diyarbakır dan mı geldiniz dağdan mı indiniz

ikiguzelhareketbirden ikiguzelhareketbirden
sözlük dinamiklerinin söylenmiş bu söze gösterdiği haklı tepkiyi anlayabilirim. ancak belirtmekte fayda var ki, türkiye'de öylesine cahil kalmış bir kesim var ki -bunların bir çoğu hepimizin etrafında ve üniversite gençliğinin de önemli bir kesimini oluşturuyorlar- demet akalın'ın bu sözlerine ''puhaahaha... helal lan kadına.. doğru söylemiş valla'' şeklinde karşılık veriyorlar. ''o-ha ne diyonuz oğlum'' şeklindeki karşılığınıza ise ''diyarbakırlıların hepsi ayı değil mi lan, allaan kürtleri...'' cevabını vermekten de hiç hicap duymuyorlar.

kelime oyunlarına girmeden, dolaylı olarak anlatmadan diyeceğim odur ki; bu adamlar bildiğin sığır.

üç beyin hücresini kullanarak dile getirilmiş ''dağdan mi indiniz'' sözleri, günümüz ''türk değerlerine sözümona sahip çıkan, allah-kitap-peygamber üçlemesine hayatta laf söyletmeyen ama bu konuda incir çekirdeğini dahi dolduramayacak bilgi-birikime sahip olmayan, esprikli, güya duyarlı, hafiften tepkili koyun güruhu'' gençlerimizin bir yansımasıdır. burda demet akalın'a kızmak yersiz olmasa da, çok mühim değildir. asıl ağızlarına ağızlarına vurulması gerekenler ona bu sözleri söyleme cesaretini veren sözügeçen gençlerdir.
duny duny
yaşanmış olay:

bir adam var diyarbakırlı..
türkçeyi romanlardan öğrendiği için ve çok kitap okuduğundan olsa gerek tanıdığım herkesten iyi türkçe konuşur.
ama az konuşur..
siyah gözleri ve yüreği kocamandır.
o siyah gözlerinde her zaman bir parlaklık ve zafer vardır.
ilkokulda türkçe öğrenmek, dersaneye gidememek, öss'ye girmek, itü'yü kazanmak
olanaksızlıklar içerisinde olanak olmak.
kurmak ve yapmak fiilinin yürüyen hali.
odanın bi tarafında kitap okur sessizce bazen
o bazı anların birinde işte bu demet akalın isimli şahsiyet sesi kısık tv'de belirdi..
konserinde bir grup gence "diyarbakırdan mı geldiniz dağdan mı indiniz" diyordu.

cümleyi duyar duymaz bizim diyarbakırlıya baktım
kafayı kitaptan kaldırdı 1 saniye falan tv'ye baktı
gülümsedi..
ve kitabına devam etti.

dejenerelik ve yozluk içerisinde kaybolmuş bünyelerin, kendi çaplarına yakışır şekilde insanları hor görmelerine takılmadan ama bu durumu kabul de etmeden yoluna devam etmek, en büyük erdem ve dirençlerden biri olsa gerek.