dayak atmak vs dayak yemek

nautilus nautilus
zamanında sadece görüşleri yüzünden dayak atanların yanındaysan, şimdi gelip beni dövecekler demeyeceksin.

hümanist biriysen senin yanında olurum.

not; buna bir takımı tutmak dahil.
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
(daha önce hiç dayak yemeden) dayak atmak, narsizan minnoşluğunuzu okşar, size kendinizi bir süreliğine de olsa iyi hissettirir. dünya, bu süre zarfında sizindir. aslansınızdır, kaplansınızdır, erkekkksinizdir.

dayak yemek, özellikle de bir erkek için, en iyi öğretmenlerdendir. size ne olduğunuzdan ziyade ne olmadığınızı (veya olamadığınızı) gösterir (bakınız: rocky 3 ve rocky 4).

dayak atmanın keyfine varanlar, bundan haz duyanlar, bana kalırsa daha önce dayak yememişlerden oluşur. tonla dayak yedikten sonra karşısına çıkanı indirenin bundan (anlık kızışma, kavga durumu hariç) zevk aldığını sanmıyorum. "zorunda kaldığı için" öyle yapmıştır.
anabacı vokke anabacı vokke
dayak atmak: bendeki tek olumlu etkisi biraz rahatlamak oluyor. hem sinirin deşarjı anlamında hem de bir kendini güvende hissetmek anlamında. yoksa özel olarak keyif aldığımı söyleyemem. keyif alan adamda kollektif narsizmden tutalım anti sosyal kişilik bozukluğuna değişik sorunlar vardır

dayak yemek: bizim toplumda abartıldığı kadar kötü bir şey değildir aslında. hatta hayatında hiç dayak yememiş bireyin özgür olamayacağını düşünürüm. ne sınırını zorlamıştır ne de itaatsizliğin bedelini ödeyebilmiştir çünkü... öyle kemiğim falan kırılmadı ama bindiğim ambulansın hemşiresinin "evladım seni kim bu hale getirdi" diye polis çağırdığı denli dayaklar yemişliğim var. o dayağın ertesi günü ben gene ayaktaydım, baş ağrısı için bolca ağrı kesici yutmuştum o kadar... ama bizim memlekette dünyanın en büyük utancı sayıldığı için goygoyuyla uğraşması daha yorucu olabiliyor. bir de hırsızın hiç suçu yokmuş, siz de bu dayağı bir gün canınız sıkılıp "ben bir kendime dayak yiyip gelem" dediğiniz için yemişsiniz gibi nasihat edenler goygoy tayfadan bile daha yorucu...


bir de bizim memlekette nautilusvari bir tipleme vardır. nautilus ve arkadaşları diyelim kendilerine... hani baktığında yılın 364 günü zamanında attıkları dayaklarla övünürler. hani onun da yüzde ellisi atmasyondur. liboşları tehdit ederler, oraya buraya çağırırlar falan. ama bir gün gelir hakikaten tavır koymaları gerekir, orada da "ama onlar da şunu yapmış" falan derler. siyasi duruşları da böyle kaypaktır. mazlumun yanında olmamak için hep bir bahaneleri vardır. hrant dink'in cenazesine gitmemek için hrant'ın kimi liberal dostlarını, kürtlerle dayanışmamak için amerikancılığı özenle arayıp bulurlar. koca ermeni meselesini "ama asala da türk diplomatları öldürmedi miye" indirgeyebilir. bu tavır siyasette ellerini kirletmeden, "büyük abinin" hışmını çekmeden muhalif kalmalarını sağlar. çoğu da çok muhalif değildir zaten. kıyısında köşesinde olsa da chp çizgisindedir. mahallede kavga çıkınca da tavırları üç aşağı beş yukarı budur, herkesin yaka silktiği belalı gözüne kestirdiği garibanı sabah akşam döverken sesleri çıkmaz. gariban 3-5 arkadaşını toplayıp 2 tane vurunca "hümanist" kesilirler. bunun bir de zorbalıktan 2 tane de kendisi yiynce hümanistliğe atlayan versiyonu da vardır. güya sol içi şiddet uygulamamk için ihbarcılık yapanı da... bir de her fırsatta sütten çıkma ak kaşık gibi önüne gelene akıl verirler. komik adamlardır vesselam...