doğu batı sentezi

1 /
battal boy cekirge battal boy cekirge
fantezi müziğin ülkemizde yeni yayılmaya başladığı yıllarda bu türü icat eden şarkıcı kitlesinin yaptıkları şaheseri anlatırken bol bol kullandıkları tanımlama cümlesi.
chrystal chrystal
mozart'ın türk marşı diye bilinen rondo alla turca adlı eserinde gayet başarıyla gerçekleştirmiş olduğu şey. ( başarısız olması zaten anormal olurdu) mehter marşı etkileri açıkça görülmektedir.
wondrous wondrous
bu sentez, hedeflenen ideanın aksine, yalnızca batının çürümüşlüğü üzerine fes takmak şeklinde vuku bulagelmiştir.
calm of desolation calm of desolation
doğunun yeniliğini batının gelenekselliği ile birleştirilmiş durumunu 2 hafta önce bir gece vakti salonda babamla yaşadım. viski içen baba, rakı kültürünün vermiş olduğu alışkanlıkla meze olarak beyaz peynir kullanıyordu. ne bilsin viskinin adabını adamcağız. senelerdir rakı kültürü var. bence doğu batı sentezi bu olsa gerek.
sarıpapatya sarıpapatya
büyük iskender'in de uğraşıydı. bu bağlamda askerlerinin ve adamlarının 'persli' kadınlar ile evlenmesini öğütlemiştir. günümüzde ise bu sentez konusu farklı farklı dönemlerde ve mecralarda devam etmektedir.
clitor eastwood clitor eastwood
bilinen haliyle bunu ilk deneyenin büyük iskender olduğu doğrudur. zira ondan önce doğuyla batının bir araya gelmesi bile hayaldi, doğudan çıkan çok kişi batıya varır, batıdan çıkıp doğuya giden biri kaybolur, bir daha dönmezdi genelde.

babası 2. filip, iskender'in eğitiminin bir kısmı için aristoteles'i çağırdığında, çok iyi anlaştılar. iskender adap, edep, felsefe ve hitabet öğrendi. ama ayrı düştükleri çok önemli bir mevzu vardır: aristoteles doğuluların barbarlıklarının değiştirilemeyeceğini, çoğunun hayvandan farksız olduğunu ve eğitilemeyeceklerini savunurken; iskender bunun mümkün olabileceğini, kültürel zenginliklerinin geliştirilerek modernleşebileceğini savunuyordu. bu görüş ayrılığı, öğretmenle öğrencinin de arasını açtı. bazı önemli mevzular hariç konuşmaz hale geldiler.

iskender'in genel itibariyle helen kültürü konusunda başarısız olmasının sebebi, kimsenin doğunun bu kültürü alıp alamayacağının siklemiyor oluşuydu. hepsi para kazanmak, ölmeden eve, makedonya'ya, pella'ya dönmek istiyordu sadece. ve iskender, hem geçmişin intikamını almak, hem de kimsenin görmediği ve görmek istemediği bir şeyin hayaliyle, yanında 37 bin kişilik ordusuyla m. ö. 336 yılında, hiç dönmemek üzere pella'dan ayrıldı.

fetihler fetihleri kovaladı, yollar da yılları. iskender dehasıyla hindistan'ın hydaspes nehrine kadar gitmiş, çok şey kazanmış, çok şey kaybetmişti. asya bozkırlarına yeni öğretmenler getirmiş, kanunlar uygulamış, komutanları ve kendisi başta olmak üzere doğu-batı evlilikleri yapmıştı. helen kültürü gelmiş, aslında güzel de işlemeye başlamıştı.
ama bir kültür veya eğitimin sindirilip kabullenilmesi için güç kadar çok önemli iki şey vardı: zaman ve istikrar.
bu kültür yaşanmalıydı. insan, alışmak için yaşaması gereken, kabullenmesi için sindirmesi gereken bir varlıktı. ama iç huzursuzluklar ve iskender'in m. ö. 323'teki ölümü nerdeyse her şeyi yıktı. komutanlar orduyu böldü, aralarında savaşmaya başladı. kültürü sikleyen ve yeni yarınlar düşleyen tek adam da ölmüştü nasılsa.

öldüğü gün, kendi vatanı pella'da ve doğuluların melun diye lakap taktığı iskender'in yaşamını yitirişi bayram niyetine kutlandı. çünkü elini taşın altına sokmuş, yenilik yaratan bir adam kimse tarafından anlaşılmaz, dolayısıyla sevilmez.
insanlar oluşabilecek şeyleri göremezler, zira huzurları bozulsun istemezler. bu yüzden de dünya bu tarz harika ama insan yüzünden başarısız olmuş girişimlerle doludur.

iskender bir son bulana kadar gitmek istedi,
ve bu son onun sonu oldu.
pella'dan ayrıldığı gün geri dönmeyeceğini biliyordu, hazırdı.
ama bırakmadılar.
4
1 /