dut

2 /
eni eni
ağacına çıkıp hasret giderdiğim meyvem. böyle beyaz tişörtle çıkıcaksın bir de o ağaca, karaduta bezeneceksin baştan başa.
mustafa mustafa
genellikle silkeleme yöntemiyle toplanan, satılan ve sofralarda yer alan cici şeydir, ezik büzük, sulanmış olsalar bile.

bir de dalından özenle, tek tek, ezmeden, sulandırmadan sadece yeneceği kadar toplanan ve servis edilenleri vardır, tam bir nimettir. kimileri parmak kadar olur, simsiyah olurlar. dile dokunduğunda erimeye can atarcasına tat bırakırlar, küçük saplarından tutularak emilir, dişlerin arasından çekilir. inanılmaz bir hoşnutluk sağlar.

(bkz: ohh)
fayton fayton
yürürken adamın kafasına çat diye düşebilen ballı şekerli meyve. ya da milim kala tam önünüze pat diye. kafa ile yer arasında ses farklılaşıyor tabii.
kısmet derler kısmet.
çatapat çatapat
karıncalar izin verirse ağaca çıkıp orda yeneni makbuldur. yok eğer fırsat vermiyorlarsa ağacın altına serilen kocaman bir çarşafa düşenleri fazla yıkamadan (çok su tadını bozar) üçer beşer ağza atıp o şahane tadın dille sevişmesine izin vermeli.

bunun kurutulmuş olanı var bir de. tabi ki aslının tadını vermez ama yine de özlemle anıldığı dönemlerde hasret gidermeye yarar.

çok yenmemesi gerekir, cır cır yapar. fakat başladıktan sonra bırakabilen beri gelsin. nirvana gibi lezzet.
axenoria axenoria
ağacı incir ağacı gibi çok kaygandır vedalları da çok kırılgandır.yaklaşık üç metre tepesinden düşmeme neden olan yegane meyve ağacı.
nhxmh nhxmh
isterseniz 1500 yaşına gelin bu ağacı yolda görünce dalmayan insan yoktur. sapıyla yemesi makbul olmasa da hırsızlığın verdiği heyecanla bütün bütün yutulur.
2 /