dağ

2 /
sükun sükun
facebook facebook

"..ben giderken ayrılırsın işte, sonra arkadaşlarınla asmalı'ya gidersin, gözüne birini kestirirsin, akşam sevişirsin, kendini kaşar hissetmemek için onunla çıkmaya başlarsın, ta ki sıkılana kadar. ota boka trip atıp iyice sıradanlaşıp, kendini önemli hissetmek için ondan da ayrılırsın."

kuzenden iyi bir ayar sekansı. çağlar ertuğrul adı bu filmden sonra daha çok duyulur.
puxa vida puxa vida
bir karşılığının daha önce yazılmamasına şaşırdığım hatta şuşurduğum kelime, çingene dilindeki korkoro gibi tıpkı.
en bi türkmen tarafımla yazayım da rahatlayayım iyicene:

kürtçesi çiya.
nickeledeon nickeledeon
fragmanından gördüğüm kadarıyla nefes filminde görmediğim "devrecilik, poşet" muhabbetlerinin (ki geçmediği için her askeri kardeş gibi gösterdiği için çok saydırmıştım filme) sıkça geçeceğini düşündüğüm filmdir. gidecek miyimdir?? tabiki de savaş yanlışı bir filme gitmem
bisikletten düşüp elimi yardım ağladım bisikletten düşüp elimi yardım ağladım
gün itibariyle izlediğim ve terör konusuna değinmeye çalışılan film.

---fena spoiler içerir---

öncelikle cinetech torium'un bize bir süprizi miydi bilmiyorum ama filmi resmen 4:3 formatta izledik. ya da salonun perdesi çok genişti bilemiyorum.

çıkmadan önce epey pr çalışması yapılan, gözde büyütülen bir filmdi dağ. hatta nefes vatan sağolsun ile karşılaştırılan ve daha gerçekçi daha samimi bir senaryo olarak lanse edildi.

ama biraz samimi olmak gerekirse dağ; gerek hikayesi gerek diyalogları gerekse oyunculuklarıyla vasatı aşamayan, hatta nefes ile aşık bile atamayacak bir yapım olmuş.

hikayesi için konuşalım. filmin mottosu bir ölür bin dirilir. alper çağlar'a buradan sesleniyorum. abi bir film mottosuyla bu kadar mı alakasız olur be kardeşim? bir ölür bin dirilir'i açıklayacak, en azından dokunduracak hiçbir sahne yoktu malesef.

hikaye dedik ama filmde geçen net bir hikaye yok. temel oluşturan öykü şu: zengin züppemiz askerliğini bedelli yapacak kadar zenginken sırf gururuna ters düşmemek için askere gider, burada zontanın biriyle kanlı bıçaklı olur, sonra operasyon sırasında kardeş oluverirler. arada bir eski sevgili tribine girer.

hikaye sığ olduğu için onu destekleyecek çapraz kurgu da pek bir işe yaramamış. dağda geçen sahnelerin arasına serpiştirilen flashbackler seyirciyi kesinlikle doyurmuyor. elemanımızın aşk hayatıyla ilgili kareler ise dağa sadece ankesörlü telefonda yansımış. oda 2 dakikalık bir telefon görüşmesi şeklinde.

şahsen ben bu kadar pr çalışmasının ardından, aynı nefes'te olduğu gibi karakter bazında işleyen, iç dünyalara dönük bir film bekledim. ki iki ayrı yaşamdan gelen iki insanın aynı ortamda yalnız kalması epey iyi bir fırsat sunuyor. ne yazık ki aklımızda kalan tek şey bekir'in psikopat, oğuz'un ise zengin piçi olduğu.

oyunculuklara gelirsek; ufuk bayraktar filmi götüren temel oyuncu. diğer başrol çağlar ertuğrul nam-ı diğer çakma jake gyllenhaal; kesinlikle yapay bir gösteri yapmış. sanki bir amerikan club party setinden çıkıp da dağ setine gelmiş gibi. ne çatışma sahnelerinde dehşet yaşıyor, ne de tumturaklı küfür edebiliyor. olmamış.

filmde 2 tane devamlılık hatası yakaladım. birini inanın hatırlamıyorum; diğeri ise başçavuş ile oğuz'un viski içtiği sahne. ikisi shotları attıktan sonra konuşma normal seyrinde devam ederken; genel planda bir bakıyoruz başçavuşun bardağı tekrar dolmuş. komtanım sen ne ara doldurdun onu?

gözüme batan bir diğer şey ise saçlar. oğlum oğuz doğudasın, dağ taş bayır terörist kovalarken o saçlar ne lan? her çatışmadan önce kişisel bakım mı yapıyorsun evladım sen? ya timur üsteğmen? sen o kadar nişancıyı takip et, sonra boğazını kesip bizimkilere yardım et. saçlar fönlü olsun, parıl parıl parlasın. bir de mankenvari bakışlar? yok kardeşim biz yemeyiz.

oğuz'un eski sevgili olayına takıldım. her iddiasına varım ki kapıda dudaklarına yapıştığı hatunla carl s junior'da hamburger götürdüğü hatun aynı değil. hangisi pelin oğuzcum? telefonda konuştuğu hatun kim inanın bilmiyoruz bu oğuzun. pelin, evine girdiği kız olsa hamburgercide -telefonda da söylediği- "kendimle dalga geçerim" sözünü başka bir kıza söylemiş olmalı. e pelin hamburgercideki kız olsa bu sefer evine girdiği kız nereden çıktı; o sahneyi neden çekti? alper çağlar'ın kafası eski sevgilisine epey takılmış galiba, şaşırmış biraz.

teröristlerin ayak izlerini görmelerine rağmen bizimkileri es geçtiği sahne ise resmen çiğ et gibi olmuş.

ve ve ve; fragman 3'te geçen çoğu sahne, konuşma filmde yok. resmen kendimi kandırılmış gibi hissettim.

---fena spoiler içerir---

eyyorlamam bu kadar. kısaca 10 üzerinden ancak 5.5-6 alabilecek bir film olmuş dağ. kurgu kopuk, hikaye yok. oyunculuklar vasat düzeyde. mesaj kaygısı ise ayrı bir yerde.

gidin izleyin, notunuzu kendiniz verin. alper çağlar da yeni filmler için para kazansın biraz.

edit: imla mimla.

edit2: sanırım cinetech torium'un filme 2-3 dakika erken ve reklamsız girmesinin kurbanı olduk. filme girdiğimizde komutan fıkrasını anlatıyordu. demek ki neymiş; 3 dakika da olsa filme geç girmeyecekmişiz.
bapbaz bapbaz
---spoiler içerir---

arkadaş atacak kurşunları yok niye öldürdükleri teröristlerin silahlarını almıyorlar gerçekten merak ediyorum film hatası değildir heralde bi sebebi olmalı varsa bilgisi olan cevap lütfen
genetiği değiştirilmiş organizma genetiği değiştirilmiş organizma
yakın bir zamanda askere gidecek bünyemi inceden sarsmış bir filmdir. diğer asker filmleri gibi insanı gaza getiren, "vatan millet sakarya!" dedirten bir yapıt değildir. poşet diye tabir edilen kısa dönem askerle, 2,5 yıldır sivil hayata çıkmayan bir askerin konusu var. gidip izlenilesi bir film.

şu sahnede insan epey efkarlanıyor, sinema salonunda sigara içesi geliyor, eve gider gitmez de müslüm gürses'ten affet'i dinlettiriyor.


"böceğin üstüne basmadan geçip gitmek mi marifet yoksa geri dönüp yardım etmek mi?"
olea olea
konu öylesi can yakıcı ve tanıdık ki, filmin içerisindeki mantık hataları gözünüze çok batmıyor, doğa çekimleri başarılı olan çalışmada süreklilik ve çapraz kurgu çelişkileri mevcut. ancak dağa çıktıysanız,sevdiğiniz birini oraya gönderdiyseniz, 1 ankesörlü telefondan sizi aramasını deliler gibi beklediyseniz, geceniz gündüz, gündüzleriniz kabusa dönüştüyse ve bu vatan için ölen hep masum insanlarsa daha bir acıyor içiniz. uzun dönem kısa dönem çelişkisini, yeni jenerasyonun askerliğe yaklaşımını, parası olan ailelerin çocuklarını kendilerince koruma güdülerini güzel anlatmış çalışmadır. ama en can alıcı yeri eğitimli askerin macar savaşından olaya girip, bilgi birikimini hayata çevirmesidir. ki bu sayede belki hayatını kurtarmıştır.
kedinin adı yok kedinin adı yok
valla ben seviyorum böyle filmleri.
hatta vizyona girdiği gibi koştur koştur gittim.
nefese hayran biri olarak, maalesef nefesle karşılaştırmam gerektiğini anlamış bulunmaktayım.

----zıpoylır----

ufuk bayraktar'ın oyunculuğu on numara beş yıldız.hatta filmde oyunculuğuyla konuşan tek adam diyebilirim.
demir komutan(`fırat doğruoğlu) gördüğüm ilk günden beri hafif yayvan yayvan konuşmasına hastaydım, burada daha bir sempatik geldi.
çağlar ertuğrul ehh işte fena değil standarttı.
yalnız ben bu çağların filmdeki sevgilisi pelin'e kıl olduğum kadar kimseye kıl olmadım sanırım.günümüzde zengin kız betimlemesi maalesef kızın yayvan yayvan konuşmasına bağlı.perdeye fırlayıp ağzına ağzına vurasım geldi!
tabi birde turgay komutan var.dağlarda, kamuflajların içinde 3cm uzunluğundaki havaya doğru fönlü saçlarını hiç bozmadan koruyabilen tsk'daki tek komutan.
geçiniz bunları ya.
ufuk bayraktar olmasa çekilmez.
ama izleyin gidin.
nefes vari ama nefesin yanına bile yaklaşamaz!
daha samimi diyenler bok yesin.

---zıpoylır---
müjde böceği müjde böceği
nefes filminin çıtayı ne kadar yükselttiğini anlamamıza yardımcı olmuş filmdir. ufuk bayraktar için bi nebze olsun katlanılabilir fakat bu uzun zamandır böylesi berbat bi film izlemediğim gerçeğini değiştirmiyor.
cveevezvea cveevezvea
gerçek film. şimdi filmde hatalar vs. var da. biz de biliyoruz o telsiz rölesine o şekilde gidilmeyeceğini, biz de biliyoruz dağ başında ceza olarak yasaklanabilecek bir çarşı izni olmadığını, biz de biliyoruz o dağ başında o kadar yıpranmamış üniforma olmadığını, biz de biliyoruz hava o kadar açıkken ıskalamanın çok zor olduğunu; ama arkadaş askere giderken ki o sahneler, ailelerin askerlik yapılacak yeri öğrendiğinde verdiği tepkiler, o çatışmadan sağ kurtulduktan sonra hastanede o halde bile şakalaşabilmeleri, o filmin sonundaki uzayıp giden listenin bitmek bilmemesi çok gerçek.
şu filmi izleyip de yaptığı tek eleştiri "çok küfür var, ailecek oturup film izleyemeyecek miyiz biz" diyenler var yahu. onların da samimiyetsiz ve ikiyüzlü olduklarını söyleyebilirim gönül rahatlığıyla.
yönetmen biraz daha araştırma yapıp, belki biraz daha emek verip filmdeki bu hassaslığa güvenip mantık hatalarını görmezden gelmese daha iyi olur muydu? kesinlikle. ama yine de güzel. gerçekler bu kadar gözümüze sokulmamalı diyen sevgi kelebeklerine inat güzel.
2 /