dumur anları

1 /
5e8a 5e8a
insanın başına geleceğine ihtimal vermediği anlardır.
1,5 ytl olan pilav ayran yemeğe bayılıyorum. nerde görsem durup yerim. pek hijyenik olduğu söylenemez ama benim de böyle bi dezavantajım var.

gördüm pilavcıyı, çektim sağa, "ver bi pilav, bi ayran" dedim.
"abi ayran bitti şu karşı kahveden koşup aliim" dedi, "ok" dedim.

işte tam bu sırada iki adet zabıta gelip "pilavcı çek arabanı" demez mi?
ulan kılığımın pilavcıya benzetildiğine mi yaniim, durumu açıklamaya mı çalışiiim demeye kalmadan, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumun farkında olan zabıta abilerimin üstelemeyerek yürümeye devam etmesi üzerine "yok ben pilavcı diilim" bile diyemeden dumur olmuş vaziyette kalakaldım.
drummy drummy
şöyle ki;
(yasal uyarı: bir miktar küfür içerir.)
sabah kalkılır, her gün yapıldığı gibi okula gitmek için evden çıkılır. e-5 çağlayan durağında inilerek okula bir hayli kestirme olan patikaya girilir. patikada güzel güzel yürünür ve bir yerde her gün aynı yerde gördüğünüz, kesilmiş bir ağacın köküne oturmuş bereli yaşlı amca görülür. her gün aynı yerde aynı saatte. "bir sıkıntısı var bunun ya hadi neyse" diye düşünülür fakat fazla üstünde durulmaz.
bu gün yine geçtim o patikadan. yine o bereli yaşlı amcayı oturur gördüm orada, 20 metre mesafeden. nedense biraz dikkatli bakasım geldi ve elinde salladığı bir şey olduğunu gördüm. ilgimi çekmedi değil. bir kaç metre yakınlaşınca elinde bir şey 'sallamadığını', ritmik ve hızlı hareketlerle ileri geri hareket ettirdiği dikkatimi çekti. üstelik dik dik de bana bakıyor.
aklıma ilk gelen şeyin absürdlüğünden (bilmem sizin de aklınıza o mu geldi) "yok canım daha neler! ne kadar fesatsın drummy, güpegündüz, üstelik insan içinde! daha neler." diye geçirdim içimden.
bir yandan yürümeye devam ederken bir yandan da aklımı kurcalamıyor değildi. olabilir miydi lan?!
tam yanından geçmek üzereyken, ki burada şunun altını çizmeliyim, böyle bir gerçekle yüzleşme ihtimalinin olması pek bir etkiledi kalp atışlarımı, şöyle bir göz atayım dedim
atmaz olaydım! puhh
evet bildiniz!
ihtimal vermiş olunsa da emin olmak ve aynı zamanda parçacığı görmek o muhteşem dumur anıydı işte.
devamında şöyle bir konuşma geçti kendi aramda
+ tuu allah belanı vermesin lan manyak herif! pörsük godoş
- ya kızım belli ki mental bir rahatsızlığı var. azıcık aklı olsa yapar mı bunu şuracıkta
+ koş drummy! kaç kızım. tabanlara kuvvet. kimsecikler de yok etrafta. maazallah!
- yazık lan adama, kim bilir ne delirtmiştir bunu böyle.

tam bu sırada, ki tam önünde bulunuyorum, seyislerin ata seslendiği gibi bir ses geldi. "nt nt ntt" (ne benzetme ama) bana sesleniyor vatandaş.
+allaahhh beellaanı verssin domuuzz! at mıyım lan beenn?! ibneye bak bir de bakmamı istiyor puuuu!! o.ç! pis moruk, senin fantezilerini s**eyim (dedim içimden)
koştum kaçtım oracıktan

ya o ya ben kardeşim. o patikada sadece ikimizden birinin geçiş izni olacak.
three hours three hours
yaşanmış diyalogtur:

ben: bana kahve ısmarla!
*: hee oldu. dişleri kim topluyo sonra?
ben: diş???

alakayı kurabilene kadar (ki gerçekten varmış bir alaka) dumurdan dumura koştum...
shira shira
kulaklıkları kulağında,son ses müzik dinleyerek hoplaya zıplaya vapura yürüyen arkadaşın üzerine havlayan labradora canhıraş bi biçimde "fuck you" diye böğürmesi.
fonden fonden
bir erkeğin bi kızla tanışmak isteyipte dumur olduğu ana bir örnek:
-merhaba tanışabilir miyiz?
-ben tanımadığım insanlarla tanışmam.
maia maia
bilkent'te güzel sanatlarda bir konferans çevirirken fransızlardan birinin türkçe konuşması ama adamın normal türklerin 7 katı bir hızla türkçe konuşması nedeniyle hangi uzmanı anlatttığını anlamamak, "he is the..." dedikten sonra kendinden bahsettiğinin farkına varmak. "correction. i am the..." şeklinde düzeltmek, katılımcıların kabine bakıp "ahaha o kadar fransızca çalıştırdık sana, ama isimleri karıştırdın di miii?" der gibi bakmaları.
karışmasınkimselerbana karışmasınkimselerbana
arabayla 10 yaşındaki kardeşi okula bırakırken (ki araba sadece kardeşe şöförlük yapılsın diye bana verilmiş) kırmızı ışıkta durup geçilecek yolun ortasında köpekleri görmek.. hayır hayır çiftleşen köpekleri görmek.. hayır olamaz sırayla tek bi dişiyle çiftleşen 5 köpeği görmek.. sonra kardeşe sen küçüksün sen bakma demek.. geçerken köpeklerin hiç istifini bozmayıp yolun ortasında devam etmesi üzerine iyice dumur olmak hatta gittikten sonra dikiz aynasından (ki bu aynanın adı ilk defa yapılan işe uyumlu oldu) köpekleri dikizlemeye devam etmek... vızır vızır geçen arabaların ortasında peydahlanan köpek yavrularını düşünmek..
ee daha nolsunki
kelebekler kayısı yemez kelebekler kayısı yemez
arabayla proje için fabrikaya gidilirken göze kirpik kaçar..önde yolcu koltuğunda oturan arkadaştan aynayı çevirmesi istenir...arabadan bihaber olan arkadaş gayet sakince dikiz aynasını çevirir..bir de oldu mu diye sorar..
fonden fonden
gece eve gelinir ve sevgili babanın televizyonun sesi sonuna kadar açıkken,karşısında uyuyakaldığı görülür.hemen akabinde korkmasın diye yavaşça;
-baba!
denir.herhangi bir tepki alamayınca biraz daha ses yükseltilerek;
-babaa!
denir.horultunun daha da arttığı farkedilince iyice bağırarak;
-babaaaa!
denir.ha bu arada acaba dürtsem mi diye düşünülür ama ne kadar korkarak uyandığı hatırlanınca vazgeçilir.arka arkaya;
-babaaa
-babaaa
-babaaa...
feryatlarından sonra son çareye başvurulur.kumanda güzelce alınıp bangır bangır bağıran televizyon kapatılır ve anında babanın gözleri açılır.sanki saatlerdir televizyon izliyormuşçasına noldu niye kapattın denir.işte o an dumur anlarının en alasıdır.haa!gerçi babamın dikdörtgen bir masanın köşesine kafasını koyup güzelce uyuduğu anlar yok mudur?vardır.
yorgun pijama yorgun pijama
mesela ;

bir arkadaşım beraber olmaya başladığı hatun tarafından terk edilir. hatun terk etme sebebi olarakta kanser olmasını gösterir. gel zaman git zaman aynı okulda olduklarından bizim cengaver uzaktan uzaktan hatundan hoşlanmasını sürdürür. günün birinde de cengaverimiz hoşlandığı hatunu başka bir çocukla görür. tam anlamı ile içine oturur. çocuğun kim olduğunu araştırmaya başlar ve çocuğun sınıf arkadaşı ile yaptığı konuşma ( aklımdan kaldığınca )

cengaver : ya abi bu hatunun yanındaki çocuk kim?

sınıf çocuğu : ya boşver cengaver. sen takılma onlara. çok iyi bir çift oldular ve okulda herkes onları çok seviyor.

cengaver : alla alla. neymiş bunun sebebi?

sınıf çocuğu : senin hatun kanserdi ya.

cengaver : eeee

sınıf çocuğu : o çocukta kanser.
zahidem gurbanımov zahidem gurbanımov
insana şaşırmayı hatırlatan olaylardır.

kavşaktan karşıya geçiyorum. kulağımda across the stream çalıyor, kafam yerinde değil, zaten yeni uyanmışım. yavaş yavaş yürüyorum. ışığa bakmamışım bile. niye mi? çünkü bildiğin deniz kenarında yürüdüğümü sanıyorum o anda ben. böyle dalgalar vuruyor ayaklarıma falan. ayaklarımı hissetmiyorum. meğer ankara'da caddenin ortasındayım. küfür gibi bir korna savuran araba kıçımı santimle sıyırınca anladım ben bunu. sonra da far önünde kalmış tavşan gibi bakındım yol ortasında.
hayalgücümün tüm dünyamı yönetmesinden korkuyorum sözlük. ölücem bok yere.
imamınabdestsuyu imamınabdestsuyu
aksaray civarında tramvayda sakince giderken,pantolonunu ve de donunu indirmiş amcamızın kıçını caddeye vererek sıçma girişimine tanık olmaktır.yurdum insanı,bezmiş..
kötüböcek kötüböcek
yer : samsun
içinden mi: evet merkezden
tarih : 25/06/2009
fatsa dönüşü samsun'a kahvaltılık birşeyler almak uğradık, girdim pastaneye,
b-su böreğinin kilosu kaça
1.s-10 tl
b-ver 1 kilo o zaman
böreği tarttı gayet güzel paketi de yaparken,
1.s- isterseniz 10 tane vereyim kilosunda 6 tane var
b- yok 1 kilo olsun
1.s- ama aynı hesap bi farkı yok ondan şeyettim
b- olsun 1 kilo istiyorum ben
2.s- arkadaş anlatamadı beyefendi, 1 kilosu da 10 tl, 10 tanesi de 10 tl
b- öyle desene, ver o zaman 10 tane.
forgotten hopes forgotten hopes
2000 yılında bodrum'a taşınmıştık. ilk defa gittiğimiz için doğal olarak yer ve yön konusunda bilgimiz yoktu. adres sormak için bodrum garajında bir markete girdik. adresi sorduk ve tam çıkarken dükkan sahibi bize "hooop hemşerim camdaki yazıyı görmediniz heralde !" şeklinde bağırdı. ben cama baktığımda beynimden vurulmuşa dönmüştüm. camda "adres sormak ücretlidir" yazıyordu. babamın elinden adamı zor aldım. hayatımda "ohanzi" dediğim anlardan biridir.
1 /