doppler

mor sümbül soğanı mor sümbül soğanı
norveçli yazar erlend loenun üçlemesinin ilk kitabıdır. her şeyde başarılı olan doppler, ormanda bisiklet sürerken bir kaza yapıyor ve hayatını sorgulamaya başlıyor. o günlerden sonra evini terk edip ormanda yaşamaya başlıyor. bir geyik yavrusuyla arkadaş olup onunla kart oyunları oynuyor.

kitap netliklerle dolu ve ben kesin, net ifadeleri çok severim. ("babam öldü. dün bir geyik avladım." diye başlıyor kitap. insanın yaşı kaç olursa olsun bir çırpıda "babam öldü." diyecek kadar net olmasına hayranlık duyuyorum.) okurken kimi yerlerde bir hayli eğlendim. doppler'in absürt hallerini, takası yeniden canlandırması gibi fikirlerini sevdim. okura edebi anlamda çok şey kazandırmasa da keyifli, çarçabuk biten kimi yerlerde düşündüren bir kitap. diğer iki kitabı okumayı dört gözle bekliyorum. sanırım ikinci kitap pek güzel yorumlar almamış. yine de bekliyorum.

"yavrunun adı babamın anısına bongo olacak, ormana dönmek için yola çıktığımda aklıma geliyor. babamın adı bongo değil ama yavrunun adı, onun anısına bongo olacak. insan bazen bu tür çağrışımlara açık olmalı."
godotyubekleyen godotyubekleyen
doppler insanları sevmeyen biri ama şahsen ben kendisini çok sevdim.
her anlamda başarılı bir adam doppler. başarılı bir iş adamı, başarılı bir eş, başarılı bir baba vs. vs. bu "başarılı" sıfatından kurtulmak istiyor.
babasının ölümünün ardından bisiklet kazası sonrası gözlerini açtığında kendine ve çevresindeki olup bitenlere karşı bir yabancılık hissediyor, en önemlisi yakın zamanda ölen babasını dahi tanımadığını farkettiği zamanlar çok dramatikti, etrafımızdaki insanlar sadece göründükleri kadar değil, doppler'in babası da öyleydi. burda sabahattin ali'ye kulak verin "niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkinda söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldigimiz insan hakkinda son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?" doppler sonrasında ormana yerleşerek sistemin bir parçası olmayı reddediyor, doğaya dönmek için mücadeleye giriyor. tüm bunları anlatırken absürt bir dil kullanıyor. insana özgü kötü sıfatların sadece norveçlilerde olduğunu düşünerek farklı ormanlara yol alıyor. kitabı doppler'i alırken bunu beğenirsem ikincisini de alırım demiştim, bu kadar beğeneceğimi bilsem alırdım.
7