defiance

hidrolaz hidrolaz
kanlı elmasın yönetmeni edward zwick in yönettiği daniel craig, liev schreiber, jamie bell in oynadığı 2008 yapımı film. film 1941 yılında ki bir grup yahudinin kurduğu askeri örgütü anlatıyor.
oert oert
ikinci dünya savaşına farklı bir bakış getirmeden iyi yönetmen olunamıyo mu acaba sorusunu aklıma getiren film.
gına geldi yeminlen artık ikinci dünya savaşından.
hayır sinemayla gereğinden fazla özdeşleşiyor.

bundan bir 40-50 sene sonra sinema tarihine böyle geçicek diye korkuyorum.
2 boyutlu sinemayı keşfetmeleriyle birlikte, bunun ikinci dünya savaşını anlatmak için bir araç olarak gördüler falan diye.

hayır, bu söylediklerim duyarsızlık değil.
bilakis... o kadar çok film seyrettik ki bu konuda, gerçekten olanlar gerçekliğini yitirdi.
hplovecraft hplovecraft
yine bir ajitasyon filmi. yeter ya gerçekten çok sıkıldım artık ikinci dünya savaşı , acı çeken yahudi , katil nazi görmekten. oscar , cannes , golden glob hepsinde de varlar ya ne diyeyim. sinemayla ilgilenen biri olarak diyorum ki ''yeter kardeşim daha çekmediğiniz ne kaldı ? '' yeter be. izlemeyeceğim , izlettirmeyeceğim amına koyayım.

düzeltme : ulan filmde ellen page oynuyormuş ! hastası olarak bir göz atabilirim filme , sadece onun sahneleri izlemek şartıyla tabi. ah ulan.
lebowski lebowski
--- spoiler ---

özellikle yahudi komünitesinin esir aldıkları belarus askerini -ki o zaman işgal altındaki belarus hükümeti nazilerle işbirliği içindeydi- linç ettikleri sahnede şu zamanki yaşananlara ince de olsa gönderme yaptığını düşündüğüm film.

--- spoiler ---
iki nokta üst üste iki nokta üst üste
filmde nazilerin belarus'u işgali sırasında yaşadıkları yeri terk ederek 3 yıl boyunca ormanda yaşamak zorunda kalan bir topluluk anlatılmaktadır.
elbette naziler temelde yahudileri hedef seçtiği için ister istemez bir yahudi propagandası olarak görülecektir film, ki bu da normaldir. diyelim ki öyle. yani film yahudi propagandası temelli olarak çekilmiş olsun (kaldı ki öyle değil çünkü yönetmenin çektiği ya da bir şekilde dahil olduğu filmler hiç de yabana atılır filmler değil), bu, yahudilerin o dönemde yaşadıkları olayları yok etmiyor maalesef. bu topluluk bütün o ölümleri, yıkımı, çocuklarının ve ailelerinin gözlerinin önünde katledilmesini yaşadı zamanında. tabii ki o dönemde bu olayların yaşanmış olması israil'in günümüzdeki politikasını haklı çıkarmıyor. tam tersinden düşünecek olursak da israil'in günümüzdeki politikaları ikinci dünya savaşında yakılarak ya da zehirlenerek öldürülen çocukları unutturmamalı. şu tarihlerde bile savaş tamtamlarının çalındığını düşünürsek, savaşın insanları ne hale getirdiği mümkün olan en sert dille ve sahnelerle anlatılmalı ki insanlar durup düşünsünler.
yani özetle kötü film değil. dönem filmi olarak izlenebilir. ek olarak bir tavsiye (bkz: amen)
bizzatsahsen bizzatsahsen
gerçekten iyi çekilmiş,iyi kurgulanmış oyunculuklar master seviyede.evet yahudi propagansı yapıyo mu yapıyo ama bu 10 numara bi film olduğu gerçeğini değiştirmiyo.

not:o güzel abla başroldeki abiyi kaptı( daniel craig).o adam benim de sevgilim olsun ben değil iki sene 10 sene de yaşarım ormanda .
phoebus phoebus
daniel craig'in oyunculuğuna hayran kaldığım, 2. dünya savaşının bir bölümünü anlatan güzel bir film.
izlemeyenler için tavsiyedir.
2 yıl bir ormanda yaşanılır mı be?
helal olsun tuvia.
boş vaktim vardı boş vaktim vardı
önümüzdeki nisan ayında başlayacak olan yeni syfy dizisi. hem de bir mmo oyunu. oyun da dizinin önemli bir parçası olacak. fikir ilgi çekici, hikaye de fena değil. her ne kadar orijinal görünmese de. fakat en azından denemeye değer. dizi, votanlar adı verilen uzaylı bir halkın, güneş sistemleri felakete uğradıktan sonra yerleşmek için yerküre'ye gelmeleri ile başlıyor. daha önce defalarca kez işlenmiş konuların bir tekrarı olması ihtimali yüksek. bolca klişeyle karşılaşılabilir. sanırım mmo oyunu ile diziye olan ilgiyi canlı tutmaya çalışacaklar. dota ve league of legends'a olan ilgiye bakılırsa işe yarayabilir gibi görünüyor.

(bkz: defiance | watch the show, play the game, change the world ın defiance, the massive third-person shooter video game and tv show from trion and syfy, humans and votans fight for survival on a transformed ear... defiance )
widfara widfara
defiance‘ ı bizim için özel ve güzel kılan 3 detay var. birincisi syfy kanalına ait bir dizi oluşu ve ikincisi müziklerinin bear mccreary tarafından yapılıyor oluşu. bear mccreary’i bilimkurgu sevenler olarak battlestar galactica’da oluşturduğu şahaserlerden yakinen tanıyoruz. üçüncü olarak da dizi ile eş zamanlı olarak çıkacak olan mmo bir video oyunu bulunması.

http://dizi-mania.com/2013/04/yeni-bilim-kurgu-dizisi-defiance.html
estraven estraven
bu bilim kurgu işi öyle elli farklı alien türü, çeşit çeşit uzay aracı, bilgisayar oyunlarından fırlamış gibi duran onlarca ne idüğü belirsiz yaratık, en umutsuz zamanlarda bile birbirlerine sıkı sıkıya bağlı, onurlu, inançlı, dürüst, güçlü, savaşçı falan filan insanlarla olmuyor. yani "seyircinin gözünü ne kadar çok doldurursam o kadar zengin olur" ile olmuyor. olacaksa da önünde bir the hitchhiker s guide to the galaxy örneği var, o kadar olmasa da bir doctor who var; onlara bir bak!

bilim kurgu dediğin battlestar galactica'daki gibi olur. ayrıca elinde ursula k le guin diye bir dipsiz kaynak var. özellikle bu ikisine bir bak bakalım, gerçekçilikle, sadelikle, insan dediğin şu yaratığın gerçek zaaflarıyla dünyanın, evrenin gücünü temel öğeler olarak kullanınca nasıl bir şey çıkıyormuş ortaya. hele önlerinde galactica gibi bir örnek varken nasıl bu kadar kötü bir iş çıkartabiliyorlar, anlayamıyorum.

bir de ilk bölümden bütün aksiyonu kusmak gibi bir merakları var ki hiç anlam veremiyorum. bu yöntem tutmuyor; tutsa da ucuz bilim kurgu izleyicisi üzerinde tutar ancak. uzun vadede bir bsg, ne bileyim (pek aynı kategoride olmasa da) bir star wars falan yaratamazsın... biraz sakin olsalar, izleyiciyi çocuk yerine koyup rengârenk, aksiyon ve karmaşa, yani kaos dolu bir dünyayla büyülemeye; doğrusunu söylemek gerekirse aptal yerine koymaya çalışmasalar ne güzel olurdu.

özetle, iyi gibi başlayıp çok fena boka sarmış dizidir. naçizane tavsiyem: revolution'ı buna merge etsinler, tadından yenmez(!)

edit: sonradan aklıma geldi: şu ırkın adını votan koymadan önce vogonları düşünemediniz mi lan? ayıp ayıp!...
sağır olaydım da şu yazdıklarını koklamayaydım sağır olaydım da şu yazdıklarını koklamayaydım
gerek efektleri, gerekse tekniği ile beklentilerimin çok altında kalmış olan dizidir. kitsh ve 80 lardan kalma, diskotek renklerini andıran yorucu bir görsellik var dizide. efektleri de çok fena sırıtıyor. falling skies daki karamsar hava ve başarılı atmosfer bu dizide yok.

ayrıca dikkatimi çeken şey, dizide "dünya cumhuriyeti" tanımının kullanılıyor olması idi.

evetttt, ne diyordu komplocular; "tek dünya devleti için sahte uzaylı tehdidi yaratılacak".

bu dizide uzaylı saldırıları ve sonra gelen göreceli barışın üstüne ne deniyor: "dünya cumhuriyeti"

hollywood ne idi? elitlerin beyin yıkama makinesi!

işte bunlar hep komplo teorisi.
guanoapes guanoapes
olmamış dizi. çok net. oyununu her şeye rağmen deneyeceğim. diziye dönersek eğer;

-- spoiler --

10 bölüm izledim, daha henüz bu defiance nedir, dünya cumhuriyeti nedir, ırkların gezegenleri var mı, varsa nerde, savaş niye başladı, nasıl gelişti, ne oldu ne bitti sorularının cevaplarını alamadık. almak bir yana yakınından bile geçmedim. üstüne bölümler ilerledikçe cold case tadında bir dizi oluyor. flashbackler, mazide kalmış cinayetler falan iyice boka sarmış durumda dizi. olayların ana senaryo ile bir ilgisi var mı açıkçası onu da bilmiyoruz çünkü ana senaryo nedir onu bilmiyoruz bi kere. ulan böyle yazınca hakkaten çok boktanmış dizi onu farkettim. favori karakterim datak tarr. onun da ismini söylemesi zevkli, o yüzden.

-- spoiler --
sychtianarch sychtianarch
müziklerini bear mccreary'nin yaptığı fantastik bilim kurgu dizisi. 3. sezonu vizyona girmiş. kendi dalında özgün bir hikayeye sahip başarılı bir yapım. tony curran (datak tarr), grant bowler (joshua nolan), graham greene (rafe mccawley) gibi oyuncular için bile seyredilebilcek bir dizi.



defiance extended version

bear mccreary'e gelince, terminator scc, caprica ve battlestar galactica hayranları, bu herifçioğlunu en az bu diziler kadar severler. adam plastik kovadan kırık piyanoya (bkz: intruders) kadar ses çıkartan her türlü nesneyi kullanarak beste yapabilme kabiliyetine sahip, üretken bir müzisyen. bir de yaptığı müziklerde bizim hiç yabancı olmadığımız enstrüman olan düdüğü çok fazla kullanıyor. kendisi anne tarafından ermeni. sanırım ortadoğu ezgileri ve düdüğe olan ilgisi buradan geliyor.



main theme