denizi olmayan bir şehirde yaşamak

1 /
cinola cinola
doğuştan itibaren deniz kenarında yaşayan insanların anlam veremediği bir hayat biçimi. mesela güne çorum'da, yozgat'ta, ankara'da başlayan arkadaşlar şu sıcak günlerde zamanı nasıl geçiriyorlar?
beyazatlıkurbağa beyazatlıkurbağa
yaşanıyor ama ruhunu tamamlayan bir şey eksik gibi. uçsuz bucaksız maviyi seyrederken, ileride gökyüzü ile birleştiğini görmek rahatlatıcı bir durum. derdini ve tasanı, o gidip gelen deniz gidip geldikçe azar azar koparıp götürüyor. işte deniz kıyısında yaşamayan insanlar bundan eksikler.
kızıl kurt kızıl kurt
üniversite öğrenciliği yıllarımda deneyimlediğim olay.

gerçi şehrin ortasından geçen bir ırmak vardı ama deniz gibi olamıyor. sonuçta deniz insanıydım, hep denize kıyısı olan yerlerde yaşamıştım. allahtan öğrenciydik de, yazları eve döndüğümüzde bol bol yüzüyorduk. uzun vadede benim gibi denizden uzaklaşmamış insanlar için yıpratıcı bir deneyimdir. her yaz muhakkak kaçacak yerler ararsınız.
powrtoch powrtoch
en uzun tecrübem 18 günlük askerliğim oldu. alerjik rinit mağdurları için nemsiz memleketler bulunmaz nimet ama ne bileyim insan kendini marsta gibi hissedebiliyor. her taraf dağ tepe toz duman.
sakil sakil
hayatım boyunca haritadan baktığınızda denizin kenarında gördüğünüz ama aslında denize uzak olan yerlerde yaşadım. hatay'ın kırıkhan ilçesinde doğdum. denize uzaklığım 35 km. civarındaydı. babamın hiçbir zaman arabası olmadığından denizi birkaç senede bir ancak görüyordum. 13 yaşımdayken istanbul'un beylikdüzü ilçesine taşındık. baktığınız zaman denize kıyısı olan bir ilçe gibi görünüyor ama bizim evimiz esenyurt sınırında olduğundan yine denize uzaktık. bir otobüse atlayıp büyükçekmece sahiline inmek çok kolaydı ama pek yapmıyordum bunu. zaten istanbul'un denizine bir kere girdikten sonra tövbe ettim. daha sonrasında üniversite için artvin'e gittim. yine denizin kenarında görünen bir il ancak il merkezi iç tarafta kalıyor. hem de 70 km. kadar iç tarafta. karadeniz'e bir kez bile girmedim. ben üniversite 2. sınıftayken bizimkiler memlekete dönüş yaptılar ve bu kez il merkezine, antakya'ya taşındılar. ben de buraya yatay geçiş yaptım bu senenin yaz döneminde ancak yine denizle aramda 25 km. gibi bir mesafe vardı. yani yine canım sıkıldıkça deniz kenarına gidecek bir konumda değildim. üniversite bitti, askere gittim. bir adada, kıbrıs'ta askerlik yaptım ama yine denizle aramda mesafe vardı. yahu bir insan adaya düşüp de denize uzak olur mu? oluyor vallahi. birliğim lefkoşa'da olduğundan denizle aramda yine 20 km. civarı mesafe vardı. çarşı otobüsümüz de direkt olarak lefkoşa merkeze gittiğinden girne ve gazimağusa'ya gittiğim birer çarşı izni ile 5 aylık kıbrıs maceram boyunca denizi 2 kez görebildim sadece. yani deniz her zaman uzansam yakalayabileceğim ama uzanamadığım bir şey gibi oldu. o yüzden kendimi "denizi olmayan bir şehirde yaşamış" birisi olarak tanımlayabilir miyim bilmiyorum. sanırım tanımlayabilirim. çünkü burada bahsedilenler hep canı sıkıldıkça yürüyerek sahile gidebilenler.
2
kaptonur kaptonur
hastasıyım ya denizi olmayan şehirde yaşayamam triplerine girenlere. doğma büyüme ankaralıyım denizin de amına koyayım hepsi sizin olsun. benim diyen denizli şehirde doğdum büyüdüm insanından daha fazla deniz gördüm ama hiç denizsiz yapamam demedim amk. siz deniz görmemişsiniz. yerim sizin yakamoz altında sevgilinizle deniz kenarında sevişme hayallerinizi ahahahha götünüz varsa fırtınalı havada sevişin o zaman görürüm ben sizin deniz sevginizi swh
uzaklardancemuzangeliyor uzaklardancemuzangeliyor
16 sene denizi olmayan yerde büyüdüm. sonra büyük kente taşındık (izmir), orada da ilçemizde deniz yoktu. sahil bizim için kafa dağıtılacak bir yer değildi yani. o yüzden denizi pek aramam. rüzgarı rahatsız eder hatta.

çomar diyenler çıkacak ama banane,

ama kayserinin kuru havası ♥ ben
ithinkthereforeiam ithinkthereforeiam
bu konuda çok sevdiğim bir arkadaşımın bir hipotezi var.. açıkçası o kadar hoşuma giden bir hipotez ki, ben de savunuyorum yer yer bu görüşü... şöyle ki;

hayat suda başladığı için ve insanların da ataları (doğal olarak) milyonlarca yıl suda yaşadığı için, deniz içgüdüsel olarak insana huzur veriyor... aynı şey, ateşin icadından sonra, ateş sayesinde güvende kalan ve sürekli ateş yakıp, ateş ile yaşamaya alışan atalarımızdan gelen içgüdüler yüzünden ateş başında da huzur bulmamızı sağlıyor...
1 /