denizli

2 /
8844455 8844455
il telefon kodu 258'dir, ki bu sayılar telefonda yukarıdan aşağıya orta sıraya karşılık gelir, tabi başına "0" (sıfır) koyunca daha bi şekil olur, klavye'nin numpad kısmında ise "0" ile beraber bu sefer aşağıdan yukarıya orta sıra olarak karşımıza çıkar...
serpigral serpigral
atatürk' ün yüksek bir tepesine çıkartılıp;
- atam burayı gelecekte nasıl görüyorsunuz, sorusuna
- burdan olsa olsa büyük bir köy olur, diye cevap verdiği büyük köy.
neyzeni neyzeni
ömrümün 19 senesini geçirdiğim memleketim...
pamukkale siyle, çamlıkıyla, çallısıyla, barajıyla, kaklık mağarasıyla, gölleri ve göletleriyle, çınarıyla, cankurtaranıyla, karataşıyla (bkz 2.evim..), şahin tepesiyle, güzel ve sıcak insanlarıyla, komşuluk ilişkilerinin ölmediği, 3 yaşındaki çocuktan, üniversite öğrencisinden tutun da,70 yaşındaki dedeme kadar her yaştan, cinsten ve zevkten insanın rahatça yaşayabileceği bir yer. hâlâ sokaklarında evcilik oynayabilen çocuklar var, akşamları rahatça dışarda gezebilen gençleri var. bar meyhane ararsanız kıbrıs şehitler cad. var.öğrenciyim yeniyim takılayım ööle diyosanız eflatun sokak, sevgi sokağı, çaybaşı, lise cad.kınıklı, çamlık, egs, marketix vs saymakla bitmez... kızların da okey kağıt vs oynayabileceği hatta çalışanlarıyla kanka olunan kahvehaneler var, kent, yaren vs.. delicia kafe her daim dolu zaten yer bulabileceğinizi sanmıyorum ama kesinlikle şansınızı deneyin! üstelik ordaki çalışanlarla muhabbeti kurunca açıkhava tiyatrosundaki konserlere beleşe girme şansınız da var. örnek: sezen aksu konseri, giriş 50ytl imiş, ama vermedik tabiki..
ayrıca konser akşamları ayrı bir güzel olur denizli, içeri girmesen de ice kafede oturursun ya da dışardaki çimlere oturur hem müziği dinlersin, hem de çekirdek eşliğinde arkadaşlarınla muhabbet edersin. ya da sıkılırsan çamlığa doğru yürürsün, geç saatlere kadar açık olur heryer (beşiktaş'ta bile saat 10u geçince açık biryer bulunamadığından bu benim için büyük bir ayrıntı...)
alışveriş yapayım diyosanız zaten bayramyeri, çınar, çarşı, hatta mahalle aralarında bile butikler görebilirsiniz. yetenekli ve çalışkan zanaatkarlarla dolu. tekstil kenti olduğunu söylemeye gerek yok sanırım...
buldan, babadağ gibi ilçelerinde hâlâ el dokuma tezgahları kullanılıyor, yazları festivaller oluyor ilçelerinde.
aaahh ahhh...
(bkz: bir başkadır benim memleketim)
(bkz: bugünlük bu kadar yeter)
manha de carnival manha de carnival
ege bölgesinin izmir'den sonra en büyük şehri.tekstil,turizm,tarım ve sanayi kavramlarının iç içe olduğu,sürekli göç alan bir kent..

denizli'de gidilebilecek içkili mekanlardan bazıları

sanat severler derneği(çınar)
güzel sanatlar lokali(çınar,yaprak kitap evi üstü)
wishne bar(çaybaşı)(canlı müzik,üyelik şart)
rock bar(çınar,ykm arkası)
friends club(çamlık)
platinum restourant(çamlık)
siba(sigortacılar ve bankacılar lokali)(anıthan arkası)
smoke bar(kıbrıs şehitler)
efes pub(kıbrıs şehitler)
küçük ev(çınar)
denizli sinema ve tiyatro sevenler derneği
donnie darko donnie darko
denizli'ye gelmeyen insanlar tarafından çok yanlış tanınan şehir. birine sorsan denizli nasıl biyerdir diye köy gibi falan derler. çünkü şehrin içine girmeyip yanından geçenler denizlinin sanayisini görürler(izmir izmirden gelip antalyaya gidenler mesela). içindeki güzellikleri görmezler. ege bölgesinde izmirden sonra en gelişmiş ikinci şehir olan denizlinin böyle tanınması kötü.
fitnefücur fitnefücur
8 senedir bildiğim ve sadece belki 8 şeyin değiştiğine şahit olabildiğim şehir.bu kadar zengin insanın bir arada bulunduğu,fakat böylesine fakir bir şehri neden hala zenginleştiremediklerini anlayamadığım yer.kendi yağıyla kavruluyor onu anlayabilirim ama insanını anlamakta zorlanıyorum.kendi şehrine para kazandırmamak için ellerinden geleni yapıyorlar.ille şehir dışında hatta yurt dışında kazıklanalım mantığıyla paralarını sürekli dışarıya akıtıyorlar.hal böyle olunca zaten pahalı olan herşey daha da pahalı oluyor çünkü bari bi şey satıcaz onunla ayı kapatalım mantığı devreye giriyor bu sefer.en sosyalleşmeye başladığı sene 2006.burada doğmuş ve büyümüş kişilerin büyük şehirde yaşama korkuları da cabası.bu yüzden sürekli damat ve gelin geliyor şehre ve bir anda hayatları kararıyor,alışana kadar o depresyon senin bu depresyon benim hatta hepsi benim,koyun misali ortalıkta dolanıyorlar.iş bulmak sorun,kısır bir sektör.tekstilden veya mermerden anlamıyorsanız işiniz zor.sanatsal anlamda sığ.mesela denizliye gelmeden önce yaptığınız iş tek bildiğiniz iş ise bittiniz.yemek desen her yerde kebapçı, lahmacuncu vs.söyle sevgilinle-eşinle romantik bir akşam yemeği sadece hayal.avantajları yok mu?olmaz mı var tabi...mesela (şu an değil ,kazılar var)ulaşım çok rahat ve kolay,deniz olmasa da en yakın deniz 2 saat uzakta ve hafta sonlarınızı değerlendirebilirsiniz.ama hepsi bu.emlak uçmuş durumda.belki emlağın en pahalı olduğu şehir.öğrenciler kan ağlıyor.eksiler artıları maleesef götürüyor ama mecbursanız mecbursunuz.denizli gerçekten büyük bir köy.şehir olur mu? büyük şehir olur mu? ben görür müyüm bilmiyorum...
ben yengenden boşancam ben yengenden boşancam
son beş senedir en fazla büyüyen şehir. ama ne yazık ki bu büyüme en çok nüfus artışında görülüyor. hem kendi iç nüfusundaki yüksek artış hem de aldığı inanılmaz göç, bunlara paralel olarak da üniversite ve turizmle gelen insanlar, neredeyse hiçbir şehircilik planı olmayan denizli'yi zor durumda bırakıyor. bundan önceki müteahhit ve tüccar zekalı belediye başkanlarının yaptıkları kısır kentleşme bugünlerde iflas etmiş durumda. şu anki belediye başkanınınsa kente verdiği yegane şey 30 seneden beridir bitmeyen incirlipınar'daki denizli enternasyonal fuarı inşaatını yıkıp park yapması.

üniversite bilhassa sosyal hayatı artırmış. şehre yeni yeni mekanlar hakim ama bunların insanları ne kadar sosyalleştirebildiği ya da hangi suretle kent hayatına rahatlatıcı bir etki yaptığı tartışılır. genelde piyasa mekanı olarak tabir edilen uyduruk yer altı barları şeklinde bir yapılaşma var.

üniversite ve öğrenci cephesinde de işler vahim. yer ve konut sıkıntısı bulunan şehirde öğrencinin barınma imkanı çok zor. üniversite ise yeni yeni yapılaşma işini tamamladı ama yine de her sene açılan yeni bölüm ve alına daha fazla öğrenciyi hesaba katarsanız onun da işi zor gibi.

turizm ise tam bir keşmekeş; özal zamanında yağma edilen, kirletilen; içine edilen pamukkale ise yeni yeni toparlanıyor. tabi bunda kaklık mağarası ve karahayıt ın da önemli katkısı var.

hava kirliliğiyse ayrı bir dert. şu anda türkiye'deki en kirli havaya sahip şehir. özellikle coğrafi konumu ki dağlarla çevrili bir alana kısılı kentin ve kışın hiç esmeyen rüzgarın sayesinde hava tam bir zehir. buna doğal gaz gelmesine rağmen hala doğal gaz kullanımına geçilmemesi ve kalitesiz kömür yakımı da eklenince size kışın her gün kapkara sisli bir hava içinde karbondioksit koklamak kalıyor.

sonuç olarak ise küçük, sakin, kendi halinde olan 10-15 yıl önceki güzel anadolu ilinin, şehirleşememesi, göç, kirlilik sonucu pek de iç açıcı olmayan durumu aksediyor. denizli'nin büyük şehir olma sevdası ise bu sorunlara çözüm getirebilecek gibi değil. ama yine de halkın çoğunluğu bunu istiyor.
dita dita
6 sene yaşadim. insanı da bi gariptir kendisi de bir gariptir, herkes kendini mafya zanneder gece hayati ise platinium zamanlarından sonra yalan olmuştur. çoğu denizlililer izmirli olduğunu söyler. 2002-2003 yılları hariç gece hayatı bi halta benzemeyen şehir. mehmet abilerin ali abilerin rahmetli bedri abilerin bilgisi dışında yaşamayan ortam. ayrıca evinize çökmek için özel eğitim almış çınar çocukları da mevcuttur.
2 /