dertleşmek

1 /
rehberöğrenci rehberöğrenci
duygusal boşlukta itü sözlüğün arandığı ve ne yazsam da itü okusa, rahatlasam dendiğinde sözlüğe girilir, okunur, yazılır, geri silinir, sonra yine yazılır ve kendine gelinir, işte dertleşmek budur, sözlük bu günler için vardır..... iyi ki varsın itüsözlük
devil devil
bazen rahatlatan, bazen derdinize dert katan eylem. yakın ve ağzı sıkı dostlarla yapılması farzdır, yoksa dertler ortalık malı olur (genel dert aşk-meşk işleri olduğu için herkese kolayca yayılır).
krem karamel krem karamel
asıl önemli olan derde deva bulunması değil rahatlamaktır aslında.sıkıntıyı paylaşmak hafifletir yükümüzü.bize bu konuda yardımcı olabilecek,derdinizin ağırlığını birlikte yüklenebileceğiniz bir dosta ihtiyacınız vardır sadece.hepsi bu.çözüm bulunamasa da,karşınızdakinin elinden yapacak hiçbirşey gelmese de konuşup rahatlamanın verdiği hafiflik bile yeter insana.
yıktım perdeyi eyledim viran yıktım perdeyi eyledim viran
zaman zaman ihtiyaç duyulandır.

hani boğazıma kadar geldi dediğiniz anlar vardır ya, gitmez bir adım daha öteye hiçbir şey.

işte o anlarda halden anlayan, teselli vermek için bazı organlarından element uydurmak yerine doğrusu neyse onu konuşan, dobra, insanın içini rahatlatan ve tatlı sohbet olan biri gerek yanına insanın.


bulduysanız ne ala. ve dostça bir tavsiye, bırakmayın da hiç. her zor zamanda sığınacak bir liman olur kendisi.
armağan armağan
kesinlikle şu sıralar fazlasıyla ihtiyacımın olduğu vakitlerdir dertleşmek.

söylemektir ne geliyorsa içinden bir bir, akıl almak değildir bu istek sadece derdini anlayan birinin sana içten olmasıdır.

gözünün yaşını silebilen, sana doyasıya sarılan, bıkmadan sıkılmadan dinleyebileceği kişiye anlatacağım sözcüklerdir.

kalbimin çırpınışlarına sadık olanların yardımcı olabileceği vakitte beni dinleyebilmeleridir.

beraber ağlamasak da ağlamanın ne demek olduğunu bilenin var olması, bana güç idrak etmesi gayesinde olunan yardımcı sözcüklerdir.
kilic ceken kilicla olur kilic ceken kilicla olur
en az iki kişiyle yapılır. ki ben uzundur dertleşilen taraf olarak rol almaktayım bu seremonide. zira dert anlatmak derdi bitirmiyor. acıyı uzatıyor hepsi o. halbuki unut gitsin. nasılsa acıya acıya aynı noktaya geleceksin. şiir gibi oluyor evet.
anketörlü iletişim aracı anketörlü iletişim aracı
şu sıralar yapmaktan nefret ettiğim hadise.
derdim merdim yok benim. ne kadar inandırıcı olsa da herkes kadar dertliyim. hiçbir derdim umrumda değil. sadece... basıp gitmek istiyorum. hiçbir şey değil.
bunicktamyirmibirharf bunicktamyirmibirharf
sıkıntılarını başkasına anlatarak yorum almak ve rahatlamak.
kötü olan ise bunu yapabileceğiniz insanların az bulunması. hem iyi bir dinleyici olup hem objektif yorum yapabilecek insanı bulmak pek mümkün olmuyor.
kirli beyaz kedi kirli beyaz kedi
kimle, nerde yapıldığına ve konunun ne olduğuna göre değişir tadı. zorunluluk mu yoksa sevecenlikle karışmış bir şefkat hali mi var acaba?
-tanımsa-
keşiftir ayrıca dertleşmek. karşındaki insanın sana ne kadar benzediğini, aslında herkesin az çok aynı yollardan geçtiğini,o yollarda aynı taşlara takıldığını, aynı ağacın altında bi soluk alıp, yoluna devam etmeye çalıştığını öğrenmektir.
büyüdüğünü fark etmektir. küçük çekişmelerden ziyade hayati sorunları masaya yatırıp, çözümüne kafa yormaktır. konuların içinde yavaş yavaş yetişkinler dünyasının yer aldığını anlamaktır. yetişkinler dünyasında yer aldığını anlamaktır.
hunharca vuvuzela çalan insan hunharca vuvuzela çalan insan
çok oldu ben gideli ve senin gidişin henüz tazecik...

oturdum başucuna ilk gün, ellerim katran karası toprak... gün ışıl ışıl, ben apartman boşluğuna bakan evler gibi; pis loş. başımı biraz göğsüne koyabilir miyim? lütfen...

çiçekleri ektim, suladım, dua ettim. artık biraz konuşabilir miyiz? lütfen...

"sana geldim!
ayaklarına kapanmaya geldim!
af dilemeye geldim, affa layık olmasam da.
uzatma dünya sürgünümü benim..."

ense kökümden başlıyor bazen ağrılarım, ayak parmaklarıma kadar yürüyor. sonra küçük, renkli mutluluklar yutturuyor annem bir bardak suyla; inanır mısın, hiç ağrım kalmıyor. ne içimde, ne dışımda.

bakıyorlar bana, görmüyorlar çoğu zaman. görünmez oldum ben, senin haberin yok tabii.
oyunlar oynuyorum kafamın içinde hala, hiç vazgeçmedim. mesela dün gece, kaburga kemiklerimin arasında sardunya yetiştirdim. bir ben gördüm, benim oyunumdu çünkü.
iki kaburgamın arasını deşerek, yüzeye çıktı sardunya. çok güzeldi, koparmadım.

geçen gün yıldızmışım ben mesela. ondan önce de şarapçı bir evsizdim.

her oyunun sonunda, öldürüyorum kendimi. seninle bir kerecik konuşabilmek için öldürüyorum. susuyorsun.
yıldız olduğumda, kayıveriyorum gökten. parçalanıyorum boşlukta.
evsiz olduğumda, sokuyor biri bıçağı göğsüme, kör karanlıkta. "ha siktir!" diyorum, şehadet bile getirmeden ölüyorum.
sonra kaburgalarımın arasından çıkan sardunya öldürüyor beni, içimi parçalıyor.
ama sen konuşmuyorsun.

"ey gönlümün doğurduğu, büyüttüğü, emzirdiği!
kuş tüyünden ve kuş sütünden,
geceler ve gündüzlerde insanlığa anıt gibi yükselttiği!
sevgili!
en sevgili!
ey sevgili!
uzatma dünya sürgünümü benim..."

gittiğin yerle ilgili bir yorumu var herkesin, baban hariç. o hiçbir şey demiyor. bence korkuyor çünkü biliyor; kabullenince kaybediyor insan.

ben gitmemişsin gibi davranmayı seçtim. bazen kafamın içindeki oyunlara getiriyorum seni. "saklambaç oynayan kaleye mum diksin!"
mesela bazen karga olduğunu düşünüyorum, çok gülüyorum o zaman.
hani onlar uzun yaşarmış ya? işte o yüzden karga ol sen en iyisi.

delirmedim, biliyorsun değil mi?
delirmemek için aslında çabam.
çünkü ben de korkuyorum baban gibi.
kabullenirsem, kaybederim...

kış geliyor artık, üşürsün diye korkuyorum. bir de sıkıntım var, söylemeden edemeyeceğim: ismini yanlış yazmışlar başucundaki tahtaya!
çok sinirlendim görünce. iki t yerine, tek t kullanmışlar aptallar. oysa bir çırpıda söylenen isimlerden değil seninki.

çok yoruldum.
biraz uzanabilir miyim yanına? lütfen...

"dağların yıkılışını gördüm bir venüs bardağında.
köle gibi satıldım pazarlar pazarında.
güneşin sarardığını gördüm konstantin duvarında.
senin hayallerinle yandım düşlerin civarında.
gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında.
ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda,
verilmemiş hesapların korkusuyla;
sana geldim!
ayaklarına kapanmaya geldim!
af dilemeye geldim, affa layık olmasam da.
sevgili!
en sevgili!
ey sevgili!
uzatma dünya sürgünümü benim..."

sen hiç rahatsız olma, uzan. ben kendim çıkarım.
yine geleceğim dertleşmeye,
iyi uykular.
1 /