doğru ahmet

easy company easy company
mesut çakarlı'nın canlandırdığı kişilik. 'önce sola, onra sağa, sonra tekrar sola' diye bilmiş bilmiş akıl verirdi bay yanlış'a. sinir olurdum. ulan sen kimsin baban yaşındaki adama akıl veriyosun. çocuksan çocukluğunu bil. saygılı ol azcık. bir de gıcık bir sesi vardı. eminim 80 kuşağı nefret ediyor bu tiplemeden.
tori tori
herşeyin doğrusunu bilmek ve kazık kadar adama ukalalık yapmakla yükümlü kimse.
kendisi aslen gargamel tarafından insan suretine sokulup trt binasına bırakılan bir şirindir. ses tonu gölüklü şirin olmasına ihtimal vermemize yol açar
babykaos babykaos
yine yanlışsınız bay yanlış repliğini kafamıza kazımış, siyah önlüklü, akıllı uslu, kendinden şühpesi olmayan çocuk.
gerçek şu ki, bir nesil karşıya geçmeyi ondan öğrenmişizdir.

-önce sağa sonra sola..
+yok yaa, önce sola ..
- hayır hayır sağa diyodu ahmet!
+soldu kızım, bak akşam çıkar seyret
-neyse hadi koş yol boşaldı çabuukk!
eleanor eleanor
çocukluğumu yiyip bitirmiş, böyle sorunlu bir tip olmama neden olmuş karakter.sen özal döneminde büyü, karşına model olarak tv den doğru ahmet çıksın. hala karşıdan karşıya geçerken hiiiç araba olmadığını bilmeme rağmen "önce sola,sonra sağa, sonra tekrar sola" bakıyorum. dayanamıyorum. allah cezanı versin doğru ahmet ne diyeyim !!
ultrasonick ultrasonick
zevk vermeyen çoramık bir karakterdi doğru ahmet. sası bir tadı vardı.. hayatı düz bir çizgi üzerinde ilerleyen renksiz bir kişilikti doğru ahmet.

bay yanlışın adı bile yok.. sıfatı var sadece. yanlış!

halbuki dört tane bay yanlış bir araya gelse bir tane doğru ahmeti harcar.. yer bitirir.

bay yanlış ne yapsa o çok bilmiş gözlüklü şirin edasıyla bir kenardan çıkar gelirdi "doğru ahmet". "yine verdim ayarı" der gibi, "yine yanlışsınız bay yanlış" diye lafa başlardı.

aslında doğru ahmet kameralara ne kadar dua etse azdır. normalde kameralar olmasa oracıkta ağzı burnu kırılacak kadar sinir eder adamı doğru ahmet. ağzı burnu kırıldıktan sonra kulağına eğilip; "yanlış yaptın ahmet" demek gerek.. ki şirinler bunu gözlüklü şirini vadinin öteki tarafına uçurarak yapıyordu zaten.

neyse..