düzen

1 /
neverlander neverlander
öyle muzdaribim ki bu durumdan, ancak o kadar olur. nedir bu düzen kardeşim?kime göre neye göre?ben her gün sabah 6 da yatıp öğlen 2 de kalkıyorsam kendime göre bir düzenim yok mudur?neye göre kime göre düzen?ama gel de bunu ailene anlat. sinirlendim bak yine...
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
içine doğduğumuz kuralsızlığı çeşitli kurallar üreterek, uydurarak ve onlara uymaya çalışarak bertaraf etmeye çalışıyoruz. bunun ismi düzen oluyor. ama hiç düzenli değil. bir kere o çeşit çeşit yüzlerce, binlerce kuralın aynı gerçekliğin içinde varkalmaya çalışması ve birbiriyle etkileşim içinde olması, yepyeni, bambaşka, şahane bir kaos doğuruyor. mutlak kaosu, uydurulmuş kaosla değiştirmeye çalışıyoruz. sanki depozitolu. bunu yaptığımız anda mecburen insandan da uzaklaşmaya başlamış oluyoruz. ideolojilerin deli gömlekleri olduğunu söyleyen cemil meriç bence kördü ve yanılıyordu. deli gömleği olan kurallar bütünüydü. doğal dünyanın içinde yapay bir sahne oluşturmak gibi. insanı "gerçek insan"dan uzaklaştıracak ne kadar klişe, ne kadar kült, ne kadar kural varsa hepsinin tek yaptığı aslında sahtelik üretmekti.

peki ne yapalım, gidip kendi yüzümüze tüküreceğimiz bir yalnızlık mı bulalım? ki zaten hepimizde var ondan.

bana kalırsa "gerçek insan"a geri dönüp kendimizi yeniden bulmamızın tek yolu mutlak kaosa geri dönmek. anarşizmin kurallı düzeni ötesinde bir kuralsızlık. post-apokaliptik fanteziler gibi bir gerçeklik. insanın tüm duygularının, tüm yaşama isteğinin, tüm seçimlerinin, tüm vazgeçişlerinin, tüm kurallar bütününden arınmış ve kendi kendiyle buluşmuş hali.

tek uğraşımızın hayatta kalmak olduğu bir dünyada elimizde gerçek duygulardan başka hiçbir şey kalmayacaktır.
void void
an geliyor bir sibirya kurdunun kürkü canlı canlı yüzülüyor. an geliyor bir misket bombası patlıyor bir okul üzerinde ve bir düzine çocuk ölüyor. an geliyor teknoloji harikası bir jetten yangın bombası atılıyor bi afganlının çadırına ve bi afgan çocuk yanarak can veriyor gece saat 3 de.

an geliyor şehrin bir yakasında yanlız bir yürek çığlık atıyor bütün şehir uyurken.

böyle düzeni sikiyim
void void
bu bok öyle bir şey ki; fark ettiğinizde kendinizi içinde buluyorsunuz. size ait olmayan kurallar silsilesi içinde buluyorsunuz kendinizi. doğuyor büyüyor ve bir anda karşınızda bilmem ne evrensel hukuk standarlarıyla bir duvar peydah oluyor.

lan! belki ben doğuştan katı pozitivistim, belki nihilist belki koasa inanan bi salağım. belki de neo-darwinist biriyim. ben doğuyor büyüyor ve benim onayımın olmadığı bir hukuk altında buluyorum kendimi ve bu kurallara uymayı bir güç dikte ediyor bana. ne kadar adil lan bu! tek suçum bu gezegende dünyaya gelmek mi?

bence askerde olduğu gibi; doğan ve ergen olan her birey bu normlara uyacağına dair bir belgenin altına imza atmadan bu hukuk normlarından muaf olmalıdır. tıpkı askerlikteki gibi.. yemin törenine kadar kişiler yaşadıkları uzayın normlarından muaf olmalılar.

lan bir düşün! elin oğlu yazıyor çiziyor bir şeyler. bunu yaparsan suç bunu yaparsan suç değil! eğer ben o adamın dediğine uymazsam beni hapse atıyorlar. bu ne la!

lan ayıoğlu ayılar! biz doğuştan günahkar yaratıklarız. doğamızdaki herşey kusurlu. günahklar ve suç işlemeye eğilimliyiz. doğuştan hsuç işlemeye açık bir yaratığız. genetik bug'larla doluyuz lan!

doğal seleksiyon çarkına lütfen daha fazla müdahale etmeyin. hukuk adalet ortadan kalksın. yok öyle bir şey! hiçbiriniz tanrı değilsiniz. tanrı olamazsınız! değerler erdem gibi doğanıza ait olmayan bu şeylerle sarılmanız yaratılışınıza ait değil. aksine kusurluluğunuzun dolaylı tezahürü. bu ne kompleks ama!

sürekli iki şey duyuyoruz; biri tanrı diğeri şeytan.

içimizdeki güzellikleri kendimize yakıştıramadık tanrıyı icad ettik. içimizdeki kötülüğü görmeye tahammül edemdik şeytanı yarattık. artık fark edin; bu ikisi de biziz lan. yin yang gibi. evrene ait güzellikleri ve çirkinleri aynı bünyede yaşatıyoruz.

vurun la kendinizi! hepiniz iğrenç yaratıklarsınız. güzel bir karşı cins ile bir gece için yemeyeceğiniz bok yoktur.

yok düzenmiş tertipmiş estetikmiş. erdemler, değerlermiş. alayını sikiyim. hiçbiri bize ait değil. genetik yazılımımız tek şey dikte ediyor; git bol bol seviş, değişik karşı cinslerle beraber ol. tek eşli olma. hep seviş. spermlerin evrenin diğer ucuna ulaşsın.

önkoşulları böyle konmuş bir uzayda bu kadar uzun cümleler kurmak bile yersiz. değmez! hepimiz üremeye programlı iğrenç yaratıklarız. doğanın kanunu bu naparsın. tiksindim! vuracam la kendimi!
otomobil otomobil
insanın, özgürlüğünün getirdiği sorumluluklardan kaçış yoludur. düzene ayak uydurursunuz ve kendi başınıza karar vermeniz artık gerekmez. sorumluluk almanız gerekmez. yaratıcı, üretici olmanız gerekmez. özgün olmanın riski olmaz. düzen, çoğunluğun yaptığıdır. adına ister din deyin, ister iş, moda, demokrasi ...

uzunca senelerdir kendimizi düzene ayak uydurmak için çok iyi eğittik. otoriteye teslim olmak gerek, hangi otorite; düzen. okullardan başladık, lise, üniversite ... devam ettik. etmişiz ...
240485 240485
"sofradan en fazla payı alanlar, 'bize kanaatkar olmayı öğretiyor.'
karnını doyuranlar, 'açlara seslenip gelecek güzel günlerden bahsediyor.'
ülkeyi uçuruma sürükleyenler, sıradan insan için ülke idare etmenin zor olduğundan dem vuruyor."

diyerek mükemmel bir şekilde özetlemiş içinde bulunduğumuz sistemi, bertolt brecht.

nasıl daha rahat düzerim diye, bize düzülme şekillerini öğretmeye çalışan birileri var ve düzüldüğünün farkındalığını yitiren kişiler de ancak düzen kişiye methiyeler düzüyor.
1 /