diogenes

1 /
coty coty
evi olan fıçısında bir parça mum ve bir tas bulunan duygusal zevk veren herşeyden kendini arındırmış, mutluluğu zevk ve ihtiyaçlarımızı azaltarak bu dünyaya bağlı olmaktan kurtulmakla eş değer gören felsefe tarihinde anthistenes'in kurduğu kinik (köpeksi)okuluna bağlı, ne varki yaşamı ile bu okulun kurucusu anthistenes'den daha ünlü olmuş filozof
fakespeare fakespeare
gündüzleri atina sokaklarında elinde fenerle dolaşırmış bu insan.nedeni ise adam gibi bir insan bulmakmış..

diogenes ile ilgili birkaç ilginç anı da yazalım şöyle en güzellerinden(iskender olayı meşhurdur bilinir):

1)bir devlet adamıyla diogenes arasında geçen konuşma:
devlet adamı:diogenes sen çok zeki bir insansın peki bir insanın zeki olduğunu nasıl anlarsın?
diogenes:ne kadar az konuşuyorsa o kadar zekidir...
devlet adami:ya hiç konuşmuyorsa?
diogenes:o kadar zekisi dünyaya gelmedi henüz...

2)diogenes birgün dar bir sokakta gezerken bir zenginle karşılaşır.birinin yol vermesi gerekir çünkü ikisi yan yana sığamayacaklardır sokağa...zengin diogenes'e bakar..."ben seningibi aşağılık bir insana yol vermem" der...diogenes de kenara çekilir ve der ki " ben veririm"...

3)diogenes bir çeşmeden su içen bir çocuğu görür ve bağırır" bu çocuk bana fazla eşya taşıdığımı öğretti"..ve su matarasını kırar...

gelmiş geçmiş en iyi filozoflardandır diogenes.diogenes yoksulluk içinde yaşadığı, halka açık yerlerde yatıp kalktığı ve yiyeceğini dilenerek topladığı halde, herkesin aynı şekilde yaşaması gerektiğini savunmamıştır. onun tek amacı, kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile, mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermek olmuştur.diogenes'in savunduğu yaşam tarzının ilk ilkesi kendine yetme, yani kişinin, mutluluk için gerekli herşeyi kendi içinde taşıyabilmesi ilkesidir.ikinci ilke olan 'utanmazlık', kendi başına zararsız olan bazı eylemlerin hiçbir şekilde yapılamayacağını öne süren uzlaşımları umursamamak anlamına gelir. bu ilkeden yola çıkarak yerleşik davranış kalıplarına uymadığı için, kendi açısından sade ve doğal, toplumsal değerler açısındansa sefil denebilecek bir yaşam dürdüğü için, diogenes'e kinik denmiştir.onun üçüncü ilkesi, yozluğu ve kendini beğenmişliği açığa vurmaktan ve insanları yenilenmeye yöneltmekten asla çekinmemek anlamında 'sözünü sakınmazlık'tır.diogenes'in dördüncü ilkesine göre, ahlaki yetkinliğe ancak yöntemli eğitimle, iradenin gücünü sınayan pratik egzersizlerle ulaşmak mümkün olabilir.
(kaynak:beynim ve okuduğum kitaplar)
bru bru
m.ö. ykl. 412/403 – 324/320

antisthenes in ilk karşılaşmalarında hiç sevmediği hatta sopayla döverek kovaladığı, platon un “delirmiş/çılgın sokrates “diye bahsettiği, kinizmi en uçta yaşama geçiren ve gövdelendiren eski yunan filozofudur.

sokaklarda yalınayak, elinde bir fenerle erdemli bir “adam/insan “ aradığını söyleyerek dolaşan diogenes hakkında doğruluğu şaibeli sayısız öykü vardır; çoğu kibirli meydan okumaları ve küstahlığını eyleme dökebilme cesareti ile ilgilidir.

“diogenes in erdemi” adlı kitabında, menippos, diogenes in esir düşerek satıldığını ve ona ne yapmayı bildiğinin sorulduğunu anlatır.
diogenes şöyle cevap vermiştir:

buyurmak!

“sor bakalım kim bir efendi satın almak istiyor.”
my name isobel my name isobel
felsefeyi atina'ya getirip sokrates'e hocalık yapan kişidir. apollonia'lıdır.

'' altın demir değildir, demir de altın değildir ama her ikis de özdektir (materyaldir), ruh da ne altın ne demirdir ama onlardan daha az özdek değildir.''

sözleri ona aittir. buradan aslında özdekçilik felsefesini (materyalisme) desteklediğini anlayabiliriz.
kayıp ülkenin sahte prensesi kayıp ülkenin sahte prensesi
kişinin mutluluk için lazım olan her şeyi yine kendi içinde taşıyabilmesi ilkesini savunan düşünürlerdendir.
diogenes, atinada gelenekselliğe karşı bir tavır almıştır; çünkü tüm yerleşik kuralların insanın doğallığına ters düştüğü görüşündedir. ona göre sadelik kalıplaşan toplum kurallarını önemsememekten geçer.
yani, kendi kendine yetebilme ve sadelik ilkelerine dayanan yaşam tarzının öncülerindendir diogenes.
yar bana bi eğlence yar bana bi eğlence
atina sokaklarında o zamanlar için uygun davranışlar olarak addedilmeyen yemek yemek, bağırarak konuşmak ve mastürbasyon yapmak gibi faaliyetlerde bulunarak kamusal alan sınırlarını sorgulatan filozofdur.
sinoplu diyojen olarak bilinmektedir.
jouissance jouissance
diogenes'in atinalı insanları kışkırtmak, onların "insan" doğalarına karşı hayvanca bir doğanın savunusunu yaparak kültürün getirdiği yabancılaşmanın ilk örneklerinden birini gösterdiğini biliyoruz. bir tür performans sanatçısı gibi bile düşünebiliriz onu. peki ya insanlar sokaklardan çekilip oikoslarına döndüğünde neler yapıyordu diogenes fıçısının içinde? bence "insanca" davranıyordu yalnızlığında ama yine de diogenes'in yalnızlığını konu alan bir film çekilse fena olmazdı hani..
1 /