dipnot

myrmidon myrmidon
bir rapor ya da ödev yazıyorsanız sizi çileden çıkarır bu dipnot safhası. hele de dipnotlar için satır aralığı falan konusunda ek şartlar varsa o zaman çileden de öte olur, ömür törpüsü olur.
löpürgül löpürcan löpürgül löpürcan
birine işkence mi etmek istiyorsunuz? canından bezsin, sinirden elleri titresin, çaresizlikten gözleri mi sulansın istiyorsunuz? tebrikler bu anlamda en isabetli, en doğru başlıktasınız.

bir insanın önüne kitap ve makalelerden oluşan 250ye yakın kaynak koyun. 12 kişilik yemek masasını, masanın kıta sahanlığını, sahil serit cizgisini, yer yer odanın diğer kara sularını kaplasın bu kitaplar. sonra kendisine bu kitapları oku anladığını yaz, aman dikkat o cümlenin bir benzerini senden önce kuran varsa mutlaka atıf yap densin. bu atıflarda da a g e a e, eserin adının uygun dille kısaltılması, aynı yazarın farklı eserine ikinci atıf, basım evi, yayın yılı, 10 punto, eser koyu, yazar ismi açık, iç kapak, dış kapak bilgisi gibi amacını aşan kurallar dayatılsın. bakın bakalım akıl sağlığını koruyabiliyor mu? ben 97. sayfada yavaş yavaş kaybettim. şimdi 164. sayfadayım ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
thysnylmz thysnylmz
sözlüğü okuma aşamasından yazma aşamasına geçmek hayli zaman aldı. beni tanıyan birinin takma adımı öğrenmesi de bunun tuzu biberi sanırım. ama dipnot düşüyorum sayın bayan belkide bu hesap size bir yanıltmadır başka yerlerde aranmam lazım anladın sen.
imkansızınşarkısı imkansızınşarkısı
nefret ediyorum bu işten.

yeterli kaynağım olsa nefret etmem belki ama iki kaynak olunca ister istemez utanıyorsun bir safhadan sonra aynı dipnotu vermeye.

muhtemelen hocayla aramdaki diyalog şu şekilde olacak:

"-imkansızınşarkısı, hiç kaynak göstermemişsin ödevinde.
+hocam kaynak yoktu gezmediğim kütüphane kalmadı valla.(tek ayak havada bunu söylerken) bu konudaki araştırmalar çok sınırlı maalesef, benim suçum yok yani.
-bu ödevi kabul edemem.
+ölümü gör, n'olur kabul et. allah belamı versin bir dahaki daha güzel olacak."

sıkışınca ölümü gör diyen insanlardan nefret ederim, ama kafamda oluşan baloncukta kendimi başka bir şekilde savunamıyorum maalesef.
no one can hear her no one can hear her
çok kısa bir dipnotum var hayata:

kimse sonuna kadar haklı ve mutlu olmamakla beraber, tren istasyonlarındaki düş'lerinize sıkı tutunun... hayat bulduğunu kaybetmeye değmeyecek ve kin tutmaya yetmeyecek kadar kısa... çantamda küslüklere ve kırgınlıklara yer kalmadı. zira koca bir pakete fındık fıstık ve bitter çikolata doldurdum...bir de elmalı jelibon en sevdiğimden..

kendinize ,gerçeklerinize, murat'ınıza, düş'lerinize,uçağa benzeyen bulutlara ,hd ekranınıza, dostlarınıza ve hikayenize mukayyet olun...
yazmak bir nimetse okunmak çok daha güzel.
teşekkür ederim...