dışişleri bakanlığı

1 /
böcek böcek
girmesi mi daha zor çalışması mı daha zor karar veremediğim bakanlık. dışişleri bakanlığı mensubu olabilmek için izlenecek süreç şudur; kpss'den minimum 85 almanız gerekiyor. geçen sene taban puan 88miş. kpss'nin ardından bir yada iki dilden sınava girebilirsiniz. bunlar da her birinden en az 70 almanız gereken sınavlardır. bir dilden katılıyorsanız eğer 4, iki dilden katılıyorsanız 5 sınava girersiniz. ilk sınavda türkçe bir değerlendirme yapmanız, ikincisinde türkçeden belirttiğiniz yabancı dile çeviri yapmanız,üçüncüsünde o dilden türkçeye bir çeviri yapmanız, dördüncüsünde yabancı dilde bir değerlendirme yapmanız isteniyor. ikinci dil içinse sadece o dilde bir değerlendirme yapıyorsunuz. ikinci dilden girdiğiniz sınavda 70'in altında aldıysanız etkisiz eleman oluyor, hesaba katılmıyor. ancak 70'in üstünde aldıysanız size ek puan olarak dönüyor. yazılı sınav aşamasını da geçtiyseniz sıra mülakata geliyor. 12 tane müsteşar,büyükelçi,vs nin önünde koyun gibi oturuyorsunuz ve önünüzdeki 6 zarftan konular seçiyorsunuz. her biri hakkında konuşuyorsunuz. türkçe konuşurken yabancı dilde devam etmeniz istenebiliyor. bu sınavda her bir jüriden minimum 70 almak gerekli değil, ortalama puana bakılıyor. bunu da geçtiyseniz önce alkışlıyoruz sonra da bilgilendirmeye devam ediyoruz. geçemediyseniz allahın hakkı 3 diyoruz. en fazla 3 kere girebiliyorsunuz dışişleri bakanlığı'nın sınavına. ama geçtiyseniz 7 ay civarı sürecek bir eğitime gidiyorsunuz ankara'ya. bu sırada şimdiki ücrete göre 900 ytl civarı maaş alıyorsunuz. konaklamanız,kiranız,sizden. bu eğitimin ardından tabiki bir sınav daha geliyor. bu sınav biraz formaliteymiş. kalan olmuyormuş pek. söyleyenlerin yalancısıyım. bunun ardından artık memur adayı değil, memur oluyorsunuz ve 2 yıl ankara'da görev yapıyorsunuz. 2 yıldan sonra 5 yıl yurt dışlnda çalışıyorsunuz. ülkeler ekonomi,güvenlik,vs lerine göre a,b,c,d,e diye 5 gruba ayrılmış durumda. net hatırlamıyorum ama 2 ya da 3 yıl a yada b ülkelerinde, kalan 3 ya da 2 yılda c,d,e ülkelerinde çalışıyorsunuz. sonra tekrar türkiye, 2yıl. sonrası 4 yıl yurt dışı, 2 yıl türkiye diye devam ediyor. 9.yılınızı bitirdiniz...ve fazla özletmeden bir sınav daha! başkatiplik için yapılan bu sınava da en fazla 3 kere girebiliyorsunuz. üçünde de kazanamdıysanız kaldığınız rütbeden devam ediyorsunuz. kademe ilerlemesi açısından haliyle çok önemli bir sınav söz konusu. bu sınavı başardıktan sonra da 2 yıl türkiye, 4 yıl yurt dışı devam ediyorsunuz. peki bu sırada evlenelim çoluk çocuğa karışalım derseniz ne olacak? allahın emri peygamberin kavliyle kızı/çocuğu bakanlıktan istiyorsunuz. bakanlığın onay vermediği bir evliliği yaparsanız yada bakanlıktan izin almadan evlenirseniz istifa etmiş sayılıyorsunuz. çünkü bakanlık önce evleneceğiniz kişi aileye yakışıyor mu diye bir soruşturma yapıyor. eğer müstakbel eşiniz yabancı ise uyruk değiştirip türk olması gerekiyor. ve bunu da geçip evlendiniz. yine tebrikler. eşiniz de diplomatsa ne olacak? aynı ülkede görev yapmanız çok zor. c,d,e ülkelerinde birlikte çalışabiliyorsunuz. a ve b ülkelerinde beraber görev yaparsanız bu sadece 4 yıl sürebiliyor bildiğim kadarıyla. bu arada e grubu ülkelere örnek vermek gerekirse şu an ırak bu grupta. gidip eşinizle bağdat'ta çalışabilirsiniz diyeyim ben size. çocuğunuz olduysa bir de, siz düşünün. 2 yıl, 4 yıl, 2 yıl.. haliyle amerikan ya da fransız kolejlerinde büyümek zorunda kalıyor çocuk. amerikan kolejleri de 15000 dolar civarında. fransız kolejleri daha insaflıymış, 6000 euro civarı.
çok azimliyim, hiçbirşey gözümde değil diplomat olucam diyorsanız, buyrun. meydan sizin. yine tebrik ederiz biz.
zogo zogo
osmanlı zamanında türklerin dışında her türlü etnik grubun daha çok ermenilerin ve fenerli rumların tercüme faaliyetlerini yürüttüğü bir yer olup daha sonra milli memurluk dönemine geçilmiştir. buna rağmen uzun yıllar başarıyla türk siyasi hayatında başarılarıyla ün yapan devlet bakanlıklarındandır. vatanın hakkının ve hukukunun korunduğu türk devletini dış mihraklara karşı koruyan devlet mekanizmasındaki en kilit noktalardan biridir. çünkü buradaki faaliyetlerin hepsi dış ülkeler nazarında değerlendirilmekte ve ona göre ülkemize alışılageldik tavırlar konulmaktadır. bu yüzden bu bakanlığın millileştirilmesi bi o kadar da yararlı olmuştur. eskiden daha çok tercüme faaliyetleriyle gündemdeyken artık gelişen dünya şartlarına ayak uydurmuştur. diğer bir adıda hariciye nazırlığıdır. osmanlıda dışişleri bakanı reis-ül küttap adıyla anılmıştır.
wasabie wasabie
vize konusunda herhangi bir çalışma yapmadığını düşündüğüm bakanlık lakin olan yurdumun vize kuyruklarında bekleyen ve istenen belgeler adına tc vatandaşı olduğu için gruru kırılan insanımına oluyor..
leopold leopoldoviç leopold leopoldoviç
siteleri yenilenmiş.

"hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır, o satıh bütün dünyadır." şeklinde, ahmet davutoğlu'na ait olması ihtimalinin beni korkulara ittiği garip alıntının sağ köşesine yerleşmiş olması haricinde pek bir falsosunu görmedim.

türk dış işleri bakanlığı'nın twitter hesabı da oldukça faydalı, tavsiye ederim.
leopold leopoldoviç leopold leopoldoviç
"@tc_disisleri: rt @friendsofsyria: #friendsofsyria #fmdavutoglu @a_davutoglu_eng : the mistake made in bosnia should not be made in syria."

şu twitinden anlaşılan şudur, diyorlar ki: "hacı, biz bosna'ya müdahale ederken geç kaldık, sıçtık. çabuk çabuk, geç kalmadan bi şeyler yapmalıyız hacı."

bunu da anladığım kadarıyla bizim dış işleri bakanımız diyor.
hugh hefner hugh hefner
internet sitesinde şöyle bir ifade var:

“ hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır, o satıh bütün dünyadır. „

dışişleri bakanı
ahmet davutoğlu

ben bunu feysbuk duvarıma yazmam lan.
sifoncekici sifoncekici
bugünkü israil saldırısını kınamış bakanlığımız. ben de kınadım, babam da dedem de kınadı. koskoca bakanlık benim, babamın ve dedemin yaptığının ötesine geçemiyor. orada masum insanlar ölürken benim gibi sıradan vatandaşın yaptığını yapabiliyorsa bu güzide bakanlığımız sadece laf üretiyor demektir.

sonuç olarak, kınaması yetmez, daha fazlasını yapması gereken bakanlık.
leopold leopoldoviç leopold leopoldoviç
"...güvenlik kuvvetlerinin orantısız güç kullanımı nedeniyle yakın tarihte tek bir günde çok sayıda göstericinin öldürüldüğü, 3 temmuz askeri müdahalesinden bu yana ölü sayısının binlere, tutuklu sayısının onbinlere vardığı, yaşananların bağımsız insan hakları örgütleri tarafından ‘insanlığa karşı suç’ olarak değerlendirildiği, yüzlerce masum insanın gülünç davalarla idam cezasına çarptırıldığı, siyasi partilerin, demokratik hareketlerin ve gençlik gruplarının keyfi gerekçelerle kapatıldığı, aralarında yabancıların da bulunduğu onlarca gazetecinin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan kararlarla hüküm giydiği, en temel demokratik hakların hiçe sayıldığı mısır’da, maalesef dışlayıcı ve demokrasi dışı uygulamalar aralıksız devam etmektedir.

mısır'da insan onurunu, mısır halkının iradesini ve egemenliğini ayaklar altına alan bu uygulamalara yönelik tepkilerin "içişlerine müdahale" olarak nitelendirilmesi de mümkün olamaz. içişlerine karışmama ilkesi, insan hakları ihlallerine ve mısır halkına yönelik keyfilik ve zorbalığa meşruiyet kazandırma aracı olarak kullanılamaz. konu insan hakları ve anayasal meşruiyet olduğunda, uluslararası toplumun diğer sorumlu üyeleri gibi türkiye’nin de kardeş mısır halkının en temel haklarının teminine yönelik ahlaki, vicdani ve hukuki sorumluluğu bulunmaktadır. siyasi katılımcılıktan uzak, demokrasiye aykırı uygulamalar sürdükçe mısır yönetiminin uluslararası toplumun eleştirilerinin son bulmasını beklemesi hayalcilik olacaktır.

mısır halkının demokrasi, eşitlik, özgürlük ve refah gibi meşru taleplerinin karşılanmasına yönelik samimi çağrılarımız, bu konuda somut ilerlemeler kaydedilmediği sürece devam edecektir. ülkemiz, mısır’da insan hakları ihlallerinin sona ermesi ve kardeş mısır halkının özgür iradesine saygı duyulması hususlarında bundan sonra da gerekli hassasiyeti sergilemekten geri durmayacaktır. ... "


30.09.2014 tarihli açıklama. kaynak: t.c. dışişleri bakanlığı'ndan mfa


açıklamayı okurken girdiğim trip:
dumrul dumrul
çok güzel yalan söylerler. işin ilginç tarafı şu ki herkes yalan söylendiğini biliyor ve kimse bunları skine takmıyor.

ha deseler ki "biz senelerdir bu el nusra ile kucak kucağayız ve kimse buna karışamaz" destekçileri o vakit "dik durmak"tan söz edebilirler. bunu da yapamıyorsun.

bu köylü kurnazlıkları, yalan dolan işleri, dün dediğini bugün inkar etmeler iç siyasette işe yarıyor olabilir fakat dış politikada bu metotların çalışmadığı ortada değil mi?




1 /