downsizing

zeus zeus
firmaların ekonomik performansı arttırmak için uyguladıkları bir yöntemdir, firmanın kaba tabirde küçültülmesidir..genelde iş gücünün azaltılmasıyla (eleman çıkarılarak) gerçekleştirilir ama modern iş dünyasında onlarca uygulaması mevcuttur..
may the force be with you may the force be with you
the office s01' de çokça duyduğumuz, şirketlerin birilerinin işten çıkarılması pahasına kar marjlarını stabil/artan çizgide tutmayı amaçladıklarında gerçekleştirmekten kaçınmadıkları eylem. sanırım yıllar önce çocuklar duymasın adlı dizide de böyle şeyler vardı.
diren bonibon diren bonibon
2017 yapımı başrollerinde matt damon, christoph waltz ve hong chau oynadığı yönetmenliğini alexander payne'nin yaptığı tırt drama/sci-fi filmi.

uzun zamandır konusu bu kadat ilginç bir film görüp heyecanlanmamıştım. yani ana fikir aşırı başarılı ama işlenişi o kadar kötü ki ne izledim ben aq şimdi hissini üzerimden atamadım. aşağıda filmi özetleyeyim dedim ama yoruldum. izlemeyin aq.

spoiler

norveç'te insanları 12 kat küçültebildikleri bir yöntem buluyorlar. amaç insanın yarattığı çevre kirliliğini azaltmak ve iyi bir dünya yaratmak. aşırı mantıklı. yeni koloniler kuruluyor. üstelik paranız orada hayvan gidi değerli. misal ana karakterimiz ve eşinin 150 bin doları küçülünce 12 milyon dolar ediyor. herkes lüks yaşama düşüyor müthiş.

sonra gelişime kısmı geliyor. adamın karısı kazık atıyor küçülmüyor, boşanıyorlar bizim eleman sefil hayatına küçük olarak devam ediyor. sonra çılgın komşusu ile tanışıyor. falan. anlatırken yoruldum. hep bir şeyler oluyor ama o kadar anlamsız ki.

vietnamlı aktivist ile koloni dışındaki fakir hayatları görüyoruz. sonra norveç'e gidiyorlar. oradakiler de kafayı yemiş. sonra kendilerine sığınak yapmışlar. oraya taşınmaya karar veriyorlar neymiş sonu gelecekmiş dünya'nın. sonra film bitiyor. asjdasd

arada ana karakter vietnamlı aktiviste çakıyor falan. bu konu hakkında yapılan yorum iyiydi. vietnamlı kadına göre 8 tür çakmak varmış. (çakmak diyorum çünkü fuck diye bahsediyorlar direkt) bunlar; aşk seksi, nefret seksi, ayrılık seksi, barışma seksi, sarhoş seksi, dost seksi, acıma seksi ve sadece sevişme seksi.
sophielerce sophielerce
(bkz: alexander payne)

bilim kurgu dram olarak geçiyor film, fekat bendeki algısı böyle değil. gerçi son dönemde film izlememdeki artışla beraber, film klasifikasyonlarının da yetersizliğini bünyem bolca hissetti.

filmin ımdb si çok düşük olmasına rağmen oyuncuların güzelliğnden ya da alexandercımdan dolayı izledim. biraz bakındığım kadarıyla bayaa bir tepki var filme yok efendim başını, ortasını sonunu beğenmedim vs şeklinde.
şöyle ki, film 2 sa 15 dk, şahsımca 1 sa 40 dk lık bişey olsa olurdu, güzel de olurdu 'bence'. ama yine olmuş mu, olmuş. yani ilk yarıda bohem melankolik tanıdık ama sevdiğimiz tarzda bir film izleyecekmişiz gibi bir hissiyata sürüklüyor, lakin ikinci yarı bambaşka. o motivasyonda izlemek isteyenler için uygun olmayabilir; lakin, yaşadığımız boktan hayatın da hergün doğru ya da ters orantıda gitmediğini, alacalı bulacalı olduğunu, çılgın bir romantizm beklerken anormal akademik olduğumuzu ya da akademik olmanın dibindeyken deli bir romantizme boğulabildiğimiz bir hayat yaşadığımızı düşünürsek; bu film çok da 'yaşadığımız hayattan bir kuple' bence.
yani tabi, fantastik filmin neresi senin hayatının tam neresinde ameka da denebilir o da bi olasılık, ama generalize edince, çok hoş, naif, tavsiye edilebilir filmler skalasında yerini almış bir payne filmi diyebiliriz.