didgeridoo

possible dreams possible dreams
el emeği göz nuru bir enstrüman değildir, insanların yapması da çok çok zordur, enstrümanın kesildiği ağacın beyaz karıncalar tarafından içinin boşaltılması gerekmektedir.kesildikten sonra da, bu içinin kemirilmesinin bir şekilde devam etmesi gerekmektedir ki, zaten aborijinlerin anlayışları budur,kendin için yapacağın şeyin etrafındakileri de mutlu etmesi gerekmektedir, enstrümanı oluştururken, böceklerin karnının doyması gibi.
balgabaa balgabaa
aborjinlerin geleneksel çalgısıdır. yalnızca rkeker tarafından çalınır. bunun nedeni kadının dudaklarıyla bile didgeridooya dokunduğunda hamle kalacağına olan inançtır.
noscho noscho
aphex twin'in 1992 tarihli ep'si ve şarkısı. acid techno türünün gelmiş geçmiş en başarılı parçası kabul edilir, elektronik müzik tarihinde bir kilometre taşıdır.

1994 çıkışlı classics isimli toplamada da bulunabilir, hatta bulabilirseniz bu albümün yeniden master edilmiş* halinde dinleyin bu parçayı. tadı o zaman çıkıyor.
krizantem krizantem
notası vardır. ama tek notalıdır her bir didgeridoo. yeni başlayanlar için do, re ve mi anahtarlıları önerililir çünkü fazla efor sarfetmeden bir şeyler yaratabilirsiniz ve bu notalarla genellikle meditasyona eşlik edebilecek nameler çıkarabilirsiniz. daha ince seslerle ise kuvvetli nefes gerekmektedir ve onlarla daha çok ritmik işler yaparsınız. makbul olanı okaliptüs ağacından olanıdır ama onlar 300$ dan falan başlar en iyi ihtimalle. plastikten yapılanları vardır onlar 30 dolar falan oluyolar. başlangıç için ideal. ses çıkarmak için dudakları birbirine çarptırıp nefes vermek lazımdır dudaklar içerdeyken. bu hareketi çocukken yapardık. zaten çoğu üflemeli çalgı bu teknikle çalınır. bu hareketi yaparken ıslık çalmak ya da ses çıkarmak renk katar namelerinize. en önemli şey çalarken ağızdan nefes verilen anda burundan alabilmektir ama bu çok zor bir şeydir çünkü biz yutkunurken bile nefes alamayız gırtlak yapımız dolayısıyla. bu nedenle ağızda hava biriktirip bir sirkulasyon oluşmasını sağlayarak bu olayı yapabiliriz fakat başarıya ulaşmak için uzun uğraşlar vermek gerektiğini düşünüyorum.

çok çalınca beyin yerinden oynar o kadar hava verip bi de frekansı bünyeye alınca.

bazı video örnekleri var, adam bildiğin trance müziği bpmiyle falan çalıyo. eski ama güzel.
jeuraska jeuraska
avustralya yerlileri aborjinlerin, okaliptus ağacından yaptıkları yerel çalgılarıdır. hele ki üzerlerine yaptıkları boyamalarla daha da renkli hale gelir müzikleri. didgeridoo üzerine çeşitli inançları vardır.
diğer yandan goa, psycheledic trance, acid techno gibi müzik türlerinde de boğum boğum çalınır kulağa.
öğrenmek ya da "ay hadi bi göriyim nasıl üfürüyolar" diyenler için: