deri ceket

1 /
gxix gxix
- deri monttan farklıdır. mont değildir bir kere, adı üstünde cekettir. köşeli omuzları vardır, ayrıca dikiminin herhangi bir köşesinde lastik yoktur..

- renk renktir, rengarenktir. altına karşıt tek renk gömlek veya t-shirt giyildiğinde görüntüyü tamamlar.

- çok kötü kokar.
venom venom
ilk alındığında özellikle ıslakken çok feci kokular yayan ama görüntü itaberiyle iyi bir etki bırakan kıyafet.
ayrıca, esnaf sabitlerindendir. altına kot pantolon, sıkı bir kundura ele tesbih süper gider. mümkünse bir adet de güneş gözlüğüyle tamamlanır, tamam çarşıda kralsınız.

+ mahmut abiiii, ceket yapmışızz.
- ne sandın yar..
gramadevate gramadevate
soğuğu ve rüzgarı geçirmemesinden dolayı türkler tarafından bin yıllardır kullanılan giyit.
önemiyle ilgili folklorik bir bent:

"bin kat keçe, ben ondan geçe
bir kat deri, ben ondan geri."
ceyus ceyus
istanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatrosu tarafından sergilenmeye başlanan, bulgar tiyatrosunun çağdaş yazarı stanislav stratiev’in yazdığı oyun.

oyunda, bir yandan bürokratik işleyişin labirentinde kaybolan idealist bir öğretim görevlisinin trajikomik durumu anlatılırken, diğer yandan da var olan bürokratik yapı içindeki toplumsal ve bireysel yozlaşma hicvediliyor.*
abdüş şuküfe abdüş şuküfe
istanbul şehir tiyatroları tarafından oynanan oyundur... oyunda yiğit sertdemir, hikmet körmükçü, cengiz tangör, can ertuğrul, yeliz gerçek, ertuğrul postoğlu, güneş doğan, selçuk yüksel, melahat abbasova, nevzat çankara ve yağız pala rol alır.
farklı bir oyundur...
bir deri ceketin koyun şeklinde kürklerinin kırpılmasıyla başlayan hikaye sonuna kadar farklı hal alır...seyirciyi merak içinde bırakır, güzeldir, hicivleri bol bir oyundur...
kraldan çok kralcı olan insanlardan tut, toplumsal aksaklıklara,rüşvetlere daha nice şeye değinilir, hicvedilir...
ilk başlarda sıksa da seyredilmesi gerekir...
okudum anladım olaya girelim okudum anladım olaya girelim
biraz fazla para vermişşeniz, öyle her yere asmaya kıyamayacağınız şeydir ki; aksi taktirde yaka ve omuz kısmında şekil bozuklukları olabilir. paraya kıymayacaksanız deri ceket almak pek akıl kârı değildir. sahte deri ceket giymek, çakma dolce gabbana giyip altına kundurura giyen ismail yk hayranına benzemek gibidir.

(bkz: desa)
mustafa mustafa
serserilikte bir eşiğe karşılıktır; giyildiğinde ister efendi ister yavşak olun serseri görünümlü olursunuz. dikkat, serseri kişilik kazandırmaz, sadece gibi göründürür.

bana çağrıştırdığı ise yalnız kovboy olarak yaşayan, geceleri aynı barda(disco filan değil) tek başına takılan, ortama gelen dişilerle sadece sohbet eden fakat tavlamaya çalışmayan, masada en az konuşan kişi olan, ara sıra sessizliğini özlü bir sözle bozan karizmatikimsi ağır abilerdir. sigara içerler, sanki dumanı asla dışarı üflemeyecek gibi... mekanlarda sarhoş olmazlar, sadece ısınma turları atarlar. mekandan çıkıp ya deniz kenarına ya da eve gidip sarhoş olurlar. asi, serseri gibilerdir fakat kesinlikle zararsızlardır; hayatı yaşamış insanalrdır. kederlidirler ama canları artık yanmaz, sadece daha fazla kederden uzak tutarlar kendilerini.
c4h6o6 c4h6o6
yazın gelmesi ile ayrılığı en çok hissedilen sevgili. arada evde giyiyorum bu sıcakta aynanın karşısına geçip ne güzel küpelerime yakışıyorsun diyorum kendisine .saçlar uzunken daha iyiydi be diye içten geçirip usulca yerine koyuyorum özlemle.

bekle miniğim az kaldı bu tutsak ayların geçmesine yakında gene beraberiz ne biralar dökeceğim üstüne , ne dumanlı ortamlarda iç kısmına kokular sinecek , yerlere yuvarlanacağız beraber istiklal'in , bakırköy'ün , beşiktaş'ın , ortaköy'ün ve kadıköy'ün tozu üstümüze bulaşacak , midye dolma yerken limonlar sıçratacağım üstene ,doğal gaz faturasını sigaraya yatırıp götümüzün donduğu günlerde yorgan altında beraber olacağız , çıtladığım çekirdeklerden geri cep diplerinde az biraz tuz kalacak her zaman , ne finallerde iç cebinden çıkan kopyalar yardım edecek bana , hiç gitmediğimiz kafeler de ne alırsınız diyen garson kıza her zamankinden deyip kızın ne diyor bu amk lisesili bakışlarına beraber maruz kalacağız , motorun üstünde rüzgar iliklerime kadar işlerken seni çıkartıp yerine o hangi maddeden yapıldığı belli olmayan havalı ceketleri giymeyeceğim. dolaştığımız sahillerde ay çok üşüdüm diyen dünyalar güzeli kızımıza sırf seni vermemek için bende deyip ya ne öküz çocukmuş üşüdüm dedim bende diye cevap verdi sığır diye dedikodumu yaptıracağım .. amsterdam redline da dolaşırken , millet karılara bakarken ben orada bile kırmızı ışık üstünde ne güzel parlıyor diye düşündüm .. bekle kalbimin en hassas noktasına taht kurmuş güzelim geçecek bu kahpe aylar. herkese ve herşeye inat beraber tamamlayacağız bu ömrü..


varsın böyle geçsin yabancı günler
varsın canımı yaksın yine yalnızlık
seninle doluyken baktığım dünler
yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.


edit : şükür kavuşturana.
1 /