das kapital

1 /
neverland neverland
bilgi üniversitesinde bir kızın "karl marx kapitalisttir, çünkü das kapital'i yazmıştır" derken diğer insanların yarılmasına sebep olan kitap*
tutkuyakar tutkuyakar
70'li yıllarda devrimci adaylarının el kitabı şeklinde yer tutan kitap...kitabı anlamayıp,okuma gereği bile duymadan 'biz devrimciyiz' diye sokaklara dökilmüş bir çok genç acaba okusaydık birşeyler daha farklı yaşanabilirmiydi diye sormuşlarmıdır?...orası bir muammma..
impera impera
siyasetle ilgilenin okuması gereken; kapitalizmin anti tezleri ağır bir dille yazılan, 2 veya 3. kez okunduğunda anca anlaşılacak eser.
lefteyenine lefteyenine
bir komünist laf manipülatörü repliği:

- abi allaşkına bana bu rejim icat edildi edileli hangi ülkede ayakta kaldı, hangi ülkeyi refaha kavuşturdu, nerde insanların tamamen memnuniyet içinde ve başlarında despot bir figür veya zümre olmadan yaşamasına olanak sağladı, onu söyle.
- hrmf!!....s-sen das kapital 'i okudun mu !
- la havle vela kuvvette..lan bu kitabın son sayfasında "bu kitabı 10 kişiye okutursan komünizm dünyamızın üstüne bir güneş gibi doğacak" falan mı yazıyo?
sahra sahra
içeriği, siyasi ve ekonomik eserleri taşlamaktır. ilk cildi karl marks, ikinci ve üçüncü cildi ise karl marks'ın sivri düşüncelerini yumuşatıp, dostu friedrich engels yayınlamıştır.
piquetero piquetero
marx'ın içerdiği ağır dili ve zor anlaşılmasından ötürü yapılan eleştirilere fransızca baskısı için yazdığı önsözde "bilime giden düz yol yoktur, ve ancak onun dik patikalarında yorucu tırmanmaları göze alanlar aydınlık doruklarına ulaşabilirler." diyerek cevap verdiği başyapıtı.
yalnızca ilk cildini kendi tamamlamıştır. ikinci ve üçüncü ciltleri engels, marx'ın notlarından derlemiştir.
tazmanya canavarı tazmanya canavarı
kapitalizme yeni açılımlar getirecek kitaptır. nasıl ki ricardo, keynes vs. yeniden yorumlanıyor, nasıl ki her şeyin "neo"su çıkıyorsa bu kitapta anlatılanlar da yeniden yorumlanacaktır. fakat yayınlandığı dönemdeki gibi bir amaca hizmet için değil kapitalizmin yavaş yavaş sıkışmaya başlayan çarklarının tekrar yağlanmasına yönelik çareler bulmak amacıyla yorumlanacaktır.
nino quincampoix nino quincampoix
karl marx'ın eserin ilk basımına yazdığı önsözden bir bölüm:

"bir toplum, hareketini yönlendiren doğal yasayı bulduğu zaman bile -ki bu eserin amacı, modern toplumun hareketlenişinin ekonomik yasasını bulup göstermektir-, toplum, kendi doğal gelişmesinin aşamalarını, ne bir sıçrayışta aşabilir, ne de kararlarla yok edebilir; olsa olsa gebelik dönemini kısaltabilir ve doğum sancılarını hafifletebilir."
nervikan nervikan
komün insiyatifinden;

kapital’le ilgili her tartışma mutlaka bir temel yanlışla başlar: kitabın tam ve doğru ismi “kapital: ekonomi politiğin eleştirisi”dir. şimdilerde hem burjuva cepheden hem de ‘devrimci’ yapılardan doğru kapital’i hatta marks’ın eserlerinin bütününü “tarafsız”, “objektif”, “açıklayıcı”, “aydın bakışıyla” yazılmış olarak görme eğilimi modadır. burjuva cephede modadır; çünkü sosyalist ideolojiyi toplumsal pratikten ve eylemli-taraflı bir duruştan yoksun kılmak-göstermek işlerine gelmektedir.
devrimci cephede de modadır; çünkü iç savaşın düzeyi düşmüştür. bu düşük yoğunluk içerisinde sınıfın gerçek önderleri değil, ancak toplumsal pratik eksikliğinden yararlanan bir dizi “kaçak güreşçi”, “yaşayan ölü” söz sahibi olur ve her zaman gündemi tartışmanın bol eylemin az olduğu bir noktaya çeker. en yakınınıza bakın görürsünüz ki; bugün devrimci hareket ve devrimci örgütler adına konuşanların birçoğu yalnızca bir dönem önce yüzlerine bile bakamayanlardır. rüzgârın şiddeti her dindiğinde bunlar piyasaya çıkar, fırtına kuvvetlendiğinde ya gerçek yüzleri ortaya çıktığından tasfiye edilir, ya da keskin bir iç savaşın yükünü göğüslemeyeceklerinden geri çekilir. 40 senedir onlarca kahraman işkencede, direnişte, eylemde ölürken bunlar kendi köşelerinde pekte rahatlarını bozmadan “aydın tavrıyla” hayatlarını sürdürmüşlerdir. ya da ilkönce onlar çözülmüş, davaya ihanet etmiş ve mücadele zayıfladıkça ortaya çıkan belleksizlikten yararlanarak kirli geçmişlerini ört-bas etmişlerdir.
sosyalizmi iğdiş eden iki cephede bu yüzden her zaman marks veya engels’i eylem adamı kimliğiyle değil, küçük-burjuva aydın portreleriyle göz önüne çıkartır ve tartıştırırlar.
bu yüzden eğer kapital’in mimarisini tartışmak gerekiyorsa açıkça kapitalist ekonomi politiğin eleştirisini göz önüne almak gerekir. marx, çıkardığı her formülden, yaptığı her saptamadan sonra durur bütün bu işleyişin ingiliz işçi sınıfı üzerindeki ekonomik ve siyasi etkilerini açıkça ortaya koyar. bunu bilinçli olarak ve sürekli yapar. kitabın her bölümünde modern burjuva toplumunun işçi sınıfı üzerindeki etkisini görmek mümkündür. oysa içinden geçtiğimiz dönemde pek az devrimci çevre herhangi bir siyasal-ekonomik olaya bu gözlüklerle bakmaktadır. ileri gidelim; tüm çevreler ilgisini işçi sınıfının öznesi olmadığı gündemlere dikmiştir. bu yüzden bugün kapitalizmden ayrı bir olgu olarak emperyalizm tartışılmaktadır ve emperyalizm de en karikatürize edilmiş haliyle yani abd karşıtlığı ile yansıtılmaktadır.
eğer kapital’in güncelliğini tartışmak istiyorsak, içine düşmememiz gereken en temel yanılgı kapital’deki tezlerin bugün geçerliliğini koruyup korumadığını tartışmaktır. oysa tartışmalar buradan başlar ve burada biter. kapital’in güncelliği bugün sınıf savaşımlarının düzeyi, işçi sınıfının bu savaşım içindeki durumu ve devrimci öznenin işçi sınıfı ile ilişkisi şeklinde ele alınmalıdır. bu nedenden şu cümle asla bir kapital tartışmasının parçası olamaz: “işçi sınıfının değişen yapısı.” çünkü bu külliyen bir yalandır. işçi sınıfının ne ekonomik koşulları, ne siyasal duruşu, ne özlemleri, ne tepki veriş biçimi 200 yıldır belirgin bir değişikliğe uğramıştır. tek bir fabrikada 10 ayrı taşeronla çalışmak işçi sınıfının yapısını değiştirebilir mi? ortalama 16 saat çalışmak yerine 12 saat çalışmak işçi sınıfının kimyasını değiştirebilir mi? sermaye sınıfının uluslar arası örgütlenmesini geliştirmiş olması işçi sınıfının yapısını ya da rolünü farklılaştırabilir mi? hayır işçi sınıfına mücadele etmek penceresinden bakanlar göreceklerdir ki; 200 sene ne sınıfın yapısında, ne potansiyelinde ne de özne olma kabiliyetinde hiçbir şeyi değiştirmemiştir. oysa ne gariptir ki; bugün söze “değişen” proletaryadan başlamayan tek bir aydın dahi yoktur.
marx 200 sene önce ingiliz işçi sınıfı için hangi tabloyu ortaya koyduysa bugün dünya işçi sınıfı için yer yer daha olumlu ama yer yer çok daha berbat koşulları yaşayan, ama aynı noktadan hareket eden bir işçi sınıfı vardır karşımızda.
peki ya ideoloji sorunu? kapital’de nasıl ele alınır. tartışmaya bile gerek yok, bugün hala sosyalistlerin elinde bir silah olarak ve burjuvazinin açıklarını kapatmak için yararlandığı bir kaynak olarak görüyorsak kapital’i, ideolojinin tam ve en keskin yansıması olduğunu söyleyebiliriz.
oysa bugün bir “ideoloji” sorunu yaşanıyordur ve bütün sol tartışmalarda bu ideoloji sorunu temel mesele olarak ele alınmaktadır. ancak gözden kaçırılan birkaç nokta vardır. birincisi; ideoloji; özünde teori ve pratiğin sınıf mücadelesinde kendini ortaya koyuş şeklidir. bu yönüyle aslında ne tek başına pratikle ne de teoriyle ilgilidir. bugün ideolojiyi pratikle özdeşleştirme hatasına düşenlerin sayısının çok çok azaldığını varsayarak devam edelim; hemen tüm devrimci çevreler ideolojiyi, teori ile karıştırma eğilimindedir. düşünelim “ideolojik olarak geri” saptamasını kimler için yaparız? az mücadele edenler için mi? hayır çok mücadele edip az konuşanlar ya da saçma sapan yazılar yayınlayanlar için. ikisinde de ortak nokta “hiç konuşmamak ya da dayanaksız konuşmaktır.” çünkü ölçüt söz söyleme yeteneğidir. mesela bugün pkk anadolu ve kürdistan coğrafyasında en keskin politikayı üreten, bunu belirli bir kitle ile bütünleştiren ve bu kitleyi hedefler doğrultusunda yönlendirmeyi başarabilen örgüttür. tüm bu saptamalar onun ideolojik olarak en güçlü örgüt olduğunun kanıtıdır. bir görüşü vardır, bu görüş hayat bulmuştur, canlıdır ve çevresinde kenetlenen yığınlar vardır. yalnızca kendine türkü söyleyen bir adamın sözlerinin güçlülüğü ya da doğruluğu tartışılabilir mi?
bu yüzden kapital’i özümsemek teorik olarak mükemmel bir bakış kazandırabilir ancak her zaman canlı olan ideolojidir, ideoloji daima mücadele ile ilgilidir, bu yüzden az mücadele eden hem ideolojik olarak geridir hem de teorik bütünlüğünü kaybetme eğilimindedir. bugün anadolu sol hareketi bir bütün olarak, özellikle de en başta belirttiğimiz “yaşayan ölülerin” önderliğinde çizgisini kaybetmiştir. bu yüzden bizim kapital’i anlamamız imkansızdır. burada en iddialı olanların dahi bu şansı yoktur. hepimiz kapital’i ya da bu tartışmaları kendi cansız savaş anlayışımızı ortaya koymanın bir aracı olarak değerlendiriyoruzdur. öyle olmasa idi; bugün söz söyleyen bu kadar çok “yaşayan ölü” olmazdı. nasıl ki bunların ya da bunların benzerlerinin 1970’lerde bir grup 22 yaş ortalamasına sahip insan tarafından süpürülüp atılması gibi.
bugün bizlerin mücadele vermeye ihtiyacı vardır, üstelik bu mücadeleyi en keskin biçimde sürdürmesi gereklidir. sözlerimiz, eylemlerimiz, hareketlerimiz ve yaptıklarımız önce kendi cephemizdeki “cesetleri” daha sonra karşı cephedeki düşmanı rahatsız etmelidir. yumruk vurarak konuşmaya, sesimizi yükselterek tartışmaya ihtiyacımız vardır. yoksa aynı bugün olduğu gibi, sahte kahramanlar, “girişimci” liderler, hayatlarında tek bir amerikalı’nın ayağına basmamış abd karşıtları bu işin önünü çeker.
kapital, işçi sınıfı hareketinin yükseliş ve düşüşleri içinde yazılmış ve bu yüzden teorik rolünü bugüne kadar devam ettirmiş, ideolojik gücünü korumuş bir kitaptır. bundan sonra yazılmış yalnızca bir tek kitap onu geliştirmiştir. geri kalanlar yalnızca ve en iyi ihtimalle kapital’e katkı niteliğindedir. bugün anadolu sol hareketinin yaptığı hiçbir bu katkıyı pekiştirmiyordur. bugün anadolu sol hareketi için işçi sınıfı ancak sempozyumlarda-panellerde bütünleşme için çözüm yolları aranan bir ders konusudur.
gerçekten kapital’i anlayacak ve yansıtacaklar ciddi bir mücadelenin içinde ve sokaklarda varlığını sürdürenler olacaklardır. mücadele etmeyenin sözleri bugün olduğu gibi kuru-renksiz ve etkisizdir, unutulması kaçınılmazdır.
ekonomi-politiğe gerçek katkı bugün sınıf hareketinin düşük yoğunluğunun, keskin bir politik çizgi ile sona erdirilmesi sonucu ortaya çıkacaktır…
çalgan çalgan
bir söylentiye göre, dünyada ki çok az insanın anlayabildiği eser..
anlayanlar iki yoldan birini seçmişlerdir...
ya dehşetli solcu olmuşlardır..
yada kapitalistin allahı olup paranın amına koymuşlardır..
(bayan okuyucularım için editliyorum)
çok para kazanıyorlarmış diye duydum...
sözlük yazarı sözlük yazarı
ahmet kaya'nın ünlü karakteri suphi tarafından her allahın gecesi okunan kitap. en az sayfa sayısına sahip cildinin 487 sayfa olduğu varsayılırsa şarkının sözlerindeki "bir cebimde das kapital..." dizelerinin ne denli yalan olduğu ortaya çıkmaktadır. 3 ciltlik bu kitabın normal bir kitap satış mağazasındaki fiyatının 130 ytl oluşu daha kitabı okumadan karl marx ın haklılığını ortaya koymaktadır. bu parayı ödedikten sonra zihinlere yerleşen önyargıyla kitabın daha anlaşılır bir hal alacağı şüphesizdir.
1 /