detroit

1 /
finrod finrod
amerikalıların tabiriyle mavi yakalıların yani işçi kesiminin yaşadığı kuzey şehridir. basketbol takımı pistons çok sağlamdır
zaht zaht
tarihinde tam 7(yedi) defa olimpiyat oyunlarına aday olmuş fakat hiçbirinde kazanamamıştır. sonra da pes etmişler herhalde. istanbul da bu yolda gidiyor ve 8 karavana adaylıkla rekoru kıracakmış gibime geliyor haydi hayırlısı.
earth angel earth angel
efendim bu kentte cinayet vakaları o kadar fazladır ki, cinayetler geçen seneye göre yüzde 14 azalınca belediye başkanı mı polis şefi mi ne öyle birisi, e öldürülecek kişi kalmadı da ondan yorumunu yapmakta sakınca görmemiştir.
bu kentimiz neden bu hale gelmiştir? detroit biraz daha zorlasa apokaliptik gelecek- bilim kurgu filmlerine benzer bir sona doğru gidebilir mi? cevapları sizler için araştırdım.
bu kent çoğumuzun malumu geniş anlamda oto sanayinin doğduğu yer. büyümesini bu sanayiye borçlu ve 1960 lara kadar falan yönetici ve işçi beyaz çoğunluk ve genelde işçi siyah azınlık nüfüsu ile nisbeten sağlıklı bir sanayi toplumu hayatını sürdürmüş, oldukça gelişmiş. 1960 başlarında artık ne sebeptense üretim hatlarından bazılarının başka yerlere taşınıp kapanması sonucu 100 000 e yakın siyah işsiz kalmış, işte bundan sonra da detroit iflah olmamış. şehirde ırk çatışması 1967 de patlama noktasına gelmiş, büyük isyanlar çıkmış yüzlerce ev yakılmış falan, sonuçta beyaz nüfus şehir dışına taşınmakta çareyi bulmuş, meydan siyahlara kalmış. otomotiv harici şehre bağımlı olmayan iş ve sanayi de merkezi terketmiş, sonuç hakikaten nükleer savaş sonrası gibi terkedilmiş devasa ve gösterişli ofis binaları, gökdelenler, ıssız şık caddeler.
vergi kaynağı beyazların kent merkezini terk etmesiyle parasız kalan polis gücü etkisizleştikçe suçlular azıtmış, suç arttıkça daha çok kaçan olmuş. öyle ki geçen dönemki belediye başkanı bile suçlular arasından seçilmişti bir ara, adam ona buna saldıran acaip biriydi artık hangi suçtansa bikaç ay hapis de yattı.
neyse bu şehir öyle bir haldedir ki otomotivin altın çağında patronların, yöneticilerin evlerinin hatta malikanelerinin falan bulunduğu semtte pek çok ev şu an satılık. fiyatlar ise 10000 20000 dolarlar seviyesinde. evet zorlarsanız 10000 dolara iki katlı bahçeli şahane bir villa alabilirsiniz. tabi komşunuz kim olur, sabaha çıkar mısınız bilemem.
kutuların sessizliği kutuların sessizliği
michael moore'un bir belgeseli vardı detroit ile ilgili. tamamen general motors'un çıkarları üzerine bir sürü kişi keyfiyen çalıştırılmış ve başkanı da paraları alıp başka yatırımlara yelken açmıştır. sonrasında ise çok absürd şeyler olmuştur, mesela işsiz kalan nüfus için opera binası ve diğer etkinliklerin yapılacağı binalar inşaa edilmiştir. hani adam işten atıldığına mı yansın yoksa teselli için operaya mı gitsin ? sağlam bir de otel yapılmıştır. üzerine de iyi bir hapisane inşaa edilip, açılışına konser yapılmış hatta elit kesim kesim için farklı bir deneyim oluşturacağından bir gecelik konaklama yapılmıştır.

amerika'nın oyunu ve oyunları insanlar ve diğer ülkeler arasında psikolojik olmuştur. detroit bunun en önemli örneklerindendir. işten çıkarılanlara "ne yapıyorsanız yapın!" diyen bir ülke bir eyalet.
ariel ariel
cok sert dusmekte. 1950 den beri nufusu yuzde 63 azalmis. 3 yilda 500000 kisi isini kaybetmis, amerika nin en buyuk 30 sehri arasindaki en fakiri.

80000 konut terkedilmis, sokak isiklarinin yuzde 40 i calismiyor.

yasayan olu sehir.
nükleer santral tamircisi nükleer santral tamircisi
amerikanın oyunundan çok siyonist burjuvazinin oyununun acı bir sonucu olan şehir.

amerikan halkını zikmekten vazgeçip biraz da asyalı zikmek için çin'e giden çok uluslu, çok orospu çocuğu olan siyonist baronlar şimdi süper güç olarak kendilerine çin'i seçtiler.

amerikayı daha kötü seneryolar bekliyor. baronlar abd'yi tamamen terkettiğinde burada iç savaş çıkarıp ırak gibi yapacaklar. yani evdeki hesapları bu.

allah çin'lileri, amerikalıları, bizi ve bütün dünyayı bu kitapsız para babalarından korusun.
1 /