dışarıdan yemek siparişi vermek

myearaz myearaz
özellikle öğrenci milletinin sık sık başvurduğu bir yöntemdir. zira dolap boştur, dolu olsa bile yemeği yapacak adam yoktur, adam olsa bile mutfakta saatlerce uğraşacak zaman yoktur, zaman olsa bile kimse yarım yamalak yemek için mutfakta o kadar uğraşmak istememektedir. en kolay çözüm bir telefon ve fast food kapınızda. aç göbişlerin doyması için etkili bi yöntemdir.

(bkz: obeziteye davetiye çıkarmak)
mahesvaras mahesvaras
eğer yemek yapmakla uğraşmak istemiyorsanız veya bunun için zamanınız yoksa başvurulan en iyi yoldur. ben özellikle final sınavlarımın olduğu hafta sıkça başvururum bu yola. bazen de yemek yapmak zor gelir ve dışarıdan sipariş veririm çünkü bu en kolay yoldur; bir telefonun tuşlarına basmak yeter.

kaldığım evin bulunduğu caddenin üstünde ve eve oldukça yakın karışık sandviç, döner gibi yiyecekler yapan bir dükkan var. ben ve ev arkadaşlarım genelde oradan sipariş veririz. artık sipariş vere vere belli bir süre sonra adamlar leb demeden çorumu anlar oldular. bir gün yine sipariş için arkadaşım aradı ve adresi verirken şu caddede dedi ve ardından şu apartman derken karşıdaki adam 10. daire mi diye sordu ve o da evet abi dedi. telefonu kapattıktan sonra biz koptuk. adresi ezberlemişler artık. nasıl başardıysak bunu? bazen de durup dururken kapı çalıyor ve kapıyı açtığımda elinde bir poşetle buyurun siparişiniz diyen tanıdık yüzlü bir adam çıkıyor karşıma. iyi de abi biz sipariş vermedik ki diyorum, o da yanlış gelmişim herhalde kusura bakmayın diyor. siz uzun zamandır sipariş vermiyorsunuz bizi unuttunuz galiba demeye getirip bir mesaj mı vermeye çalışıyorlar, anlayabilmiş değilim.
ah ya neymar ah ya neymar
bana kalırsa zaruri durumlar dışında aptallık.

5 yıldan fazladır iyi kötü bir yeme içme düzenim var. eğer bir çılgınlık yapıp dışarıdan yersem direkt olarak bünye olmaz one minute diyor ve açık ve net bir şekilde tepkisini koyuyor. seri osdurmalar, ishal atakları, mide yanmaları, halsizlikler, uyuklamalar falan birbirine karışıyor. eğer acılı bir şeyse ertesi gün zıçarken dübür eyjafjallajökull'a dönüşüyor. özellikle pizza, lahmacun gibi hamur ağırlıklı şeyler sonrasında sızıp kalıyorum ve bundan haberim dahi olmuyor!

halbuse benim meşhur bir spor sonrası fırın yemeğim vardır. dana eti, domates, patates, kabak, patlıcan, mantar, acı sivri biber ve bilimum baharatları ihtiva eder, üzerinde de eser miktarda natürel sızma zeytinyağı gezdiririm. abartısız söylüyorum, ağzına kadar malzeme dolu koca bir tencereyi fırına sürer, 1 saat sonra çıktığında da spor sonrası iştahı sağolsun bir oturuşta dibini görürüm. ekmek falan kullanmam bu arada. el kadar bir hamburger bile ağzıma sıçarken, bu denli hayvani bir yemek sonrasında hem doyar, hem de en ufak bir rahatsızlık hissetmem ve kiloma da etki etmez.

işin komik tarafı içinde 500 gr taze dana antrikot bulunan bu yemeğin maliyeti 30 tl dolaylarındadır.
tyler norton tyler norton
yemek sepetinde beni mutlu edecek yiyecekler 25₺ den başlıyor. ama bir öğüne 25₺ veri̇rsem mutlu olamam.

neyse tereyağlı muhteşem bir yumurta kırıp yiyeyim.
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
evde yemek yapmakla/yapılmasıyla aynı olmayan olamayan durum. doygunluk hissi tatminden gelir. bir yemeğin sizi tatmin etmesi için ilk önce onun kokusunu duymanız gerekir. dolayısıyla dışardan yemek söylemek keyifsiz bir eylemdir.
benim kalbim temiz benim kalbim temiz
migros'ta dana antrikot 79.90, 300 gram alsanız 24 lira yapar, yanına da 2 bira alsanız. 25 de o yapar. 1 lira da pişirme masrafı deseniz 50 yapar ve milliyetçi hareket partisi yine iktidar olamaz.