dna

2 /
poppy poppy
bundan 2-3 sene önce izmir'de çeşitli yerlerde sahne alan ancak sonra gözden kaybolan rock grubu. 'uzakta olsamda' diye çok güzel de bir parçaları vardı oysa ki..nerdeler acaba?
zeus zeus
"o deilde kantır oynanır head shot atılır köprü altında sotaya yatılır duyrulur"

dna'dan inciler, bölüm 4. kısım 3. (susturuculu)

edit: harbiden dedikleri çıktı bu kutsal kitabın..
ben de öyle biliyordum ben de öyle biliyordum
daha önceden tanışmışlığımız vardı ama bu kadar sempatik olacağını zannetmiyordum. yemek masasında karşısına oturmaktan önce biraz korktuysam da sonradan alışıyor insan. acaba kendisinin hiç sezercik filminde oynamışlığı var mıdır?
geceninpencesi geceninpencesi
henüz 7 saat önce tanıştığım çok sıcakkanlı pek bi hoş sohbet 3. nesil yazar. ayrıca klavyeyi kullanma hızına da hayran kaldım doğrusu. öyle ki ben tuşlara rastgele bassam yine de bu kadar hızlı basamam.
head trıp hero head trıp hero
an itibariyle radyo programıyla fazlasıyla ilgimi çekmiş kalbimi kazanmış yazar ve dj dir, whitesnake de çalacaktır sözü vardır

edit: an itibariyle çaldı bitti, başarılı dj dir fakat benim bağlantıma fazla gelmiştir.. tüh
blondie blondie
radyo yayınını daha evvel dinlememiş olmakla beraber ilk açışımda my dying bride - roads u duyaraktan tribe girmeme sebep olmuş yazar,insan kişisi. güzel gidiyo vala program,ailecek severek dinliyoruz (ben ve içimdeki blondieler)..
kızkurusu kızkurusu
çift iplikli bir helikstir.adenin ve guanin purinleri ile sitozin ve timin pirimidinlerini ihtiva eder. deoksiriboz şekeri içerir. ökaryotik hücre kromozomlarında, fajlarda, bakterilerde ve virüslerde genetik materyali oluştırur.
ali kamber ali kamber
canlının biyokimya düzeyindeki işçilerini, proteinlerini kodlayan molekül. bu molekül bilgisayar programlarımızı ve verilerimizi kodlayan bir-sıfır dizileri gibi bir ayrık değerler dizisini barındıyor. herkes biliyor bu analojiyi. abartırsam ne çıkar, onu merak ediyorum ben.

bilgisayar programları sıradan dosyalardır bildiğiniz gibi. çalıştırdığımızda işletim sistemimiz bu dosyaları belleğe yükler, oradan da işlemciye gönderir. bellekteki bir-sıfırlar işlenebilecek özel kodlara denk geliyorlarsa işlenirler, gelmiyorlarsa hata yaptıklarına karar verilip bellekten atılırlar; en azından bizim işletim sistemimizde böyle olduğunu varsayalım.

şimdi bir program hayal edelim ("replicator.exe" koyalım adını da): bir kere belleğe yüklenince, kendisinin bir kopyasını belleğe yükleyip çalıştırıyor. tek yaptığı bu. çalıştıralım. hemen bir kopyası çıkacak ve çalışacak. kopyası da çalışır çalışmaz aynı işi yapacak. her kopya yeni bir kopya yaratacak. bir yerde belleğimizin daha fazla programı barındıramayacağını görmek zor değil. bellek sonsuz değil ya! demek ki eğlence ve analoji için işletim sistemimize bir program öldürme mekanizması eklemeliyiz. şunu öneriyorum: belleği kiralık yapalım. programlarımıza başta sabit bir kredi verilsin ve çalışma sırası onlara geldiğinde kapladıkları bellekle orantılı olarak ücret alalım. kredisi biten program bellekten atılsın. yani ölsün. işte şimdi bellekte dönüp duran bir sürü replicator.exe'miz oldu.

oldu, ama ilginç bir şey olmadı. çünkü analojide büyük bir "eksiklik" var: her şey mükemmel çalışıyor. ister işletim sisteminde, ister işlemcide, ister bellek yollarında bir değişiklik yapın, hatta isterseniz bilgisayarı kozmik ışınlara maruz kalabileceği bir yere yerleştirin; yeter ki yaratılan kopyalarda arada sırada hata olmasını sağlayın. şimdi ne olacak? replicator.exe'nin ister istemez yeni versiyonları oluşacak. bu versiyonlar şu üç durumdan birinde olabilir:

i) kopyalama da dâhil tüm işlevleri korunmuştur. en azından bazı durumlarda kendini kopyalayabilir.
ii) kopyalama dışındaki işlevleri değişmiştir. en azından bazı durumlarda kendini kopyalayabilir.
iii) her durumda kendini kopyalayamadan ölür.

işletim sistemimizi kusurlu hâle getirmeden önce tek bir versiyonumuz vardı. şimdiyse bazı kopyalamalarda yeni versiyonlarımız oluşacak ve bunlar üç durumdan birinde olacak. açık ki; üçüncü durumdaki bir versiyon kopyasını yaratamayacak, harcadığı bellekle orantılı bir sürede ölüp gidecek. üçüncü durumda olup da uzun vadede gözleyeceğimiz bir versiyon olmamalı! iki nesil süresince yaşayan tüm versiyonlar ilk iki durumdan birinde demektir.

güzel. rastgele bozulmalara rağmen belleğimiz hâlâ kendini kopyalayabilen programlarla dolu. mükemmel durumdan farklılık ise şu: yeni versiyonlar oluşabilir. kısır bırakan mutasyonları bir kenara bırakabildiğimize göre (kopyalanamıyorlar, bize ne?), kısır bırakmayan mutasyonların yapabileceklerine bakalım. programın boyutu azalabilir mi? neden olmasın. aynı işi yapan, ama daha az bellek harcayan bir versiyon, daha çok bellek harcayan versiyonlardan daha uzun süre yaşayacak demektir. eğer böyle bir versiyon türerse, kendinden uzun boyutlu tüm versiyonların yavaş yavaş kayboluşuna şahit olacaktır. daha da kısası çıkarsa bu versiyon da yavaş yavaş kaybolur. daha kısa kodla kopyalama işini yapmak giderek zorlaşacağından ideal uzunluktaki koda asimptotik olarak yaklaşılacağını kestirebiliriz.

ama her şey bu kadar kolay olmasın! dandik işletim sistemimiz, diğer programların işleyişine müdahale etmenize izin versin (abarttığımı sanmayın, windows me'ye kadar işler böyleydi). böylece bir program bellekteki bir başka programı bozup bellekten attırabilir, kendi çocuklarına barınacak bellek sağlayabilir. bu savaşçılık "geni" hızla yükselişe geçecektir. çünkü savaşçı olmayanlar hem öldürülme tehlikesi altındadır, hem de kısıtlı kaynaklarıyla çocuk yapmaya çalışmaktadırlar. savaşçılar da öldürülme tehlikesi altındadır, ama çocuklarına kaynak sağlayıp çoğalabilirler.

daha eğlenceli bir versiyon şu işi yapabilir: kendisini kopyalayan küçük kodu, diğer programların içine koyar çaktırmadan. böylece kendi kredisini tüketip ölse bile, başka programların kredilerinden çalarak kendini kopyalatabilir. evet; parazit genlerden bahsediyoruz. parazit taşımak masraflı olduğundan parazite karşı dirençli programlar ortaya çıkmaya başlarsa şaşırmayız. her silahın, savunmasını doğururduğu böyle bir ortamda şu anda oturduğumuz yerden hayal bile edemeyeceğimiz gariplikte versiyonlara sahip olmamız neredeyse kaçınılmaz olur.

işte dna'ların oyunu da bunun gibi. çok daha karışık bir oyun alanları var sadece. ve tabii ki nicelik de önemli: yukarıdaki mutasyonların pek çoğunu binlerce yıl, milyarlarca nesil geçmeden göremeyebiliriz. dna'nın uğradığı mutasyonlar ise nereden baksanız üç milyar yılın, milyar kere milyar (kere milyar kere milyar?) neslin ürünüdür. önemli ortak nokta ise şu: işleyişi bilen bir insan, programların biraz biraz değişerek hayatta kaldığına şaşırmaz; ortaya çıkan programların ürettiği çözümlere şaşırır. benzer şekilde kestirilemez olan, ilginç olan dna'ların milyarlarca yıldır kendilerini kopyalatmaları değil, kopyalatırken ürettikleri çözümlerin güzelliğidir.

(bkz: evrimsel programlama)
(bkz: genetik algoritma)
şimdi ben ne desem şimdi ben ne desem
klasik müzik bilgisi çok büyük olan ve paylaşmayı seven bir yazar. ayrıca teknoloji özürlü olmam nedeniyle defalarca sorularıma yanıt vermiş,link göndermekten bıkmamış sabırlı bir derviş. bir zirvede karşılaşmak dileğiyle.
commensalist commensalist
çift helezonlu yapı aslında bir nevi emniyet önlemi gibi bir şeydir. eğer yapıda bir bozulma varsa kanser olursunuz, olabilirsiniz. (çok iddialı değilim bu konuda.)

olay şudur. bizim sevgili hücrelerimiz öyle kafalarına göre mitoz yapmasınlar ve birbirlerini tanısınlar diye bazı duyargalara sahipler. kendilerine glikolipid deniyor yamulmuyorsam. protein yapıdalar. daha da açarsak görevini bu zamazingoların; efendim ciğer hücresiyse ciğer hücresi olduğunu bilsin, anarşik anarşik durmadan mitoz yapmasında ur olmasın diye varlar.

bir üstteki paragraftan hatırlarsanız protein yapı dedim. bu nasıl bir öneme haiz?

efendim her hücre kendi proteinini kendi sentezler. yani ohh et, yumurta yedim negzel protein falan diyorsanız avcunuzu yalayın vücudunuz onları yapı taşlarına ayırıp kendine göre yeniden yapıyor. protein sentezinin olayı da şu. hücreler proteinlerini dna şifresinden sentezler. dna mrna vasıtasıyla ribozoma malzemeleri yazar o da kabartma tozu vanilya falan katıp proteini sentezler.

işte işin kilit noktası burda, eğer dna nın çift helezonlu yapısında karşılıklı olarak nükleotidler koparsa, sıçtığınızın resmidir. çünkü oraya ne geleceğini bilmek mimkin değildir. şematik olarak;

a||t
a||t
g||s bu arkadaş sağlıklı,
s||g
t||a

------------------------------------------

a||t
a||t
- ||s bu arkadaşta bazı nüklotidler gitmiş ama karşılarına ne
s ||g geleceği belli.
t ||

-------------------------------------

a||t
-||-
g||s bu arkadaş sıçmış. without a trace!!!
-||-
t||a
3 top çikolatalı dondurma 3 top çikolatalı dondurma
bir dna zincirinin sahip olduğu proteinler birbirlerine hidrojen bağıyla bağlı olmasına rağmen sarmal yapıda olmasından ve hidrojen bağlı kısımların iç tarafta kalmasından dolayı başka bir hidrojen bağı taşıyan ve vücudumuzda çokça bulunan bi madde olan suyun içinde çözünmeyen hede. başarılarının devamını diliyorum.
2 /