer:

internet ortamında sınıf nefreti tarzı bir şeyin alevlenmeye başladığını gözlemliyorum. bu sınıf nefreti ise entelektüel ve ekonomik kriterler çerçevesinde değişkenlik gösteriyor. yüksek ekonomik kesimde yaşanan ölümlere sevinmek veya internette karşılaşılan bilgi içerikleri ve üreticilerine yöneltilmiş nefret söylemleri görünür durumda. bu nefret halinin iki temel gıdası ise radikal mistisizm (din farketmeksizin) veya düşük eğitim / entelektüel birikim gibi görünmekte.

yansıyan haberlere göre özellikle italya'da salgının gücü gerilemeye başlarken bu gerileme durumu ile birlikte halk yasaklara karşı daha uyumsuz hale gelmeye başlamış. kitlelere yayılan tehlikeyi reddediş hali ikincil bir yayılma ve sürecin daha da uzaması kaygısı oluşturuyor okuduğum kadarıyla.

bu boşverme / reddediş hali eninde sonunda bizde de görülebilir. üzerinde durulası bir şey.

bireysel deneyimim ve yakın çevremden aldığım bilgilere göre psikolojik durum ise dalgalı bir zemine oturmuş durumda. derinleşen depresif hal özellikle çiftler arasında gerilimi yükseltmeye başlamış. dijital de olsa sosyal iletişim ise dönem dönem azalan ve çoğalan nitelikte görünüyor. bunun yalnızlaşma ve sosyalleşme ihtiyaçları arasında git gelli bir süreç olduğunu düşünüyorum. bu ikilemin dinamikleri beni aşıyor, araştırmak lazım. öte yandan mevcut duruma bir uyumlanma ve efektivitenin artışı da söz konusu. neredeyse bir tür dönüşüm haftası gibi bir şeydi. bunun sonuçlarını muhtemelen bir sonraki hafta görürüz.

şimdilik notlarım bu kadar.
7
akrep kadın akrep kadın
bu süreç bana sizden farklı olarak benim dünyamda bazı şeylere ışık tuttu ve gerçek yüzleri gösterdi.

malum sağlık sektörü populizmi salgın dolayısıyla artanlardan.

çalışanlar sahte bir samimiyetle övgüye maruz kalıyor. alkış kıyamet.

kendi içimizde (övülen alkışlanan kesim) ise durum takdir edersiniz ki farklı bir boyutta.

iyi günde çok kazanalım diye ortalıkta fazla mesai bırakmayan insanlar zor günde nasıl bir yol bulsam da bu durumdan kaçsam derdinde. her durumdan şikayet had safhada.

covid karınca gibi üremiş ve can korkusu özellikle bizim sektörü sarmışken mümkün olmayan bir şekilde, sırf bir kaç gün izolasyon alıp evde kalmak için covid şüpheli hastaya maske takmadan müdahale ettim diyen var.
bizim işimiz bencilliği ne kadar kaldırır bilemem.

yani makine, ekipman derken insan gücü konusunda istemli istemsiz sıkıntılar yaşanacak.

onun için hastalanmadığınız her gün için dua edip, kimseyle görüşmemeye devam edin derim.
2
1 /