dawn of the dead

greeen greeen
1978 yapımı filmle aynı isimle 2004 yapımı çekilmiştir ancak yenisi uyarlamadan çok adaşı olmuştur
78tekini bilmiyorum ama yeni çekileni çok eğlenceli, sallana sallana çok yavaş hareket etmelerine alıştığımız zombiler bu filmde acaip bi hızla koşuyorlar
eceliileolenbalik eceliileolenbalik
1978 ve 2004 yıllarında iki ayrı çekimi olan bir george romero filmidir. filmde romero tüketim toplumuna bir gönderme yapmaktadır. zombiler filmde bilinçsiz sadece içgüdüleri ile hareket eden ete karşı saldırgan yaratıklar şeklindedir. zombiden çok yaşayan ölü diye geçen bu yaratıklar, düşünme yetisine sahip değillerdir. düşünce eksikliğinden kaynaklı önceki hayatları ile ilgili hafızaları yoktur ancak temel hareketleri konusunda hala yetileri mevcuttur; yürüme ve ellerini kullanma içgüdüsü durmaktadır; hatırladıkları nesneler araba, ev gibi günlük hayatta sıradan sayılabilecek nesnelerdir. özellikle dawn of the dead'de zeombilerin hatırladıkları en önemli şey önceki hayatlarında yaptıkları tüketim kültürünün etkisi olan alışveriş merkezidir. ete olan düşkünlükleri ile yeme ve ısırma yetileri de durmaktadır. film içerisinde bu özellikleri karakterler arasındaki diyaloglarda da görünmektedir.
"francine parker: what are they doing? why do they come here?
stephen: some kind of instinct. memory, of what they used to do. this was an important place in their lives. "
( francine parker: ne yapıyorlar? niye buraya geliyorlar?
stephen: bir tür içgüdü; yapmaya alışmış oldukları şeyin anısı, -alışveriş merkezi- yaşamlarında önemli bir yere sahip)

zombilerin bilinçsiz hareketleri ve alışverş merkezi ile ilşikisi göz önün bulundurulduğunda, romero'nun tüketim kültürüne gönderme yaptığını düşünebiliriz. bilinçsiz tüketici olarak da ele alınabilecek bir karakterdir zombiler. başka bir bakış açısı ile zombiler, etrafında olup bitenlerden habersiz sadece tüketim üzerine kurulu hayatları temsil eder. ve azınlıkta bu tüketim çılgınlığına tepki oluşturan bir grup düşünen insan vardır, ve zombiler bu insanları da kendi aralarına çekmek için uğraşırlar.

filmin ölülerin şafağı olması bir bakıma zombilerin gününe bir gönderme olacaktır ki daha sonrasında çekildi de; (bkz: day of the dead). filmin şafak olarak geçmesini de iki anlamda inceleyebiliriz. şafak yeni bir gün, zombilerle çevrili insanlar için bu karamsarlıkta yeni umutlar, ya da zombiler için ele alındığında insanlığın sonunun başlangıcı olarak düşünülebilir. özellikle ikinci seçenek daha ağır basmaktadır, nitekim her geçen gün daha fazla tüketim yapılmakta, metalaşma sorunsalı git gide çoğalmaktadır ki bu durumu zombi hastalığı olarak görmek çok da yanlış olmaz.

sonuç olarak romero'nun sosyal içerikli mesaj ve genel olarak toplumu eleştirmek için kullandığı güzel bir korku filmidir, hatta korku filmi olarak izlemek gülmeye neden olabilir ara sıra ama eleştiri ve inceleme adına izlenebilecek tavsiye edilen bir filmdir.
castiel castiel
imdb puanı 7.4 olan nadir korku filmlerinden biridir. uzun zamandır orjinal dvd sini aradığım ve sonunda d&r dan bulup zafere ulaşmış birisi olarak mutlaka izlenmesi gereken bir yapıt olduğunu düşünüyorum. bir süre sonra bu olayın nerede başladığı, nasıl başladığı, ne için başladığı soruları ile sizi çileden çıkarabilir. o yüzden pek de soru sormadan ekran karşısına geçip koltuğunuza kurulup elinize doritosunuzu alıp keyfinize bakın.

dipnot; filmi mümkün olduğunca karanlık bir odada yalnız izlemeye çalışın.
olty olty
1978 "versiyonu" yani orijinal olanı, küçüklüğümde izlediğimde beni oldukça etkilemeyi başaran ikinci "zombi" filmiydi. ilki de night of the living dead'in 1990 yılında çekilen remake'iydi tabii. o zamanlar korku filmi anlayışı gazetelerin verdiği sikindirik vcd'lerden ibaret olan ben habersizdim bu filmin aslının 1968'de çekilen siyah beyaz bir romero başyapıtı olduğundan. neyse konudan sapmayalım.

romero'nun dawn of the dead'ini uzun süreden sonra tekrar izleyince filmin ne kadar sağlam olduğunu fark ettim. zamanında aklımı allak bullak eden gore içeriğinin arkasında dario argento'nun da parmağının olduğunu öğrendiğimde filme olan saygım kat kat arttı. filmin insanı çıldırtan müziklerinin arkasında da the goblins'in bulunması şaşırtıcı değildi işin içinde argento olunca.

cesur şiddet sahneleri ve yer yer insanı koltuğuna çivileyen gerilim öğelerini alıp üzerine biraz absürt komedi serpiştiriyoruz, sos olarak da tüketim çılgınlığı ve kapitalizm eleştirisini sununca bir zombi filminden beklenen bütün tatları servis etmiş oluyoruz. yıllar sonra da izlediğimde aynı tadı alacağımdan eminim.

2004 remake'ine gelecek olursak.

öncelikle bu film beklediğimden kat kat iyi çıktı. imdb'de aldığı 7.4lük oy bile - ki böyle bir film için oldukça iyi bir puan - beklentilerimi fazla yükseltmemişti. başına oturunca ise daha ilk dakikalarında neyle karşılaşmak üzere olduğumu anladım. film gerçekten son zamanlarda çekilen zombi filmleri arasında liderliğe oturma potansiyeli taşıyor. 28 days/weeks/months/years/decades later falan hikayedir artık benim için bu filmin yanında. orijinalinden sonra izleyince dikkatinizi çekecek ilk şey zombilerin - bir arkadaşın tasviriyle - ipini kopartmış liseli gibi etrafta koşturmakta olduğudur. yönetmen efendimiz buna gerekçe olarak da yavaş hareketlerle yalpalaya yalpalaya ilerleyen zombilerin ne kadar korkutucu olsalar da eninde sonunda taşak malzemesi olabileceklerini göstermiş. bir derecede haklı aslında ama romero'nun romatizmalı zombilerini tercih ederim şahsen.

imdb'den öğrendiğime göre filmdeki üç oyuncu hem orijinalinde hem de remake'inde rol almışlar. şahsen ben sadece tom savini'yi tanıyabildim. 2 saat boyunca izlediğim ken foree'yi tanıyamamama ise şaşırdım; adam ne kadar da değişmiş. ilk filmdeki başrollerden biri olan sarışın abimiz de bu filmde televizyonda konuşma yapan general olarak görülüyor. ken foree ise iki filmde birden önemli bir rol oynarak ilginç bir başarıya imza atmış. bir de dikkat ederseniz iki filmde de kardeşlerinin akıbetini merak ediyor. güzel bir ayrıntı olmuş.

gözüme çarpan bir diğer ayrıntı ise filmin jeneriğinde görülen istanbul manzarası. istanbul olduğu için hemen spikerin arkasına cami konulmuş, bir sonraki sahnede de çarşaflı bir ablamız koşarken görülüyor. güzel tespit. (ha ha ha. `meh)

filmin sonundaki amatör kamera görüntüleri ise oldukça güzel olmuş. klişeyle bitirmek yerine güzel ve etkileyici bir son hazırlamışlar. down with the sickness ise harikulade uymuş o sona.
durdenk durdenk
2004 versiyonu çok başarılı, bence en iyi zombie filmi.
bu tip filmlerde en önemli unsur, zombinin zombi gibi olması ve bu film bunu çok iyi başarmış.

--- spoiler ---

--- spoiler ---

zaten filmin 5. dakkasında küçük kız babasını öldürüp annesine saldırıyor, süper. hastasıyız.
tabirül muallak tabirül muallak
filmin sonunda bir adaya kaçılıyor, öyle bir filmdir işte. ama odak noktası kaçılan teknede bir kamera buluyorlar, kamerada bir video, videoda bikinili bir hatun, işte hatun bikinisinin üstünü çıkarıyor, ben de daha ergen o vahıtlar... ohyyyyşşşş
arctic fur ve elementium plated exhaust pipe arctic fur ve elementium plated exhaust pipe
hem 1978 versiyonu, hem de 2004 versiyonu birer başyapıttır. 1978'de george romero tarafından yazılmış ve yönetilmiştir; 2004'te ise, zack snyder tarafından yönetilmiş olmasına rağmen george romero sadece senaryosunda rol almıştır. yaşayan ölülerin popülizme dahil oluşunda önemli iki adımdır, iki film de. zombi sinemasını seven yamyamlar olarak kült kabul eder; sever ve sayarız. - dawn of the dead, day of the dead, 28 days later ile hayatta kalmanın tadını çıkarır; shaun of the dead, zombieland gibi yapımlarla güleriz.

iki zombi arası eğleşiyoruz işte.
müşkülpresent müşkülpresent
çekilmiş en güzel zombi filmi ve tüketim kültürü eleştirisidir. 2004 remakeinde ise tüketim çılgınlığının artışına paralel olarak ilk versiyonda yürüyen zombiler koşmaya başlamış ve bu koşan zombi olayı sonraki zombi filmleri için çığır açmıştır.
lorquet lorquet
şu avm muhabbetinden aklıma geldi. zack snyder'ın vizyonerliğini bize yıllar sonra gösterdiği romero'nun yeniden yapım filminde, klasik bir zombi salgını yaşanmış olsa da zombiler akın akın avm'yi basmaya çalışıyorlardı...
başka bir zombi istilası da zaten istanbulu avmlerle doldurdu??? hasssiktir ya büyük resim oturuyor yavaş yavaş. zombi istilasına zemin hazırlayan zombiler mi!? kamon. bekle beni holywood.
7